Haftanın Peraşası BülteniAaron'a,Menora'nın kandillerini yakması emredilir ve Levi kabilesi, Mişkan'da hizmetetmek üzere göreve atanır...


arşiv...

   
   

          Bu Hafta İçin Saatler 

9 Sivan

Gelecek Hafta İçin Saatler

Şabat

Başlangıç

Bitiş

5774

Şabat

Başlangıç

Bitiş

Yeruşalayim

7:07

8:25

-----

Yeruşalayim

7:07

8:25

Tel Aviv

7:23

8:27

7 Haziran

Tel Aviv

7:23

8:27

İstanbul

8:23

9:03

2014

İstanbul

8:27

9:07

BEAALOTEHA

.

 

 

Peraşa Özeti (Bamidbar 8:1-12:16)

[www.chabad.org]

 

Aaron’a, Menora’nın kandillerini yakması emredilir ve Levi kabilesi, Mişkan’da hizmet etmek üzere göreve atanır. Manevi açıdan saf olmadıkları için Pesah korbanını zamanında getiremeyen bir grup Yahudi’nin “Bu mitsvadan neden mahrum kalalım?” ricasına cevaben ikinci bir Pesah korbanı (Pesah Şeni) tesis edilir. Tanrı, Bene-Yisrael’in çölde yolculuk ederken ve kamp kurarken uyacakları düzen hakkında Moşe’ye talimat verir. Halk yaklaşık bir yıl boyunca kamp kurduğu Sinay Dağı’ndan bu düzenle ayrılır.

Halk “gökten yağan ekmek” (Man) konusunda memnuniyetsizdir ve Moşe’den kendilerine et temin etmesini ister.  Tanrı bu amaçla halka sülünler gönderir. Moşe, halkı yönetme yükünü kendisiyle paylaşmaları için, ruhu ile aydınlattığı yetmiş yaşlı kişi seçer. Miryam, Moşe hakkında olumsuz konuşur ve tsaraatla cezalandırılır; Moşe onun iyileşmesi için dua eder ve bütün halk yedi gün boyunca Miryam’ın iyileşmesini bekler.

RAVLARIMIZ’DAN DİVRE TORA
Rav Yeuda Leon Adoni

 

Peraşamız, Aaron Akoen’in Mişkan’da devamlı yanan Menora ile titizlikle , Tanrı’nın ona emrettiği şekilde, hiçbir değişiklik yapmadan ve kendinden bir şey katmayarak ilgilenmesini anlatmaktadır. 

Şelomo Ameleh Mişle kitabında şöyle der: “Sadık, dürüst insanların ışığı etrafa neşe saçar.” Dürüst insanların kalpleri ışık saçan bir kandile benzer. Yanan bir kandilden nasıl başka bir kandil yakılabilirse  Tsadiklerin,  dürüst insanların kalbi de Tanrı’nın ışığından esinlenir.

    Tanrı  Bene Yisrael’e  Mişkanda , “mabette” mevcut olan şamdanda, sürekli gece gündüz kandillerin yanmasını ve ışık vermesini emretmiştir.

Midraş şöyle der: “Tanrı, Bene Yisrael’e benim sizin ışığınıza ihtiyacım yok, ben sizi 40 yıl çölde ateş sutunu ile aydınlattım buna rağmen siz kandilleri yakın ki size yaptığım mucizeleri hatırlayasınız.”

    Tanrı Moşe Rabenu’ya, ağabeyi Aaron Akoen’e  yedi kollu şamdanla ilgilenmesini yakmasını hiçbir zaman sönmemesini ve Mişkan’da ki yedi kollu şamdanın onun sorumluluğu altında olacağını hatırlatmasını söyler. Bu hadise bir zorunluluktu, zira Mişkan’da pencere yoktu. Pencerenin olmayışı bir şey ifade etmezdi zira Tanrı’nın mevcudiyeti mabedi aydınlatırdı. Bu olaya kanıt; Bet Amikdaş inşa edildiği zaman pencereler yapılmıştı buna rağmen yedi kollu şamdan orada da gece gündüz yanar ve ışığını verirdi. Bu ışıklandırma olayını bir örnekle daha iyi anlayabiliriz.

