Haftanın Peraşası BülteniMoşe, Bene-Yisrael'e her şehirde, yargıçlar ve yasayı uygulayıcı polis memurları görevlendirmelerini söyler; "Adalet! Adaleti takip edeceksiniz" diye emreder onlara ve "bunu yozlaşmadan ve kimseyi kayırmadan yerine getireceksiniz" der...


arşiv...

Bu Hafta İçin Saatler 

7 ELUL

Gelecek Hafta İçin Saatler

Şabat

Başlangıç

Bitiş

5779

Şabat

Başlangıç

Bitiş

Yeruşalayim

18:21

19:32

-----

Yeruşalayim

18:12

19:23

Tel Aviv

18:38

19:34

7 EYLÜL

Tel Aviv

18:29

19:25

İstanbul

19:14

19:55

2019

İstanbul

19:03

19:43

İzmir

19:12

20:01

 

İzmir

19:01

19:50

ŞOFETİM- שפטים



 

Peraşa Özetİ
[www.chabad.org]
(Devarim 16:18-21:9)

 

Moşe Bene-Yisrael'e, şehirlerinde yargıç ve polisler atamalarını söyler. Önemsiz bir miktarda bile olsa, rüşvet yasaktır. Putperestlerin yaptığının aksine, Tanrı'ya yönelik korbanların sunulacağı Mizbeah'ın (sunak) yakınına ağaç dikilmeyecektir. Korban olarak sunulacak hayvanları bundan alıkoyacak kusurlar ve işaretler listelenir. Tora'nın standart-dışı uygulanmasını engellemek için, yeni bir kanunu gerektiren durumlarda, Tora ölçütlerine göre kanun koyma yetkisi Sanedrin'in olacaktır.

Sanedrin'in kararlarına uymayı reddeden bir Tora bilgininin cezası ölümdür. Bir Yahudi-kral, görevinin ve makamının onur ve gücünü vurgulayacak mal ve sembollere sahip olabilir; ama bunu kişisel kaygılar sebebiyle yapamaz. Kendisine iki tane Sefer-Tora yazmalıdır. Bunlardan birini her gittiği yere götürmelidir - böylece gururdan kaçınacaktır. Ne Koenler ne de Leviler'in, Erets-Yisrael'de payları yoktur; geçimleri, halkın geri kalanının Maaser (ondabir) bağışlarıyla sağlanacaktır. Her türlü büyücülük yasaktır. Tanrı Bene-Yisrael'e, onlara rehberlik edecek peygamberler göndereceğine söz verir ve Moşe, yalancı ve gerçek peygamberleri ayırt etme yolunu açıklar. Hata sonucu ölüme sebebiyet veren birinin, ölen kişinin yakınlarından korunmak amacıyla kaçacağı sığınak şehirler belirlenecektir. Ancak kasten öldürmüş olan biri, kan davası güden bu yakının eline teslim edilecektir. Moşe Bene-Yisrael'i, arazilerini genişletme amacıyla sınır işaretlerini yerlerinden oynatmamaları konusunda uyarır. Üçüncü bir kişiyi suçlamak amacıyla komplo kuran iki şahit, o kişinin, suçlu bulunduğu takdirde göreceği cezaya çarptırılacaktır. Bene-Yisrael savaşa gitmeden önce, Tanrı'ya yönelik güvenin bir göstergesi olarak yeni bir Koen Gadol meshedilecektir. Yeni bir ev inşa edip, henüz içinde oturmamış, ya da savaştan korkan kişiler, orduya alınmaktan muaf olanlar arasındadır. Düşmana öncelikle barış teklif edilecek, reddetmeleri halinde tüm erkekleri öldürülecektir. Kuşatma yapıldığı zamanlarda, meyve ağaçlarına dokunulmayacaktır. Şehir dışında faili meçhul bir cinayet işlenmişse, cesedin bulunduğu yere en yakın şehrin ileri gelenleri bir buzağı alacaklar, kesip, ellerini üzerinde yıkayarak "bu kanı bizim elimiz dökmedi" diyeceklerdir.

 


ZAHOR ET YOM AŞABAT – ŞABAT GÜNÜNÜ HATIRLA

 


Şabat günü taşıma riskine karşı ceplerine evin içinde bile bir şeyler konulmamalıdır. Unutkanlık nedeniyle kişinin cebindekiyle dışarıya çıkması riskini alması istenmez. Elbiselerin parçaları olan şeyler üzerimizde taşınmaz. 

