Haftanın Peraşası BülteniMoşe, Bene-Yisrael'e her şehirde, yargıçlar ve yasayı uygulayıcı polis memurları görevlendirmelerini söyler; "Adalet! Adaleti takip edeceksiniz" diye emreder onlara ve "bunu yozlaşmadan ve kimseyi kayırmadan yerine getireceksiniz" der...


arşiv...

Bu Hafta İçin Saatler 

4 ELUL

Gelecek Hafta İçin Saatler

Şabat

Başlangıç

Bitiş

5777

Şabat

Başlangıç

Bitiş

Yeruşalayim

18:36

19:47

-----

Yeruşalayim

18:27

19:38

Tel Aviv

18:52

19:49

26AĞUSTOS

Tel Aviv

18:44

19:40

İstanbul

19:34

20:14

2017

İstanbul

19:22

20:03

İzmir

19:32

20:21

 

İzmir

19:22

20:10

ŞOFETİM- שפטים



 

Peraşa Özetİ
[www.chabad.org]
(Devarim 16:18-21:9)

 
Moşe Bene-Yisrael'e, şehirlerinde yargıç ve polisler atamalarını söyler. Önemsiz bir miktarda bile olsa, rüşvet yasaktır. Putperestlerin yaptığının aksine, Tanrı'ya yönelik korbanların sunulacağı Mizbeah'ın (sunak) yakınına ağaç dikilmeyecektir. Korban olarak sunulacak hayvanları bundan alıkoyacak kusurlar ve işaretler listelenir. Tora'nın standart-dışı uygulanmasını engellemek için, yeni bir kanunu gerektiren durumlarda, Tora ölçütlerine göre kanun koyma yetkisi Sanedrin'in olacaktır.

Sanedrin'in kararlarına uymayı reddeden bir Tora bilgininin cezası ölümdür. Bir Yahudi-kral, görevinin ve makamının onur ve gücünü vurgulayacak mal ve sembollere sahip olabilir; ama bunu kişisel kaygılar sebebiyle yapamaz. Kendisine iki tane Sefer-Tora yazmalıdır. Bunlardan birini her gittiği yere götürmelidir - böylece gururdan kaçınacaktır. Ne Koenler ne de Leviler'in, Erets-Yisrael'de payları yoktur; geçimleri, halkın geri kalanının Maaser (ondabir) bağışlarıyla sağlanacaktır. Her türlü büyücülük yasaktır. Tanrı Bene-Yisrael'e, onlara rehberlik edecek peygamberler göndereceğine söz verir ve Moşe, yalancı ve gerçek peygamberleri ayırt etme yolunu açıklar. Hata sonucu ölüme sebebiyet veren birinin, ölen kişinin yakınlarından korunmak amacıyla kaçacağı sığınak şehirler belirlenecektir. Ancak kasten öldürmüş olan biri, kan davası güden bu yakının eline teslim edilecektir. Moşe Bene-Yisrael'i, arazilerini genişletme amacıyla sınır işaretlerini yerlerinden oynatmamaları konusunda uyarır. Üçüncü bir kişiyi suçlamak amacıyla komplo kuran iki şahit, o kişinin, suçlu bulunduğu takdirde göreceği cezaya çarptırılacaktır. Bene-Yisrael savaşa gitmeden önce, Tanrı'ya yönelik güvenin bir göstergesi olarak yeni bir Koen Gadol meshedilecektir. Yeni bir ev inşa edip, henüz içinde oturmamış, ya da savaştan korkan kişiler, orduya alınmaktan muaf olanlar arasındadır. Düşmana öncelikle barış teklif edilecek, reddetmeleri halinde tüm erkekleri öldürülecektir. Kuşatma yapıldığı zamanlarda, meyve ağaçlarına dokunulmayacaktır. Şehir dışında faili meçhul bir cinayet işlenmişse, cesedin bulunduğu yere en yakın şehrin ileri gelenleri bir buzağı alacaklar, kesip, ellerini üzerinde yıkayarak "bu kanı bizim elimiz dökmedi" diyeceklerdir.