    “Bir kral çok sevdiği bir dostunu ziyaret etmek ister. Ona filan günde ziyarette bulunacağını haber eder. Kralın dostu harıl harıl hazırlanır evini düzenler en güzel yemek takımlarını hazırlar. Evini olağan üstü avizelerle aydınlatır. Ziyaret günü kralı karşılamaya çıkar  uzaktan kralın onlarca meşalelerle geldiğini görünce tüm ışıklar söndürülür, nihayet kral kapıya gelince neden ışıkları yakmıyorsun diye sorar, sizin ışıklarınız karşısında benim avizelerim çok sönük kalacağını düşünerek mahcup olacağımı anladım ve söndürdüm der.

      Kral ona sen avizelerini yak evini aydınlat ben seni ziyarete geldim.”

 

      Bundan çıkaracağımız ders: Tanrı sonsuzdur, ebedidir, O her şeydir ve ışık doludur. Varlığı ile Mabette bulunur çünkü O tüm dünyayı kapsar. Buna rağmen bizlerin Mabette kandil yakmamızı emretmiştir. Bizleri bu şekilde onurlandırmıştır.

 

ŞABAT SOFRANIZA TATLILAR

MİTSVALARI ARZULAMAK

                                                  RABİ PİNHAS ERLİNGER

 

Bu haftaki peraşamız Beaaloteha, Tanrı’nın Aaron Akoen’e verdiği Bet Amikdaş’taki Menora’nın kandillerini yakma mitsvasını anlatarak başlar – “Kandilleri yaktığında [alevleri] Menora’nın merkezine doğru [yönlendirilmiş olsun]. Yedi kandil [bu şekilde] ışık verecektir (Bamidbar 8:2). ”

 

Dediğimiz gibi bu haftaki peraşamız Menora’nın yakılma mitsvası ile başlamaktadır. Bu mitsva, geçen hafta okuduğumuz on iki kabile prensinin sundukları hediyelerin hemen ardından gelmektedir.

 

Hahamlarımız Tora’daki bu düzenin bizlere çok önemli bir ders öğretmek için yapıldığını söylerler.

 

“Başkanları tarafından temsil edilen her kabilenin Mizbeah’ın hizmete açılma törenlerinde rol oynadığını görüp kendisi ve başında olduğu Levi kabilesinin dışarda kaldığını düşünen Aaron kendini kötü hissetmiş, Tanrı da onu teselli etmiştir: “Yaşamın [üzerine yemin ediyorum]! Senin [yaptığın] onlarınkinden daha büyüktür. Çünkü sen, Menora’nın kandillerini yakacak ve onları düzenleyeceksin” (Midraş –  Tanhuma 5; Raşi).

 

Ramban sorar: Sadece Koenler tarafından gerçekleştirilebilecek, örneğin korbanlar, tütsü ve bunlar gibi birçok uygulama vardır. Hatta konu Aaron’u teselli etmek ise, bunun için Yom Kipur ibadetinden daha uygunu var mıdır? Bu ibadeti gerçekleştirmek üzere yeryüzündeki en kutsal nokta olan Kodeş Akodaşim’e girme yetkisine sahip tek kişi odur! Öyleyse teselli için neden özellikle Menora’nın yakılışı seçilmiştir? Dahası,  başkanların korbanlarında Aaron’u üzecek ne vardır? Mişkan’ın açılması vesilesiyle Aaron birçok korbanı bizzat kendisi gerçekleştirmiş değil midir?

 

Rabi Yehezkel Levinstein Ramban’ın bu önemli sorusunu eğitsel bir şekilde cevaplar.

“Talmud’da (Berahot 40a) Tanrı’nın insanlardan farkını anlatırken şöyle bir ifade kullanılır: Gör, insanlar tarafından yapılan eşyaların doğaları maddi olduğu için boş iken doldurulabilirler, doluyken ise doldurulamazlar. Tanrı’nın yarattığı ve doğası manevi olan eşyalar ise boş iken doldurulamazlar, öte yandan doluyken bile doldurulabilirler.” İnsanın ruhu Tora ile dolu olduğu zaman, sürekli akmaya devam eden bir nehir gibi her zaman daha fazlasını öğrenmek isteyecek, daha fazlasını öğrendikçe ruhu Tora’ya daha da bağlanacak ve Tora ile dolup taşan ruhu, her zaman doldurulmaya devam edebilecektir.

