Haftanın Peraşası BülteniAaron'a,Menora'nın kandillerini yakması emredilir ve Levi kabilesi, Mişkan'da hizmetetmek üzere göreve atanır...


arşiv...

Bu Hafta İçin Saatler 

19 SİVAN

Gelecek Hafta İçin Saatler

Şabat

Başlangıç

Bitiş

5779

Şabat

Başlangıç

Bitiş

Yeruşalayim

19:12

20:30

-----

Yeruşalayim

19:13

20:30

Tel Aviv

19:29

20:32

22 HAZİRAN

Tel Aviv

19:30

20:33

İstanbul

20:23

21:07

2019

İstanbul

20:25

21:07

İzmir

20:18

21:08

 

İzmir

20:18

21:08

BEAALOTEHA- בהעלותך



 

Peraşa Özetİ
[www.chabad.org]
(Bamidbar 8:1-12:16)

 


Aaron'a, Menora'nın kandillerini yakması emredilir ve Levi kabilesi, Mişkan'da hizmet etmek üzere göreve atanır. Manevi açıdan saf olmadıkları için Pesah korbanını zamanında getiremeyen bir grup Yahudi'nin "Bu mitsvadan neden mahrum kalalım?" ricasına cevaben ikinci bir Pesah korbanı (Pesah Şeni) tesis edilir.

Tanrı, Bene-Yisrael'in çölde yolculuk ederken ve kamp kurarken uyacakları düzen hakkında Moşe'ye talimat verir. Halk yaklaşık bir yıl boyunca kamp kurduğu Sinay Dağı'ndan bu düzenle ayrılır.

Halk "gökten yağan ekmek" (Man) konusunda memnuniyetsizdir ve Moşe'den kendilerine et temin etmesini ister. Moşe, halkı yönetme yükünü kendisiyle paylaşmaları için, ruhu ile aydınlattığı yetmiş yaşlı kişi seçer. Miryam, Moşe hakkında olumsuz konuşur ve cüzamla cezalandırılır; Moşe onun iyileşmesi için dua eder ve bütün halk yedi gün boyunca Miryam'ın iyileşmesini bekler.


ZAHOR ET YOM AŞABAT – ŞABAT GÜNÜNÜ HATIRLA

 


Sinagoga geç gelen bir kişi cemaat Şema duasını okumaya yakınken “Aleluyot” ve “Nişmat” okuması durumunda onlara yetişemeyeceğini düşünüyorsa onlarla beraber Şema ve Amida söyler. Şabat günü Şabat Amida’sı yerine yanılıp hafta arası Amida’sı okursa bunun farkına vardığında okuduğu berahayı bitirir ve Şabat’ınkine başlar.  Farkına ancak sonunda varırsa ama daha üç adım geri gitmediyse “Yismah Moşe”den itibaren Şabat Amida’sını okur. Üç adım atmışsa yeniden Amida’ya başlar. Bu durumda olan kişi bunu ciddiye almalı ve hareketlerini kontrol etmelidir.   

HAFTANIN SÖZÜ

 


Kuşların gözü önünde ağ sermek boşunadır. (Mişle 1/17)

Mİ-DRAŞ YİTSHAK
Rav İsak Alaluf
MOŞE VE YEOŞUA

 


Tora bizlere Moşe Rabenu hakkında şu cümleyi öğretir: “Moşe dünya yüzündeki her kişiden daha da alçak gönüllü idi.” Tarihimizde alçakgönüllü olmak konusunda birçok örnek vardır. Bunlarla ilgili hepimizin bildiği öyküler de mevcuttur. Ama nedense Tora Moşe Rabenu’nun alçakgönüllü oluşunu özellikle vurgulamaktadır. Sifri’ye göre Moşe atalardan daha da alçakgönüllüdür.