 

Mİ-DRAŞ YİTSHAK
Rav İsak Alaluf
MİSAFİR

 
Bu hafta okuduğumuz Şofetim peraşası genellikle Elul ayının başlarına denk gelir. O nedenle de bu hafta peraşamız ile ilgili konuşurken Elul ayının içerdiklerine de bakmak gerekir. Elul ayı Yamim Noraim olarak bilinen Roş Aşana ve Kipur günlerine hazırlık demektir. Herkes bir şekilde bu önemli günlere hazırlık yapmaya çalışmalıdır. Normalde bir bayrama birkaç gün öncesinden de hazırlanmak mümkündür ancak söz konusu “mahkeme” olunca hazırlığımızı ona göre yapmak gerekir.

KAPIDAKİ ÇAĞRI

Şir Aşirim’de yer alan “pithu li ahoti rayati yonati tamati şeroşi nimla tal” cümlesinde sevgilinin sevdiğim, eşim kardeşim güvercinim gibi sözlerle kapıyı çalmasına dikkat kesilmemiz istenmektedir. Sevdiğimiz kapıyı çalmakta, bu sese kulak vermemizi istemektedir çünkü başı çiy ile dolmuştur.

Söz konusu Şir Aşirim olunca iki sevgili arasındaki ilişkiyi Tanrı ile toplum arasındaki ilişkiye benzetmek gerekir. Tanrı ile toplum arasındaki sevgi iki nişanlının birbirine duyduğu aşka benzetilir. Çalınan kapı ise kalbimizin kapısıdır. Çünkü kalbimizin kapısı kapalıdır. Mitsva yapmaktan, Tanrı’nın yolundan uzaklaşmış ve kapı sımsıkı kapatılmıştır. Tanrı kapıyı çalarak onu aralamamızı istemektedir. Çünkü büyük mahkeme öncesinde bizlere tanınan fırsatlardan biri olan Elul ayı gelip çatmıştır. Gemara bununla ilgili olarak “pithu li petah befitho şel matah – bana iğne deliği kadar bir delik açınız” demektedir. Bu küçük delik hayatımızı iyileştirmek için yaptığımız küçük değişiklikleri, küçük adımları içermektedir. Çünkü Tanrı’ya yaklaşmak için önce küçük adımlar atmak gerekmektedir. Bazen yetser ara’nın sesine kulak veririz. Yetser ara “ya hep ya hiç” demektedir. Bizim için “hep” çok olduğundan “hiç” seçeneğine tıklamak her zaman daha çekicidir. Onun için yetser ara’nın sesine kulak vermeden köklü değişiklikleri adım adım gerçekleştirmek gerekir. Bu değişiklikler bazen dikkat etmediğimiz çok küçük bir şey bile olabilir. Örneğin sinagogta “alenu leşabeah” duası okunurken kişi ya talet katlamak peşindedir ya da yanındakiyle sohbet havasındadır. Bu duayı hazan ile beraber okumak ilk adım olabilir. Başka bir örnek vermek istersek “Birkat Amazon” ezbere bilinse bile daha kavana ile okumak için kitapla okunması tercih edilebilir. Görüldüğü gibi atılan adımlar küçük ama önemlidir.

İĞNENİN SİMGELEDİĞİ

Rabiler açılması gereken deliğin neden “iğne” deliği ile gösterildiği konusunda farklı açıklamalar getirirler. Bunlardan bir tanesine göre iğne deliği küçüktür ama kapanmaz. Yani bu yolda atılan ilk adım küçük olabilir ama geri dönüşü olmaz. İyi yolda atılan ve geri dönmeyen adımlar gelecek için umut taşır.

Bir başka açıklamaya göre sene boyunca bizler Tanrı’dan uzaklaşırız. Sanki üzerimizdeki elbiseyi parça parça yaparcasına mitsva yapmaktan, tsedaka vermekten, sinagoga gitmekten kendimizi alıkoyarız. Elul ayı gelip kapılan çalınmaya başlayınca o parçaları birleştirmek gerekir. Elbiseyi birbirine dikmek için de “iğne” elverişli ve gerekli bir araçtır.

