Haftanın Peraşası BülteniMoşe, Bene-Yisrael'e her şehirde, yargıçlar ve yasayı uygulayıcı polis memurları görevlendirmelerini söyler; "Adalet! Adaleti takip edeceksiniz" diye emreder onlara ve "bunu yozlaşmadan ve kimseyi kayırmadan yerine getireceksiniz" der...


arşiv...

 

Bu Hafta İçin Saatler 

7 Elul

Gelecek Hafta İçin Saatler

Şabat

Başlangıç

Bitiş

5775

Şabat

Başlangıç

Bitiş

Yeruşalayim

18:38

19:58

-----

Yeruşalayim

18:30

19:50

Tel Aviv

18:58

    20:00

22Ağustos

Tel Aviv

18:50

19:52

İstanbul

19:40

    20:20

2015

İstanbul

19:29

20:09

İzmir

19:48

20:36

 

İzmir

19:39

20:26

           ŞOFETİM

                                                                                                                             

 

PERAŞA ÖZETİ (Devarim 16:18-21:9)

[www.chabad.org]

Moşe, Bene-Yisraele her şehirde, yargıçlar ve yasayı uygulayıcı polis memurları görevlendirmelerini söyler; “Adalet! Adaleti takip edeceksiniz” diye emreder onlara ve “bunu yozlaşmadan ve kimseyi kayırmadan yerine getireceksiniz” der. Suçlar, çok dikkatlice soruşturulacak ve kanıtlar iyice incelenecektir. Mahkûmiyet ve ceza için, en az iki geçerli tanığın ifadesi gereklidir.

Moşe, her nesilde, Tora yasalarını açıklama ve uygulama görevinin emanet edileceği kişiler olacağını söyler. “Sana öğretecekleri Tora sözlerine ve onların vereceği hükümlere göre hareket edeceksin. Sana söyleyeceklerinden ne sağa ne de sola sapacaksın” (Devarim 17:11).

Şofetim peraşasında putperestlik ve büyücülükle ilgili yasaklara, kralın göreve gelmesi ile ilgili ve davranışlarını düzenleyen kanunlara ve kasıtsız cinayet işleyenler için “sığınma şehirleri” kurmanın ana noktalarına da yer verilmiştir. Bunun yanında savaş kurallarının çoğu, yeni evlenen, yeni bir ev inşa eden, bir bağ diken ya da “korkan ya da yumuşak-yürekli” olan birinin savaşa gitmekten muaf olması, bir şehre saldırmadan önce barış şartlarının sunulması zorunluluğu, kuşatma sırasında meyve ağaçlarının kesilmesini yasaklayan kural ile örneklendirilmiş değerli bir şeyin acımasızca yok edilmesi yasağı da bu bölümde yer alır. Tora bu noktada ünlü “Çünkü insan kırdaki ağaçtır” ifadesini kullanır.

Peraşa, “Egla Arufa – Boynu Vurulan Düve” kanunu ile sona erer. Bu, bir insanın faili meçhul bir cinayete kurban gitmesi ve cesedinin bulunması durumunda uygulanan, toplumun ve liderlerinin, sadece yapmaları gereken değil, bu olayı nasıl önleyebileceklerine dair sorumluluklarını da vurgulayan özel bir prosedürdür.

                                                                                                   DİVRE TORA

                                                                                                Rav İsak Alaluf

Devarim kitabının oldukça fazla mitsva içeren peraşalarından birisi olan Şofetim “kral olacak kişinin” uyması gereken kanunlardan bazılarını da işler. Aşağıdaki pasuğa bakalım:

“Tanrınız’ın size vereceği topraklara gidip orayı mülk edinerek yerleştiğinizde ve ‘Çevremizdeki uluslar gibi biz de bir kral atayalım’ derseniz, atayacağınız kral Tanrı’nın seçtiği bir kişi olmalıdır. Atayacağınız kral kendi kardeşlerinizden biri olmalı. Kral çok sayıda at edinmemeli, daha çok ata sahip olmak için halkı Mısır’a geri götürmemelidir...” (Devarim 17:14-16).