 

HAFTANIN SÖZÜ

 


“Hukukun olduğu her yerde – barış vardır.” (Bilge kişi)

 

Mİ-DRAŞ YİTSHAK
Rav İsak Alaluf
ADALET VE TOPLUM

 


Bu hafta yazımızda adalet kavramının her toplum için temel bir gereklilik olduğunu toplumun gerçek anlamda devamı için adalet işleyişinin çok önemli olduğunu anlamaya çalışacağız. Adalet ile şefkat arasında mutlak bir ilgi vardır.

Even Şoşan sözlüğünde adalet kavramı; “dürüstlük, samimiyet, hakikat yolu, doğru yargılama” olarak tanımlanmaktadır.  Şefkat ise aynı sözlükte; “bol iyilik, sadaka, sevgi ve cömertlik eylemi, haklarında diretmeyen tavır” şeklinde tanımlanır. Hesed dediğimiz Şefkat karşılık beklentisi olmaksızın yapılan iyi kalplilik ve cömertlik eylemini belirten TaNah kökenli bir sözcüktür. TaNaH’ta peygamberler, “hesed” üzerine ve adalet, hukuk ve merhametle entegre edilmiş bir “hesed” sevgisi üzerine kurulu bir toplumsal davranışı öğütlemişlerdir: Zeharya peygamber bu konuda yedinci bölümün dokuzuncu cümlesinde “hakikat hukukuyla yargılayın; ve şefkat ve merhametle birbirinize davranın” demektedir.

Bütün bu açıklamaların sonunda, “tsedek – adalet” ve “hesed – şefkat” kavramlarının birbirine çok yakın, hatta birbiriyle iç içe olduğunu görmekteyiz. 

Bu serinin açılışında bir aşama daha ilerleyelim ve “tsedek” ve “hesed” kavramlarının ötesinde, bu ikisine kayda değer ölçüde bağlı olan bir başka kavramı ekleyelim: Hakikat “emet” kavramı.  Teilim 85/11’de bu üç kavramı da görebilmekteyiz.  “Şefkat ve hakikat buluştular; adalet ve barış öpüştüler”. Eğer adalet zaten varsa, hakikate ne gerek vardır?

İlk bakışta, eğer adalet varsa o zaman hakikate gerek olmamalıdır. Bu bir tür gereksiz ikileme gibidir. Ancak bazı kaynakları kullanarak cevaplarımızı keşfetmeye çalışacağız.

Masehet Dereh Erets Zuta’da Şalom bölümünde şöyle bir öğreti vardır: “Orada öğrendik: Raban Şimon ben Gamliel şöyle der: Dünya üç şey üzerinde varlığını sürdürür: Hakkın üzerinde, hakikatin üzerinde ve barışın üzerinde. Rav Muna şöyle dedi: Ve üçü aynı şeydir: Hak yerine getirildiği zaman, hakikat yerine getirilir, barış yapılır. Ve üçü tek bir pasukta söylenmiştir. Pasukta söylendiği gibi: “ Kapılarınızda hakikat, hukuk ve barış ile yargılayın.” Hukukun olduğu her yerde – barış vardır.”

Bu kavramlar, birbirlerine çok yakın da olsalar, aynı değildir. Hak ve adaletin peşinde gerçekleştirilen arayış çok önemlidir. Ama daima hakikati ortaya çıkarmaya ihtiyaç vardır. Hakikat gün ışığına çıkana kadar araştırmak ve bunun peşini bırakmamak gerekir.

Mişna’da Raban Şimon ben Gamliel dünyanın üzerinde bulunduğu üç sütunu daha önce de söylediğimiz gibi “hak”, “hakikat” ve “barış” olarak belirtir. Hemen ardından da Zeharya’nın pasuğunu ekler. Mişna yorumları konusunda her zaman başvurulan bir kaynak olan Rabi Ovadya de Bartenura bu üç ilkenin varlığı durumunda dünyanın varlığını ve insanların oradaki yerleşiminin devamlılığını sürdüreceğini aktarır. Aynı zamanda haklı ile haksızın ayrılacağını, hakikat sayesinde yalan söyleme alışkanlığının gerileyeceğini barışın da gerek insanlar ve gerekse devletlerarasında tesis edileceğini öğretir. Dünyada asgari bir düzen olmaması tam bir kargaşa ortamının oluşmasına neden olur. Adalet her türlü hukuk sistemi için hayati öneme sahiptir. Yargı süreci hakikatin bulunması temeline bağlıdır. Daha önce de belirttiğimiz gibi hakikat olmadan adalet yoktur. Hakikat ortaya çıktığında barış zamanı gelmiş demektir.