Birçoklarına göre alçakgönüllü olmak yeteneksiz ve etkisiz olmakla eşanlamlıdır. Ancak bu terimin gerçek anlamı bundan uzaktır. Moşe son derece zengindir.  Moşe Kral Og gibi birini devirecek kadar güçlüdür. Moşe’nin yüzünde Tanrısal varlığın işaretleri vardır. Moşe elli bilgelik kapısının tamamını geçmiştir. Bilgisi kimseyle kıyaslanmayacak kadar ileri düzeydedir. Onun için Tanrı iki kez dünyanın dengelerini etkileyecek mucizeler yapmıştır. Peygamberimiz ilk sözünden son sözüne kadar Tora’yı yazmış ve bunu Bene Yisrael’e öğretmiştir. “Moşe gibi başka bir peygamber İsrael’de çıkmadı” lafını Tanrı Tora’ya koyduğu için bilen bir kişidir. Bütün peygamberlerin en büyüğü olduğunun da farkındadır. Ancak bütün bunların yanı sıra Moşe Rabenu gerçekten alçakgönüllüdür.

Moşe halkın sorumluluğunu daha fazla yüklenemeyeceğini söyleyip de sorumluluğu paylaşmak isteyince Tanrı ona yetmiş kişilik bilgeler heyetini kurmasını emreder. Bu listeye girmeyen ama peygamberlik konusunda o seviyede olan iki kişi Eldad ve Medad peygamberlik yapmaya başladıklarında Moşe’nin öğrencisi Yeoşua Moşe’den onları hapse atmasını ister. Halbuki Moşe bunun büyük bir olgunlukla karşılar ve “keşke bütün Bene Yisrael peygamber olabilse” şeklinde bir cümle kullanır.

Moşe’nin tevazu dolu davranışlarının bir benzerini Yeoşua’da görmekteyiz. Moşe’nin her zaman yanında olan Yeoşua için “neden Moşe’den sonraki lider olmuştur” sorusu sıkça tartışılır. Bilgeler bu soruya “öğrenim evindeki sıraları düzenlediği için” karşılığını verirler. Yeoşua hiçbir zaman bilgelerin hizmetinde olmaktan çekinmemiştir. Günümüzde bu davranışın verdiği önemli bir ders vardır. Halkın lideri olmak veya bir kurumun başında olmak onur peşinde koşmayı değil o görevde olduğu sürece halka hizmet etmeyi gerektirir. Bu tevazu sahibi davranışlar sayesinde “kavod” dediğimiz onur o kişiyi kendiliğinden bulacaktır. 

Tarihimizde gerçekten çok alçakgönüllü davranan bilgeler olmuştur. Hepsi de bilgilerinin ve değerlerinin farkında olmuşlardır. Yirminci yüzyılın en büyük Tora otoritelerinden biri olan Rabi Moşe Feinstein hem bilgi hem de alçakgönüllülük konusunda gerçek bir örnektir. Bir keresinde kendisine Siyam ikizlerinin alahik olarak ayrılması ile ilgili bir soru sorulur. Rabi olayı bütün detayları ile inceler. Medikal anlamda önemli kişilerle istişarede bulunur. Daha sonra Amerika’nın en büyük operatörü ile bir araya gelir ve fikir alış verişinde bulunur. Doktor daha sonra yaptığı açıklamada bilgi ve alçakgönüllülük konusunda Rabi’nin gerçek bir deha olduğunu vurgular. Bir başka tıbbı olayda inanılmaz bir bilgelik sergileyen Rabi’ye belki de Maşiah’ın günlerinde Sanhedrin’in bir üyesi olabileceğini bile söylerler. Elbette ki Rabi Feinstein de bütün bunların farkındadır. Ancak bu farkındalık onun alçakgönüllülüğüne halel getirmez.

Burada almamız gereken çok önemli bir ders vardır. Hepimizin belli bir potansiyeli, yetenekleri, başarıları ve ulaştığı noktalar vardır. İnsan olarak bu başarıların bilincinde olmak gerekir. Önemli olan potansiyelimizi daha da iyi bir hale getirerek çok daha büyük başarılara imza atabilmektir. İşte insanın alçakgönüllü olması bunun da ayrımına varabilmekte yatar. Divre Ayamim 1 29/11’de yer alan bir pasuk bizlere David’in bu olayı nasıl anladığını çok güzel anlatmaktadır: “Tanrı’m büyüklük, güç, yücelik, zafer ve görkem Sen’indir. Gökte ve yerde olan her şey Sen’indir.  Egemenlik Sen’indir ey Tanrı’m.  Sen her şeyden yücesin. Zenginlik ve onur Sen’den gelir. Her şeye egemensin. Güç ve yetki Sen’in elindedir. Birini yükseltmek ve yüceltmek Sen’in elindedir. Şimdi ey Tanrı’m Sana şükrederiz. Görkemli adını överiz.” 