Krala getirilen sınırlamalardan bir tanesi çok fazla ata sahip olmamasıdır. Ancak burada öne sürülen neden çok da akla yakın değildir. Çok fazla ata sahip olan bir kral mutlaka halkı Mısır’a geri döndürmek zorunda değildir. Kendisi için atları Erets Yisrael’de de tutabilir ve besleyebilir. Rabi Tsvi Elimeleh Hertzberg bu yasağın altında daha farklı bir neden olduğunu öğretir. Buradaki amaç fiziksel bir anlamdan ziyade daha derin bir anlama gönderme yapmaktadır. Kralın birincil görevi kendisinin ve toplumun maneviyatını korumak ve bunu ön planda tutmaktır.

Firavunlar sahip oldukları güçlü ordu ile övünen kişilerdi. Firavun ordusu güçlü atlara da sahipti. Ancak Firavun’un ordusu Tanrı emri ile Kızıldeniz’de yok olmuştur. Yani sahip olunan atlar ve  güçlü bir ordu aslında hiçbir anlam ifade etmemektedir. Mısır kültüründe Firavun “güç” kavramını temsil eden kişidir. Bunu ister güçlü bir ordu ile isterse de sahip olduğu güçlü atları örnek vererek gösterebilir. Ancak Yahudi bir kralın temsil ettiği en önemli şey maneviyat ve Tanrı korkusu olmalıdır. Bir başka anlamı ile sahip olunan fazla atlar kralın asıl temsil ettiği şeyden uzaklaşmasına neden olabilecektir. Yisrael kralı asla bu hataya düşmemelidir.

Krallar için bir başka sınırlamaya bakalım:

“Çok fazla kadınla evlenmemeli ve kalbinin yoldan çıkmasına yol açmamalıdır” (Devarim 17:17).

 

Sözlü Tora’nın verdiği bilgi ışığında bir kral on sekiz eş alabilmektedir. Ancak tarihimizin en büyük krallarından bir tanesi olan Şelomo Ameleh çok fazla eş almış ve açıkça bu yasağı ihlal etmiştir. Tora fazla eşlerin “kalplerin yoldan çıkması” neden olacağını açıkça belirtmektedir ama nedense Şelomo bu yasağa uymamıştır. 

 

Vilna’lı Gaon, her mitsvanın iki nedeni olduğunu öğretir. Biri Tora’nın açıkça gösterdiği bilinen basit neden , diğeri ise daha derin, bizden gizlenen bir nedendir.

 

Tarihin kaydettiği en bilge insan olan  Kral Şelomo’nun, “Çok kadınla evleneceğim ve yoldan çıkmayacağım!” diyerek, Tora’nın  eş sınırını aşması sonucunda hataya düşmesinin nedeni budur. Tanrı her mitsvanın görünen nedeninin dışında daha derin bir anlam olduğunu bu şekilde Şelomo’ya göstermiştir.  Şelomo hem gizli nedenden dolayı Tora’nın emrini ihlal etmekle kalmamış, aynı zamanda bu açıklanan nedende de başarısız olup gerçekten yoldan çıkmıştır. Şleomo’nun daha sonra yaptığı teşuva onun tekrar asıl yerine dönmesini sağlamıştır.

Peraşa devam eder: Kralın, Tora’nın iki kopyasını yazması, Tora’yı her zaman yanında tutması ve “hayatının her gününde” okuması emredilmiştir. Dolayısıyla, kralın Tanrı korkusuna sahip olması, Tora’ya uyması ve emirlerini yerine getirmesi gerekmektedir. Yahudi bir kral, aslında sadece çok daha yüksek bir Otorite’nin hizmetkarı olduğunu hisseder. Tora, bunları yaparak, “kralın yüreğini kardeşlerininkinin üstüne çıkaramayacağını “ belirtir. Amaç aynıdır: Kral halktan biridir, onlardan ve onların maneviyatlarının durumundan sorumludur. Diğer uluslardaki monarşilerin tersine, Yahudi kral, halktan biri olarak kalmalı ve halkı düşünmelidir.