Midraş Raba Şofetim peraşasında Rabi Şimon ben Gamliel’in bir öğretisine yer verir.  Din’le yani hak, yargı ile alay etme, çünkü o dünyanın üç ayağından biridir. Neden? Çünkü Hahamlarımız şöyle öğrenmişlerdir: Dünya üç şey üzerinde varlığını sürdürür: ‘Hakkın üzerinde, hakikatin üzerinde ve barışın üzerinde.’ Aklını şuna ver ki, şayet Din’i saptırırsan, onun, ayaklarından birini teşkil ettiği dünyayı sarsarsın.”

Adalet konusunun düşünsel yönünü farklı düzeylerde ele aldıktan sonra, bu birimde konunun pratik yönüne girmeye çalışacağız. Doğal olarak, işe, yargıçlarla ilgili kuralları inceleyerek başlayacağız. Tora, Devarim kitabında peraşamızda bize şöyle emretmektedir:

“Kabileleriniz için, Tanrı’nın sana vermekte olduğu tüm şehirlerinde kendine yargıçlar ve polisler ata; halkı adil bir yargıyla yargılasınlar. Yargıyı saptırma, kimseye ayrıcalık yapma ve rüşvet alma, çünkü rüşvet bilgelerin gözlerini köreltir ve doğru sözleri çarpıtır.”

İlk bakışta yargıçlara hitap eden emirler görmekteyiz. Aslında cümle cümle incelersek bunların aynı zamanda halkın liderlerine, yargıçlara ve tüm halka hitap amaçlı olduğunu keşfedebiliriz.

Tanrı’nın bizden ne talep ettiğini Miha kitabındaki 6/8’de yer alan şu sözlerden öğreniyoruz. “Tanrı sana neyin iyi olduğunu ve Tanrı’nın senden ne talep ettiğini söyledi: Sadece adaleti yerine getirmen, iyiliği sevmen ve Tanrı’nla tevazu içinde yürümen.”

 

 

DİVRE TORA
Rav Yehuda Adoni

 

Devarim kitabının, Şofetim peraşası toplumun huzur içinde yaşayabilmesi için gereken kurallarından söz eder. Şelomo Ameleh, Mişle kitabında “Derahea darhe noam vehol netivotea şalom” – Tanrı yaptığın her şeyin bereketini verecektir. Toramızın bize gösterdiği yolu şöyle tanımlar: Toramızın yolları hep güzel yollardır. Bizlere güzel istikametler gösterir. Toplum içinde huzurun var olabilmesi için “Ben adam lahavero” İnsanlar, arkadaşlar, kardeş ve akrabalar arasında iyi ilişkiler kurmaktır. Özetle Tov laşamayim ve tov laberiyot. Tanrı nezdinde ve insanlara karşı iyi davranışlar da bulunmaktadır.