Bu hafta Zeharya peygamberin bir öngörüsünü Aftara olarak okumaktayız. On iki peygamber kitabında yer alan bu öngörüde Zeharya’nın Menora ile ilgili gördüklerine yer verilir. Peraşamız da Menora’nın yakılması ile ilgili bir şekilde başladığından peraşa ile bağlantılıdır.

Dönemin Kohen Gadol’u Yeoşua, halkın lideri David hanedanına mensup olan Zerubavel, zamanın peygamberi de Zeharya’dır. Peygamber tüm dünyanın Yisrael için özel bir toplum konumunda olduklarını kabul edecekleri günün gelecekte geleceğini söyler. Bu zamanda halkın başında yine David’in soyundan biri olacaktır.

Zeharya peygamber daha sonra Kohen Gadol Yeoşua ile öngörüsüne geçer. Halkın bir bölümü kendi varlığını kaybetmiş hatta Yeoşua’nın çocukları bile yabancılarla evlenmişlerdir. Tanrı Yeoşua’yı yangından kurtulan bir odun parçasına benzetir. Sürgünün fiziksel ve manevi yıkımı arasında kaldığından geçmişi nedeniyle suçlanamazdı. Bir melek Yeoşua’ya saf ve temiz Kohenlik giysilerini giydirir ve onu uyarır. Bu andan sonra kendisi ve çocukları Tanrı’nın yolunda gidecek olursa Tanrı da onlarla beraber olacak ve David’in evine verilen söz yerine gelecektir. Bunun için halkın liderlerinin kurallara ve Tora’ya sıkıca bağlı olması gerekir.  Yeoşua’nın yoldaşları olan Mişael Hananya ve Azarya halkın lideri olan Zerubavel’i karşılayacaklar ve ona Bet Amikdaş’ın köşe taşını göstereceklerdir.

 

 

DİVRE TORA
Rav  Albert Gerşon

 

"Kim gerçek anlamda sıkıntı çekerse, sonunda kurtuluşu da görür"

 
Peraşamızda, "Daber el Aaron veamarta elav bealoteha et anerot el mul pene amenora yairu şivat anerot " "Aaron'a emret, ona söyle kandilleri yükselttiği zaman Menora’nın önünde yedi kandili de yakacaktır" yazmaktadır.  Raşi, bu pasuk için “neden bu peraşa başkanların, Mişkan açılışı için getirdikleri korbanlardan sonra yazar” şeklinde bir soru yöneltir ve cevap olarak da “kendisi veya kabilesinden herhangi biri hediye getiremedi diye Aaron getirilen korbanlardan sonra kendini kötü hissetti bu yüzden Tanrı onu teselli etmek istedi” şeklinde bir yorum yapar. 

   
Beor Ahayim kitabının yazarı Rav Hayim Kafusi, kitabında aynı pasuk için hem “daber” yani emret, hem de “veamarta” yani söyle kelimelerinin aynı anda kullanılmasına dikkat çeker. “Emir” sert, ancak “söyle” daha yumuşak bir söylemdir. Tanrı Aaron'a başta sert bir uyarı yapıp sonra yumuşak bir söylemle rahatlatmak istemiştir. Bunun sebebi Aaron kabile başkanlarının getirdiği hediyeleri kıskanmak yerine pekala korban getirebilirdi ki buna bir engel yoktur. Tanrı bu uyarıdan sonra ona mitsva fırsatı vererek onu teselli etmek ister.

 

Rav Şalom Meir Mayan Aşavua kitabında, bir Holokost kurtulanı ile yaptığı konuşmayı aktarır.  O kişi Rabiye şöyle anlatır: Auschwitz de hep bir seçim vardı. Kim ölecek, kim çalışacak diye... Almanlar bizi canımız çıkana, gücümüz tükenene kadar çalıştırırdı.  Buna rağmen çalışmak için seçilmek bizi mutlu ederdi bu çünkü hayatı kazanmak demekti. Sonuçta her zaman kafamızda kim yaşayacak kim ölecek sorusu vardı.  Rav ona “kimin yaşayıp, kimin öleceğini nasıl anlıyordunuz” diye bir soru sorar. Adam cevap olarak “bunu Almanların gözünden anlardık” der. “Gözleri tükenmişlik ile bakıyorsa umut yoktu ama gözü her türlü şeytani düşüncelere rağmen umutla bakıyorsa bizim için de umut var demekti.”