Yöneticilik çok büyük bir sorumluluktur. Kendisinin de daha yüksek bir otorite tarafından yönetildiğini fark eden ve bunu sadece sözde bırakmayıp hareketlerinde de yansıtan bir kralın ulusu şanslıdır. Böyle bir yönetici, halkından sorumlu olduğunu ve istediği zaman istediği kişiyle istediğini yapamayacağını sürekli aklında tutar.

GÜVENLİK

Rav Berti Derofe

Bilindiği gibi Şofetim Peraşası her zaman Elul ayına rast gelir. Elul ayı, kişinin kendisini Yüce Yargı Günü olan, Yaşam ve Ölüm Defterlerinin Gökyüzü’nde açık olduğu ve gerçek yaşamı hakeden ve haketmeyenin belirleneceği, Roş Aşana’ya hazırlanmak için Tanrı’ya ibadet konusunda uyanış ve kuvvetlenme ayıdır.

Bu yüzden Akadoş Baruh U sonsuz merhametiyle, bizi Yargı Günü’nden önce uyandırır ve bize “şofetim ve şoterim” yani “kapılarına hakimler ve polisler koy” der. Dış dünyaya açılan bütün kapılarımızı, yani gözlerimizi, ağzımızı, kulaklarımızı kontrol etmemizi söyler. Tabii ki genelde her kapıda bir güvenlik olduğu gibi her insanın da belirli ölçülerde güvenlikleri vardır. Bazıları evleri sadece geceleyin kilitlerken diğerleri gündüz de kilitler. Bir süpermarkete tek bir koruma yeterken bir bankayı korumak için daha fazla güvenliğe ve kameralara ihtiyaç vardır. Bunun gibi her insan da beilrli ölçülerde her kapısını koruma altına almıştır.

Fakat ev, süpermarket ve banka örneklerinden görüyoruz ki, içerisinde bulunanlar ne kadar daha değerli ise dışarıdaki güvenlik de o kadar daha kuvvetlidir. Kişi de maneviyatının seviyesini kapısına koyduğu polislerden anlayabilir.

Gözlerini bakmaması gerekenlerden, kulaklarını duyamaması gerekenlerden ve ağzını da söylememesi ve yememesi gerekenlerden ne kadar koruyorsa, işte o kişinin manevi seviyesi de o kadar yüksek veya düşüktür. Fakat bilinmesi gereken  şudur ki, Dünya üzerinde herhangi bir Yahudi’nin Neşama’sı(ruhu) kadar değerli başka hiç birşey yoktur. İşte bu yüzdendir ki, kişinin manevi seviyesi ne kadar düşük olursa olsun, içerisindeki o elmas hiç bir zaman değerini kaybetmemektedir. Kişinin bu bilince varıp, içerisindeki Tanrısal Ruh’un değerini bilip, Yüce Yargı Günü’nden önce polislerini arttırması, ruhunun hakettiği şekilde korunmasını sağlaması ve yargıdan sağ salim çıkabilmesi için bu peraşa her zaman Elul ayına denk gelir.