AFFEDİLMEK

Peraşamızda kralın özelliklerinin anlatıldığı bir bölüm vardır. Şemuel peygamber döneminde halk kral isteyince Şemuel krallık haklarını halka öğretmek ihtiyacını hisseder ve bunları yazdırır. Krala karşı yapılan yanlışın her zaman geri dönüşü yoktur çünkü monarşilerde sürekli bir “af” mekanizması işlemez. Halbuki Tanrı hepimizin hem “babası” hem de “kralı” bize geri dönmek için sayısız fırsat tanımaktadır. Çünkü bizleri gerçekten sevmektedir. 

Pasuğumuzun sonunda yer alan “şeroşi nimla tal – başım çiy dolu” sözcüklerini anlamak için öncelikle bir Midraş’a bakacağız. Tanrı bizleri kurtardığında bizlere şöyle diyecektir. “Gelin çocuklarım bendeki teselli kadehinden için.” Bene Yisrael buna cevap verir: “Önceleri bizlere kızgındın, evimizi yıktın, bizleri sürgüne yolladın şimdi bizi teselli mi edeceksin?” Tanrı buna bir örnekle yanıt verir. Günün birinde bir adam bir kadınla evlenir. Bir zaman sonra kızgınlık anında onu evden kovar. Bir süre geçtikten sonra öfkesi yatışır ve tekrar eve dönmesini ister. Kadın ona “beni evden kovdun şimdi dönmemi mi bekliyorsun” deyince adam da “sen gittiğinden beri ben hiç eve girmedim” şeklinde yanıt verir. Tanrı “Bet Amikdaş yıkıldıktan sonra ben de göksel makdisime hiç girmedim sizler gibi galutta dolaştım. Bana inanmıyor musunuz? Gece dışarıda kalan kişi gibi başım çiy ile doldu” demektedir.

TANRI MİSAFİRLİK İÇİN BEKLİYOR

Tora’da yer alan en önemli mitsvalardan biri “ahnasat orhim – misafirperverlik” mitsvasıdır. Eve gelen misafir de kendisine yapılan bu iyiliğe karşılık verir ve Birkat Amazon’da misafir için olan bölümü okuyarak ev sahibini, ailesini ve evini kutsar. Günün birinde büyük bir Rabi eve gelmek istiyorsa gelecek berahanın büyüklüğü tartışılamaz. Olur da David Ameleh gelebilse onun vereceği berahanın büyüklüğü son derece büyüktür. Hele hele ilk yaratılan insan olan Adam’ın geldiğini hayal edersek Tanrı’nın yarattığı fiziksel anne babası olmayan tek insanın vereceği beraha ne kadar muhteşem olabilir. Ancak Elul ayında ne büyük bir Rabi ne de başkası kapımı çalmamaktadır. Dışarıda, galutta kalmaktan başı çiy ile ıslanmış olan sevdiğimiz yani Tanrı kapıda içeriye kalbimize girmek için beklemektedir. Çünkü Bet Amikdaş yıkıldıktan sonra Tanrı’nın barındığı en kutsal mekan iyi ve dürüst bir insanın kalbidir. “Veasu li mikdaş veşahanti betoham” pasuğunda Tanrı bizlerden bir makdis yapmamızı ister ancak o “içinizde kalbinizde barınacağım” demektedir. Normal düşünce tarzında Tanrı’nın bu misafir olma isteğine olumsuz yanıt verecek kimse olmaz. Tanrı’nın bereketinin sonsuz olduğu da aşikardır. Ancak olur da bunu kabul etmeyen çıkarsa peygamber Yeşayau’nun sözlerinde olduğu gibi Tanrı “madua bati veen iş karati veen one – neden geldim ve kimse yok seslendim cevap yok” diyecektir. 