 

Bu hikayeden Tanrı’nın Aaron'a verdiği cevabı anlayabiliriz Aaron mitsva şansını kaçırdığını düşünerek başkanları kıskanır ve bundan dolayı Tanrı ona sert konuşur. Ama mitsva yapma arzusunu koruyunca Tanrı ona bir fırsat verir ve onu daha yumuşak bir söylemle teselli eder.  Bunun karşılığı Menora yakılması gibi bir mitsva olur. Bundan aldığımız önemli bir ders vardır. Başkalarını mitsva veya Tora öğrenimi söz konusu olduğunda kıskanmak önemlidir ama bizim de gözümüzde umudu hem de çok mitsva yapmak için isteğimizi korumak ve bunu Tanrı’ya göstermemiz gerekir. Böylece Tanrı hem yaşam hem de mitsva fırsatları verecektir.  

 

 

GENÇ NESİLDEN ÖĞRENİYORUZ
Beri Bahar

 

“ “Şimdi sözlerimi (dikkatle) dinleyin!” dedi (Tanrı). “Bamidbar 12:6

Miryam ve Aaron Moşe’ye karşı Laşon Ara konuşurlar. Kötü niyetle davranmamalarına rağmen, hatta Moşe’nin refahı konusunda konuşmalarına rağmen, Tanrı öfkelenir ve onları azarlar. Ancak, Tanrı onlara hitap ederken yumuşak bir şekilde hitap eder: “Şimdi sözlerimi dinleyin…” Sifte Hahamim bunu şöyle açıklar: Tanrı’nın Miryam ve Aaron’a kızgın olmasına rağmen, onlara yumuşakça konuşur, çünkü eğer onlara kızgın ve öfkeli bir şekilde konuşsaydı, kelimeleri önemsenmeyecekti.


Birisine sinirli ve öfkeli bir biçimde konuşulduğunda o kişi kendisini saldırı altında hisseder. Onuru incinir bu yüzden kendisine söylenenin tam olarak duymaz. Eğer Tanrı peygamber olan Miryam ve Aaron’a konuşurken dikkatliyse, bizim arkadaşlarımıza ailemize yakınlarımıza ne kadar daha dikkatli bir biçimde konuşmamız lazım. Birisi bir düşmanla karşılaşmak zorunda kaldığında bile, ya da yanlış bir harekette bulunan bir kişiyi uyarırken bile sakince konuşmalıyız, çünkü sakince söylenen kelimelerin etkisi kızgınca söylenenlerden çok daha büyüktür. Kral Şlomo’nun öğrettiği gibi, “Sakin bir cevap öfkeyi kovar.” Kışkırtıcı bir söz öfkeye neden olabilirken, en büyük öfke bile sakin sözlerle dindirilebilir. Her zaman hatırla: Bir kelime ne kadar yüksek sesle söylenirse o kadar az duyulur.

 

BİRLİKTELİK
(PELE YOETS’TEN DERLEMELER)

 
Birliktelik dünyada “tikun” yapmak için büyük bir dayanaktır. Pasuk (İyov 23/13) “veU beehad” demektedir. Rabilerimiz bu noktadan hareketle Tanrı’nın varlığı yani “Şehina”nın ancak Bene Yisrael birlikte olduklarında üzerlerinde bulunduğunu öğretir.  Birliktelik o kadar güçlüdür ki putperestlik içinde olsalar bile yargı onlara ulaşmamaktadır. Bunun örneğini dağılma nesli olarak bilinen Babil kulesini inşa eden “dor apalaga” içinde görmek mümkündür. Tanrı onların yaptıkları çok daha ağır olmasına rağmen sadece dillerini değiştirmiştir.  Dilleri değiştikten sonra Rabiler aralarına tartışma yani “mahloket” girdiğini söyler. Yargı özelliği ancak o zaman harekete geçmiştir.