Rabenu Tam, Selihot dualarının insanların normalde uyuması gereken saatlerde olmasının sebebinin, gözleriyle yaptığı günahların kefaretini sağlamak için olduğunu yazar. Yıl içerisinde gereksiz şekilde bakmaması gerekenler için gözlerini açan kişi, Elul ayında, aslında alahaya göre gerek olmamasına rağmen, sadece Tanrı için uykusunu en tatlı noktada kesip, gözlerini açarak yaptığı hatanın bir nevi kefaretini sağlamaya çalışmaktadır. Doğrudur ki, bazen bu uygulamalar insanı çok zorlayabilir, fakat bilinmesi gereken, Tanrı’nın gözünde en değerli olan mitsvalar, kişinin içinden gelmemesi ve çok fazla zorlanmasına rağmen sadece Tanrı dediği için yaptığı mitsvalardır. Tora bize “Lefum tsaara agra” yani “Ne kadar sıkıntı o kadar ödül” demektedir. Bu, genelde insanların “Ben bir mitsvayı bin bir zorlukla, içimden gelmeden yapıyorsam onun ne manası var?” söylemelerinin tam tersine, asıl o şekilde yapılan mitsvanın ödülünün ve Tanrı’nın gözündeki değerinin çok daha fazla olduğunu gösterir . Aynı zamanda Hahamlarımız bize bu dünyaya hangi özelliğimizi düzeltmek için geldiğimizi anlamak istiyorsak, uygulamasında en çok zorlandığımız mitsvalara bakmamız gerektiğini öğretirler. Tabii ki mitsvaların hepsini mutlulukla yapmak gerekir. Fakat zorlanmak, mutluluğa engel olan birşey değildir. Zorluk ve sıkıntıların sonunda bir mitsvayı yapabilmenin, Tanrı’nın bizi bu dünyaya getiriş amacında bir adım daha atabilmenin verdiği mutluluk, mitsvayı gerçekleştirene kadar geçirilen o sıkıntılardan çok daha fazladır. Tabii bunun bilincine varabilmenin de en önemli şartı Tora öğrenimidir.

 

                                                                                                             ASE LEHA RAV:KENDİNE RAV SEÇ

                                                                                                      RAV ELİYAU KOEN ZT’’L:MAHAZİKE-TORA

                                                                                             YAHUDİLİKTE  EVLENME ve BOŞANMANIN OLUŞUMU

 

C-Kiduşin`de şahitlerin rolü

Menkul ve gayri menkul alımsatımlarında, bunların gerçekliliğini belirlemek istendiğinde, dinen iki şahitin bir satış belgesini imzalamaları gerekir. Gerçi, satış belgesi olmadan da, mal sahip değiştirebilir. Satın alanla, satan kişi arasında bir münakaşa, veya da itiraz olmadığı müdddetçe, satış geçerlidir. Yalnız bir itiraz veya da üçüncü bir kişinin bu mal üstünde sahiplik iddiasını çürütmek için, iki şahitin imzaladığı satış belgesinin zorunluğu vardır.

      

Kiduşin`deki iki şahitin rolleri ise bundan çok daha büyüktür. Erkek altın yüzüğü kadına verirken ve de “Are at mekudeşet li betabaat zu, kedat Moşe ve Yisrael”cümlesini söylerken, iki şahit bunu duyması için vazifelendirilmemişse, Kiduşin katiyetle geçerli değildir. Başka bir deyişle, Kiduşin`deki şahitler, yarın veya öbürgün olabilecek bir itiraza karşı bir garanti değil de, Kiduşin`in oluşumu için zorunludur.

 

Nasıl ki Damat`sız veya gelin`siz bir Kiduşin tasavvur edilemezse, aynı şekilde şahitsiz bir Kiduşin de geçerli olamaz.

 

Boşanma töreninde de durum aynıdır.Eşine vereceği boşanma belgesini (Get) yazması için Sofer`e (Yazıcı) rica ettiğinde, bu ricayı erkek kendi ağzı ile, belgenin altına imza edecek iki şahit`in önünde söylemesi lâzımdır. İmzalanmış bu belgeyi (Get) tercihen aynı şahitler önünde de eşinin eline teslim ettiği anda, dinen çift boşanmış sayılır. Şahitsiz boşanma belgesi katiyetle geçerli değildir.