Bir hafta önce okuduğumuz Ree peraşası ki yevareheha  Aşem… “behol tevuoteha uvhol maase yadeha” – Pasuğu cümlesi ile biter. Peraşamız şofetim ve şoterim titen leha behol  şeareha cümlesi ile başlar. Bu cümlenin anlamı toplum içinde disiplinin ve de adaletin çok büyük anlam taşıdığını belirtir. Bu anlamlı sözleri kendi şahsımız için düşünecek olursak bizzat içimizde dürüstlük ve adalet duygularının sarsılmaz şekilde yerleşmiş olması gerekir. Herkese karşı dürüst davranmak. Tüm davranışlarımızda adil olmak prensibine sadık kalmaktır. Bu duygulara sahip kişiden hiçbir zaman kötülük göremezsiniz. Her zaman topluma bir örnek teşkil eder. Bilgelerimiz bedenimizin üç uzvunun tora öğreniminde büyük önem taşıdığını söylerler. Gözler, kulaklar ve de ağız. Yetser ara bu üç uzvun düşmanıdır. Onlara karşıdır. İnsanı rahatsız eder. Ve bu uzuvları kötüye kullanması için ikna eder. Ulu Tanrımız bizlerin dürüst olmamızı ister. Onu dinlersek ödülü büyüktür. Bizim olaylara karşı güçsüz ve zayıf olduğumuzu bildiğinden bu üç uzvumuza kapılar yapmıştır. Görmememiz icap eden herhangi bir şeyi, görmememiz için göz kapaklarımızı yaratmıştır. Kendine hakim olan kişi gözlerini kapayabilir. İşitmememiz icap eden bir şeyi, işitmememiz için kulaklarımızı kapayabiliriz. Hele konuşmamamız gereken bir şeyi konuşmamamız için dilimizi, dişlerimiz vedudaklarımızı yaratmıştır. O sözün veya sözlerin ağzımızdan çıkmasına mani olabiliriz. David AmelehTeilim kitabında ‘sur mera vaase tov” kötülükten kaç, iyilik yap. Yine güzel bir söz şomer piv ulşono şomer mitsarat nafşo. Ağzını ve dilini koruyabilen insan canının tehlikeden korur. Sonuç olarak gözlerimizle Ulu Tanrımızın bizler için yarattığı güzel dünyayı doya doya görelim ve David Ameleh gibi ilahiler söyleyelim, dualar yapalım. Bilgelerimizin güzel sözleri Divre Tora sözleri söyleyen keilalalara koşa koşa gidelim, can kulağı ile dinleyelim. Yine ağzımızla güzel sözler, dualar ve birbirimizle sevgi, samimiyet dostluk sözleri söyleyelim. Pirke Avot Kitabında “ im en kemah en Tora im en Tora en kemah” tam tercümesi: un yoksa tora olmaz, tora yoksa un olmaz. Açıklaması ise: Tora bilindiği gibi kutsal Toramızı ifade etmektedir. Onu gece gündüz okumak ve öğrenmek zorundayız. Un’un anlamı ise geçim, nafaka, maddi hayat. Bu iki unsur birbirine çok bağlıdır. Tora öğrenmek için, Tora öğrenene Tanrı başarılı olabilmesi için bereket ihsan eyler. Evinin geçimini sağlayabilmek için o berekete sahip olan kişi de sevinçle, sevkle Tanrı’ya karşı görevini yerine getirmenin mutluluğu ile Tora’yı öğrenir ve de öğretir.

 

 

GENÇ NESİLDEN ÖĞRENİYORUZ
Beri Bahar

 


Tora maneviyattaki en yüksek seviyeden bahseder: “...tüm günler boyunca Tanrı’yı sevmek ve (O’nun) Yolları’nda yürümek üzere yerine getirmek için gözettiğin zaman...” Devarim 19:9. “Onun yollarında yürümek” nedir? Ve Tora neden “tüm günler boyunca” kelimelerini vurgular?

Hahamlar şöyle açıklar, Tanrı’nın yollarında yürümek şu anlama gelir: İyilik yaparak ve merhametli olarak ona benzemeliyiz. Bazı insanlar hataya düşüp birisine büyük bir iyilik yaptığında, “hesed” yani iyilik yapma yükümlülüklerini birkaç haftalık için yerine getirdiklerini zannederler. Bu yüzden Rabi Yisrael Meir Kagan şöyle der, Bu yüzden Tora Hesed mitsvasının tüm günler boyunca olduğunu vurgular. Hayatımızın her günü yolumuzdan çıkıp birisine iyilik yapmalıyız. Böylece Tanrı gibi oluruz!


Bu bir odak ve ileriyi düşünme meselesidir. Birisine kapıyı tutmanız için kendi önleminizi alın. Bir araç yan sokaktan girmek isterse, önünüze girmesine izin verin. Her sabah Tsedaka kutusuna para atın. Önceden planlıyorsanız çok kolaydır.  

 

HESED
(PELE YOETS’TEN DERLEMELER)

Ufak tefek şeyler vardır ki bunların verilmesi veya yapılması maddi anlamda kişiye bir yük getirmez. Ancak ne yazık ki kişi bu edimlerin değerini bilmekten uzaktır. Yaşlı ve bilgenin önünde ayağa kalkıp saygı göstermek, anne baba saygısı gibi mitsvalar yapılırken bunların maneviyatı hakkında düşünmek gerekir. O zaman mitsvaların değeri daha farklı olur.