Bazen Tanrı çocuklarının bu galut içinde hiçbir şeyle ilgilenmediklerini ve teşuva kapılarını zorlamadıklarını görür. Bet Amikdaş dönemlerinde korban ve Kohanim ile bu motivasyonu sağlamak kolaydı ama günümüzde bu motivasyonu sağlamak zordur. İşte bazen bu motivasyonu sağlamak için Tanrı görev başındadır ve bunun için olaylar meydana getirir. Bazen açık mucizeler, bazen savaşlar bazen de içimizi sarsacak olaylar ortaya çıkar. Buradaki amaç çocuklarını bir babanın sarsması gibi Tanrı’nın bizleri motive etmeye çalışmasıdır. İşte böyle bir durumda Tanrı kapımızın önünde “pithi li – kapıyı açın” demektedir. Tanrı’nın sözleri çok güçlüdür çünkü kainatı sözcüklerle yaratmıştır. Tanrı’nın “kapıyı aç” çağrısı insanın sarsılmasına neden olur ve ruhuna hitap eder. Çünkü kapımıza gelecek en önemli misafir bizi beklemektedir.

YAĞMUR VE ÇİY

Yağmur ile çiy arasında önemli farklar vardır. Yağmur dünya kaynaklıdır. Dünyadaki sular buharlaşarak bulutları oluşturur onlar da yoğunlaşarak yağmur halinde tekrar dünyaya iner. Suyun buharlaşması yapılan iyi bir edimi, bulutlar gökleri sarsacak güçlü motivasyonu inen yağmur da berahayı temsil eder. Ancak çiy çok farklıdır. Çiy göksel kaynaklıdır. Çiyin indiğini “morid atal” ifadesi ile belirtiyoruz. Burada motivasyon Tanrı’dan gelir ve bizi uyarmak için sarsmak için başında çiy ile bizleri beklemektedir.

Yağmur sürekli değildir. Bazen yağar bazen de yağmaz. Eliyau Anavi kral Ahav döneminde üç yıl boyunca yağmur yağmayacağı kehanetinde bulunmuş ve bu da gerçekleşmiştir. Yani bazen bizler motive oluruz bazen de olmayız. Halbuki çiy asla durmaz devamlıdır. Tanrı bizi motive etmek için her zaman iş başındadır.

Yağmur hem gece hem de gündüz yağar. Çiy yağışı sadece gecedir. Pasuk “uvredet atal al amahane balayla” demekte Rabenu Bahye de gündüz çiy yağışının olmadığını öğretmektedir.

Gündüz iyi zamanları temsil eder. Bet Amikdaş vardır her şey yolunda gitmektedir. Ancak gece galut demektir. İnsanlar keyifsiz ve isteksizdir. Hiçbir şey yapmaya mecalleri yoktur. İşte bu sırada çiy inmeye başlar ve bizleri motive eder. Tanrı sürgünde bizi bırakmamıştır çünkü çiy yapışı gece boyunca vardır. Oşea’da yer alan pasuk “eye hatal leYisrael – İsrael için çiy gibi olacağım” demektedir.

Günün birinde tehiyat ametim olacak ve tsadikler dirilecektir. Tanrı bunu göklerden çiy göndererek yapacak ve çiy o insanın dirilmesini sağlayacaktır. Bu yüzden “morid atal” cümlesi “tehiyat ametim” berahasında olunur. Yağmur cümlesi de burada okunur ancak insan hayatta iken iyi edimlerle yağmur yağmasını sağlayabilir yani motive olur o da beraha getirir. Ancak ölmüş olan bir insan artık mitsva yapamaz. Onun yerine Tanrı çiy göndererek bunu yapacaktır.

Elul ayı her zaman yirmi dokuz gün çeker. Daha sonra Roş Aşana vardır on gün sonra da Kipur günü gelir. Yani bu süre otuz dokuz gün demektir. Sözünü ettiğimiz “çiy” sözcüğünün İbranice karşılığı olan “tal” sözcüğünün sayısal değeri de otuz dokuzdur.

