Yazdır

Talmud Tora Çoçuk Peraşası

Merhaba Arkadaşlar,

Şabat duasından çıkarken, yoldan geçen arabaları gören Şelomo babasına, “Baba, neden Şabat’ta araba kullanıyorlar?” diye sordu.

“Bazı Yahudiler Şabat’ın kutsiyetini ve Şabat’ı ne şekilde korumaları gerektiğini bilmezler” diye cevap verdi babası oğluna.

Şelomo, “Öyleyse neden biz onlara öğretmiyoruz?” diye sordu.

Babası gülümsedi ve şöyle dedi, “Bu hiç de kolay bir görev değil; ama elbette ki onlara doğru olanı öğretebilmek için çaba göstermeliyiz, tıpkı Aaron Akoen gibi. Aaron Akoen her bir Yahudi’ye derin bir sevgi besler ve bu sayede onları Tora’yı ve Tora’nın emirlerini korumaya teşvik ederdi.

“Aaron’un öğrencisi ol, onun gibi insanları sev ve onları Tora’ya yakınlaştır” diye söze girdi Dina.

“Hepimiz öğrenmek ve Aaron’un yolunda yürümek için çabalamalıyız” dedi Baba.

Babasının ona anlattıklarından bir ders çıkarmış olacak ki Şelomo, “Öyleyse, gelin herkese gülümseyerek Şabat Şalom demeye ne dersiniz?” dedi.

Şabat Masasına Hikaye

Şema Yisrael

İkinci Dünya Savaşı’nın başlarıydı. Yahudiler henüz toplama ve ya çalışma kamplarına götürülmemişti. Fakat, belirli sınırlandırmalar getirilmiş, açlık git gide artıyordu. Alman askerleri ise, Yahudilere zarar vermek ve onları acımasızca öldürmek için fırsat kolluyorlardı.

Günlerden bir gün, Yahudilerin çoğunlukta yaşadığı Varşova Şehri şiddetli bir bombardımana maruz kaldı. Binalar çöktü, evler alevler içinde kaldı ve her tarafı kapkara bulutlar sardı.

Rabi Yosef Yitshak Miloubavich bir grup Yeşiva öğrencisi ile birlikte kendilerini bombardımandan korumak için binanın altındaki sığınağa saklandılar.

Fakat, bombardıman şiddetlenince yerin altında mahsur kalma tehlikesi doğdu. Binanın çöküp, yerin altında hapis olma tehlikesi sebebiyle, biran evvel sığınaktan çıkıp güvenli bir bulmaya çalıştılar.

Şehri kapkara bir duman sarmıştı, öyle ki güneş gözükmüyordu bile. Şiddetli patlama sesleri eşliğinde insanlar güvenli bir yer bulabilmek için bir yerden başka bir yere koşuyorlardı.

Bir süre sonra, Yeşiva Rabi Yosef Yitshak ve grubu büyük bir sığınağa geldiler. Farklı görüşlere ve görünümlere sahip yüzlerce Yahudi burada toplanmıştı. Sakallı ve kipa giyen dindarlar ve mitsvalara uzak bir yaşamı benimsemiş olanlar; kafası kapalı kadınlar ve günün modasına uygun giyinenler.Herkes korku ve endişe içinde orada toplanmıştı.

Şehrin farklı yerlerine düşen bombaların gürültüsü sığınaktan duyuluyordu. Sığınaktakiler, bir anda çok yakından gelen şiddetli bir gürültü ile irkildiler. Bomba bu sefer çok yakına düşmüştü. İnsanlar ölümü hissetmiş gibiydiler. İşte o anda herkesin ağzından şu sözler duyuldu: “Şema Yisrael Ad. Elo_enu Ad. Ehad”

O anda oradaki insanların kalplerinin en derinliklerinde saklı olan Yahudi İnancı, en temiz ve en net şekliyle kendini gösterdi.

Rabi Yosef Yitshak, yazdığı günlükte görüp hissettiklerini şöyle anlattı: “Kalbin derinliklerinden gelen ve insanların böylesine içtenlikle haykırdıkları “Şema Yisrael”i hayatım boyunca bir daha asla duymadım. 

Pozitif Mitsvalar

Para Aduma

Bamidbar 19: 1-9 “Sana (Moşe), herhangi bir kusuru olmayan,üzerine boyunduruk geçirilmemiş tamamen kızıl bir inek getirsinler.”

Kızıl inek, dünyanın en büyük safarisinde bile bulamayacağınız, çok nadir bir hayvandır.

Tora bize çok özel bir mitsvayı yerine getirebilmek için, bu hayvanı kullanmamızı emreder. Şöyle ki, kızıl inek günahkarlar için bir simge ve külleri, suçtan temizlenmek üzere kullanılacak suyla karıştırılan bir araçtır.

Kızıl inek, mutlaka kızıl (kırmızı) renkte olmalı, bedensel hiçbir kusuru olmamalı ve hiçbir zaman boyunduruk altına alınmamış olması gerekir.

Kızıl ineğin halka ait parayla satın alınması gerekliliği ise bize, bencillikten uzak olunması mesajını verir. Bu bağlamda kızıl inek, arkadaşınız sizden dersleri ile ilgili yardım istediğinde ona destek olma bakımından bize bir hatırlatma olsun.

Küçük bir yardım bile olsa, ihtiyaçlı diğer insanlara yardım elini uzatmalıdır.

Resimli Peraşa

pdfPeraşayı indirmek için tıklayın