 

Evlenme ve boşanmada şahitlerin rolü bu kadar büyük olduğundan, lâlettayin kimseler şahit olamazlar. Alaha`ya göre kaşer (dinen uygun) şahitlerde şu vasıflar aranır:

         

       1-Olayları objektif ve sorumlu bir şekilde görme ve anlatma kabiliyetine sahip   olmak

2-Bar-Mitzva yaşını geçmiş olmak

3-Tarafların herhangi biri ile yakın akraba olmamak

      4-Hırsızlık,hilekârlık, kumarbazlık ve benzeri suçları işlemekten şüpheli olmamak

5-Şabat gününün kutsiyetini ihlâl etmiş olmamak

6-Tora`nın mitzva`larını genellikle kabullenmek ve onları yerine getirmek.

 

 

 

                                                    

ELUL AYI

El Gid Para El Pratikante

1. Büyük yargı günü olan RoAanaya en az bir ay öncesinden hazırlanmaya başlamak görevimizdir. Bu yüzden Elul ayı boyunca daha çok Tsedaka vermeye, Teuva yapmaya ve normalden daha fazla dua etmeye gayret gösterilmelidir.

2. RoHodeEluldan itibaren, bir arkadaşa mektup yazıldığı zaman, yeni yıl için ona şu dilek de eklenmelidir: “Yeni yılda uzun ve iyi hayat kitabına yazıl ve mühürlen”.

3. Elul ayında, Tefilin ve Mezuzalar pasul [geçersiz] olup olmadıkları konusunda kontol edilirler.

4. RoAanadan üç gün önce Hazan ve Tokea [Şofar’ı çalan kişi] Tefilalar ve Tekiot [Şofar sesleri] konusunda hazırlanmalıdırlar.

SELHOT KURALLARI

1.     RoHodeElulda Moşe Rabenu ikinci On Emir levhalarını almak için Sinay Dağı’na çıkmıştı. Orada 40 gün kaldıktan sonra 10 Tişri tarihinde inmişti. Bu günde Altın Buzağı günahı için halkın affedildiği müjdesi alınmıştı. Bu günler, dolayısıyla bizim için kutsal olup, Tanrı’ya yalvarma günleridir.

2.     2. RoHodeEluldan Kipur gününe kadar, gün doğmadan çok önce Selihot duası için kalkılır. Çünkü sabahın erken vakitleri, Tanrı’nın önünde merhamet ve istek saatleridir.

3. Kipur gecesi haricinde, gece yarısından önce Selihot ve Vayaavor cümlesi söylenmez.

4. Minyan yoksa, ne Vayaavor cümlesi, ne El Meleh parçası, ne de Rahamana parçasındaki Bedil Vayaavor sözleri söylenemez.

5. Selihota başlamadan önce Birkot Aahar söylemek yerinde olur. Çünkü bu berahalar söylenene kadar Toradan hiçbir Pasuk okunamaz.

6. Selihotta Are Yoeve Veteha parçası bittiğinde Hatsi Kadiş söylenir. Minyan yoksa Selihota Kadiş söylemeksizin devam edilir. Minyan geldiği zaman Selihotun ortasında durulup Tanahtan üç pasuk okunur ve ardından Kadiş söylenir.

7. Selihot sırasında mümkünse ayakta durulur . A yakta duramayan bir kişi ise en azından El Meleh ve Vayaavor söylendiğinde ayağa kalkmalıdır.

8. Erev RoAana ve Erev Yom Kipur haricinde, Avel olan bir kişi, Selihot dinlemek üzere evinden çıkıp sinagoga gidemez.

9. Selihot, RoAana ve Kipur Tefilaları’nı okuyacak olan Hazan, içinde Tanrı korkusu olan ve herkesçe iyilikleriyle tanınan bir kişi olmalıdır. Eğer kendini bu kutsal görev için hazır görmezse o kişinin Tevaya çıkarılmaması daha doğrudur.

HAFTANIN SÖZÜ

Ben Sevgilim(Tanrı) içinim, Sevgilim de benim.

Şir Aşirim