Tanrı kapıyı çalmakta ve başında çiy ile O’na kapıyı açmamızı beklemektedir. Açıp açmamak elbette kendi kararımızdır. Ancak açmamız durumunda Tanrı’yı evimizde ağırlamanın getireceği bereket sınırsızdır

 

DİVRE TORA
Rav Yehuda Adoni

 
Şelomo Ameleh Mişle kitabında Derahe adarhe noam, Tora’nın yolları huzur verir cümlesi ile Tora’nın insanı kötülüklerden, nefret ve kıskançlıklardan uzaklaştırıp huzur içinde yaşamasını sağlar demiştir. Tanrı dünyayı huzur içinde yaşamamız için yaratmıştır. Dünya Tanrı tarafından iki zıt maddeden yaratılmıştır.Ateş ve su ve bu şekilde bizlere huzur ve barış içinde yaşamayı öğretmek istemiştir. OSE ŞALOM BİMROMAV yükseklerden bize barışı yağdırmıştır. Tanrı’nın bir adı da ŞALOM olur barış, Sinay dağında Tanrı tarafından Tora’yı aldığımızda ruhumuz ve bedenimiz huzur ve sağlığa kavuşmuştur. Tora öğrenen kişiye Tanrı sağlık ve huzur verir, can ve ruh Tora ile doğru yere kavuşur. David Ameleh Teilim kitabında Torat Aşem Temima meşivat nafeş Tanrı’nın verdiği Tora eksiksizdir, bize canlılık verir. Şofetim peraşası her işimizde, aile, iş, arkadaşlık konularında birbirimizle adil şekilde davranmamızı tavsiye eder. Yardımlaşma, kimseyi aç susuz barınaksız bırakmamak en yüce duygulardan biridir.

 Şofetim peraşasında, yaşadığın yerde bir cesetle karşılaşırsan ve onun ölüm sebebini bilmezsen o şehrin ileri gelenleri ve yaşlıları olayı araştırıp, bu kanı biz dökmedik, bizleri bağışla diye Tanrı’dan özür dileyeceksin der. Bunun nedeni bu kişi yabancı, belki bu şehirden geçen bir kişi idi biz görmedik, açlıktan susuzluktan belki de barınacak bir yer bulamadığından hayatını kaybetti. Bu olayın bize verdiği ders kimseyi bilhassa evi barkı yiyecek ekmeği içecek suyu olmayana yardımcı olmak, bencillikten her zaman uzak kalmaktır.

Peraşamızın bir pasuğu: Tamim tiye im Aşem eloeha. Tanrı’ya karşı dürüst olacaksın. İnancın eksiksiz olacak, büyücülük, batıl inançlardan her zaman uzak olacaksın ve bunlara hiç inancın olmayacak, yalnız Tanrı inancı yüreğini kaplayacak bunu aklından çıkarmayacaksın Tanrı kurtarıcı ve yardım edicidir. Kalbin, dilin, aklın  aynı şeyi düşünecek ve aynı şeyi konuşacaksın. Tora sözleri doğrudur onları ulu Tanrı’mız söylemiştir. Büyücü sana yalan söyleyecektir, sen Tora sözlerini kalbine işle doğru yolu o zaman bulursun.

Tişa Beav’dan Roşaşanaya kadar olan yedi haftaya şeva denehamata adı verilir yani yedi teselli haftası ve özel aftaralar okunur.

Büyük bir alim olan Abudaram bu yedi aftaranın ilk sözlerini alarak Tanrı Bene Yisrail ve Navi. Peygamber arasında bir üçlü konuşma haline getirir.

1         İlk aftara: Nahamu nahamu. Teselli bulun.

2         İkinci aftara:Vatomer Tsiyon, Bene Yisrael cevaben teselli bulamıyoruz. Tanrı bizleri bıraktı.

3         Üçünçüaftara: Navi, Tanrı’ya Aniya  soara  lo nuhama. Halkın Teselli bulamadıklarını Tanrı’ya söyler.