 

Aaron Akoen’in mitsvalarla dolu, Tora öğrenimi hiçbir zaman doymak nedir bilmeyen ruhu sürekli daha fazlasını öğrenmek istiyordu. Böylece ruhu her zaman doldurulmaya devam edebiliyordu. Bu nedendir ki, Aaron, kabile prenslerinin korbanlar sunduklarını gördüğü zaman, kendisinin bulunduğu mevkii, oturduğu koltuğu, Yom Kipur’da yaptığı korbanların değerini veya yaktığı Menora’yı aklının ucundan bile geçirmedi. Onun tek isteği prensler gibi Tanrı’ya hediyeler sunabilmekti.

 

Tabii ki Aaron Akoen her hangi bir ayrımcılık yapıldığını aklının ucundan bile geçirmedi. Tanrı’nın bizzat Kendisi, kardeşi Moşe’nin en yüksek peygamberlik seviyesine yükselişine olan mutluluğuna şahitlik etmişti. Ancak şu an prensler Tanrı’ya, sundukları hediyeler ile yaklaşırken, Aaron, rahat bir biçimde yerinde oturabilir mi? Aaron Akoen’in korban sunumuna, mitsvaları yerine getirmeye ve mitsvaların anlamlarını, derinliklerini öğrenmeye o kadar büyük bir arzu duyuyordu ki, prenslerin Tanrı’ya hediyeler sunduklarını görünce, “niye ben de sunamıyorum?” diye sordu. Tanrı da ona gelerek teselli etti, “Senin [yaptığın] onlarınkinden daha büyüktür.”

 

Sürekli isteme arzusu insanların doğasında olan bir elementtir. Kendisini Tora’ya adayan insanlar bunu Tora’da, işe adayan insanlar işlerinde, üniversite sınavlarına hazırlanan gençler de çözdükleri sorularda hissetmektedirler. Ancak içinde gerçek mutluluğun, huzurun, hayat ışığının ve doldurulmasına rağmen dolmak bilmeyen tek alan Tora’dır. Kral David Teilim kitabında şöyle der, Tov li Torat Piha, Mialfe Zaav Vekesef – Senin ağzından dökülen Tora, bana binlerce altından ve gümüşten daha iyidir. İnsanın bütün yıl ne kadar para kazanacağı Roş Aşana günü belirlenir. Bu nedenle sabah tefilaya gitmeyerek kaçıracağı mitsvalar, sadece Roş Aşana günü kendisine belirlenen miktarın ihtiyacı olmayan zamanlarda gelmesine neden olacaktır. Pasukta yazdığı gibi, Aşem Moriş Umaaşir – Tanrı fakirleştirir de zenginleştirir de” (Şemuel 1, 2:7). Bir öğrencinin üniversite sınavında başarılı olup olmayacağı da Tanrı’nın Eli’ndedir; pasukta yazdığı gibi, Mesir hohma laneemanim, vetaam zekenim yikah – Güvenilir danışmanları susturur, yaşlıların aklını alır” (İyov 12:20).

 

 

Peraşamızın ilerleyen bölümlerinde bu mükemmel arzuyla ilgili bir örnek daha bulmaktayız.

 

Yisrael halkı Pesah korbanını sundukları zaman, aralarında bir grup kişi ölüye temas ettiklerinden dolayı tame sınıfındaydılar ve korbanı sunamadılar. Bunun üzerine Moşe  Rabenu’ya geldiler ve ona, “Biz ölü(ye temas etmemiz) nedeniyle tameyiz. Neden Tanrı’nın korbanını  Bene Yisrael ile birlikte vaktinde getiremeyip kayba uğrayalım?” (Bamidbar 9:7) diye sordular.

 

Ölüye temas eden bu kişiler de kendilerinin tame olduklarını ve korbanı sunmaktan muaf bırakıldıklarını bilmektedirler. Ancak kalpleri buna izin vermemektedir. Her ne kadar akılları, kendilerinin muaf olduklarını söylese de, kalp mitsvayı yerine getirme arzusu içinde yanıp tutuşmakta ve onları bir türlü rahat bırakmamaktadır. Bu nedenle de Moşe’ye gelirler ve ona, “Neden kayba uğrayalım” diye sorarlar. 