4         Dördüncü aftara: Tanrı, Anohi anohi ben onları teselli edeceğim der.

5         Beşinci aftara: Roni Akara lo yalada . Üzülme ben sana yardım edeceğim der.

6         Altıncı aftara: Tanrı Kumi ori. Kalk ben geldim der.

7         Yedinci aftara:  Sos asis B’Aşem Tanrımla her zaman mutlu olacağım der.

 

GENÇ NESİLDEN ÖĞRENİYORUZ
Beri Bahar

 

“Adaleti – adaleti takip et...” Devarim 16:’20

Peraşa’nın başlangıcında Tora bize şöyle der, “ Adaleti - adaleti takip et;” İkinci sefer kullanılan “adaleti” fazla gibi görünür. Ancak bu fazlalığın anlattığı bir şey vardır, acaba bu nedir?

Bazen birisi Tanrı’nın isteğini yerine getirmek ister ancak mitsvaları yerine getirirken kendini çok kaptırır ve daha da ileri gider. Mesela, Sabahleyin dua etmek için çok çok erken kalkmak isteyebilir, ancak sabah kalkması için kurduğu alarm ailesindeki herkesi uyandırır.

Rabi Simha Bunim, Pasuğu şu şekilde çevirir: Adaleti adaletli bir şekilde takip et. Sadece adaleti takip etmek yetmez; baştan sona dürüst bir şekilde yerine getirilmelidir. Tora uygun olmayan yollarla olan kutsallık arayışına hoşgörülü bakmaz. Birisi Mitsvaları yerine getirirken bir başkasının ayak parmaklarına basmadığından emin olmalıdır.

Lublinli Hoze çok büyük bir Mitsva’yı yerine getirmek için sabah çok erken kalkmak istemişti. Önceki akşam eşinden akşam yemeğini çok erken hazırlamasını istemiştir, böylece sabah zamanında uyanabilecekti. Ancak o akşam, sadece yemek erken hazırlanmamakla kalmaz - normalden de geç hazırlanır. Sonuç olarak Rabi zamanında kalkamaz ve o büyük Mitsvayı’da yerine getiremez. Ve kendi kendine düşünür, “Eşime bu olaydan dolayı kızmak için haklı olabilirim, ancak, neden eşime benim Tanrı’ya hizmet etmemi engellediği için kızayım ki? Tanrı’nın benden istediği sinirlenmemem gerektiği değil mi!”

 

YAZILI VE SÖZLÜ TORA
Rav İsak Alaluf
KETUVİM – EHA

 
Beş bölümden oluşan Eha kelimenin tam anlamıyla bir ağıttır. Peygamber Yirmiyau tarafından Bet Amikdaş’ın yıkılışı üzerine kaleme alınmıştır. Yürek parçalayıcı terim ve haykırışlarla dolu olan Eha Tişa be Av günü Arvit ve Şahrit dualarında okunur. Eha ağıtının sonunda Tanrı’dan bizlere teşuva yapma gücünü vermesini istediğimiz cümle vardır. “Bizi Kendine döndür Tanrı’m biz de döneriz. Eskiden olduğu gibi günlerimizi yenile.”

MİMAAYAN
Rav İsak Alaluf
ZOHAR’DAN KISACIK

 
Zohar Akadoş “itaruta diltata” şeklinde bir kavramdan söz eder. Eğer beraha getirmek istiyorsak önce bizim bir şeyler yapmamız gerekir. Bu yaptığımız olumlu edim göklere erişir ve orayı sarsar. Bu sarsıntının sonunda da dünyaya beraha gelir ve her şey etkilenir. Bir bardak su içerken söylediğimiz bir beraha ile gökleri sarsarız ve dünyaya gelen beraha bütün suları mukaddes kılar. Bu olay yukarıda betimlediğimiz gibi Zohar’da yer alır. Beraha için ilk edim dünyada başlar daha sonra göklere çıkar ve beraha olarak geri gelir.

 

HER HAFTA İKİ ALAHA

 
*Yolda olan kişi Şema söyleme vakti geçmekte olduğu zaman Şema söyleme zorunluluğu duyuyorsa sadece ilk pasuk için durur sonra yoluna devam eder.

*Şema söylerken ara verilmez, bir kelime bile konuşulmaz, gözlerle, dudaklarla ve parmakla işaret yapılmaz.

 

HAFTANIN SÖZÜ

 
                                                                            Sevapların senin önünde yürürler. (Yeşayau 58/8)