 

Belz Hasidizimi’nin Admor’u (=başı) Rabi Aaron şamaşını yanına çağırır ve kendisinden çok özel bir istekte bulunur.

 

“Bana, bahçemizle ilgilenebilecek uzman birisini bulmanı istiyorum. Bahçeme bir iki meyve ağacı dikmesini ve çimleri de düzeltmesini rica et.

 

Şamaşı, “admor”un bu istekleri karşısında şaşkına dönmüştü. Admor dünyevi zevklerden kendisini tamamen uzaklaştırmasıyla tanınırdı. Bu nedenle bahçesiyle uğraşmak istemesi, şamaşına biraz garip gelmişti. Ancak tabii ki şamaş bu düşüncelerini kalbinde tutmakla yetindi. Bu arada bahçe için gerekli düzenlemeler yapıldı ve bahçe meyveli ağaçlarıyla, yemyeşil çimleriyle parmakla gösterilecek bahçelerden biri haline geldi.

Bundan iki ay geçti. Admor yine şamaşını çağırdı ve ondan bu sefer daha da enteresan bir istekte bulundu. “Bana bir grafiker çağırt.”

Şamaş ne yapacağını bilemedi, “Size bir grafiker mi çağırtayım?” diye sordu. Admor şamaşının şaşkınlığına bir anlam veremez gözlerle bakarak, “evet! Bir grafiker istiyorum. Önümüzdeki yıl şemita yılı (toprakların yedinci yıl nadasa bırakılması) ve biz de son derece önemli bir mitsva yerine getireceğiz. Şemita yılı geleceği zaman toprağımızı çalıştırmayarak büyük bir mitsva  yerine getireceğiz.  Bu yüzden lütfen grafikere söyle, büyük bir tablo hazırlat. Üzerine, “Şemita yılı boyunca her şey sahipsizdir” yazsın.

 

Admor, şamaşını çağırır ve ona şöyle der, “Belki biz bu mitsvayı yerine getirmekle yükümlü değiliz. Ama eğer elimizde yerine getirebilme olanağı varsa, ‘neden kayba uğrayalım” der.

 

 

DEVAR TORA

[Rabi Dr. Avraam J. Twersky]

 

Peraşada, bazı kişilerin ölü bedenlerle temas ettikleri için tame oldukları ve bu nedenle Pesah-korbanını gerçekleştiremedikleri anlatılmaktadır. Bu kişiler Moşe’ye şikayette bulunurlar:

Biz ölü nedeniyle tameyiz. Neden Tanrı’nın korbanını Bene-Yisrael ile birlikte vaktinde getiremeyip kayba uğrayalım?”

Moşe’nin cevabı “Bekleyin ve Tanrı’nın hakkınızda ne emredeceğini öğreneyim” şeklinde olur (Bamidbar 9:7-8).

Raşi bir yorumda bulunmaktadır: “Doğrudan Tanrı’ya başvurup bir cevap alabileceği konusunda kendini güvende hisseden faniye ne mutlu!”

Ama Şinuv’lu Rabi Yehezkel sorar: Tora Moşe’nin yeryüzündeki en alçakgönüllü insan olduğunu söylediğine göre (Bamidbar 12:3), Moşe’nin her arzu ettiğinde Tanrı ile serbestçe konuşabileceğini hissetmesi onun mütevazı karakterine aykırı değil midir? Bu kadar alçakgönüllü bir insan kendinden nasıl bu kadar emin olabilir?”

Moşe, Pesah-korbanı ibadetine katılamadıkları için bu insanların kalplerinin ne kadar kırıldığını gördüğü zaman, onların Tanrı’ya hizmet etmeyi içtenlikle arzu etmeleri nedeniyle İlahi bir cevabı hak edeceklerinden emindi. Başka bir deyişle Moşe “kendinden” emin değildi. “Bekleyin ve Tanrı’nın hakkınızda ne emredeceğini öğreneyim” şeklindeki sözleri onun kendi değil, o insanların liyakatine olan güvenini yansıtmaktaydı.

 

Haftanın Sözü

    (aish.com)

 

Yavaş ilerlemekten korkmayın. Yerinizde durmaktan korkun