Haftanın Peraşası BülteniMoşe, Bene-Yisrael'e her şehirde, yargıçlar ve yasayı uygulayıcı polis memurları görevlendirmelerini söyler; "Adalet! Adaleti takip edeceksiniz" diye emreder onlara ve "bunu yozlaşmadan ve kimseyi kayırmadan yerine getireceksiniz" der...
arşiv...

Lütfen Peraşa Kâğıtlarını Dua Sırasında Okumayınız

               Bu Hafta İçin Saatler              

6 Eylül

Gelecek Hafta İçin Saatler

Şabat

Başlangıç

Bitiş

2008

Şabat

Başlangıç

Bitiş

Yeruşalayim

6:23

7:33

-----

Yeruşalayim

6:14

7:24

Tel Aviv

6:38

7:35

6 Elul

Tel Aviv

6:29

7:26

İstanbul

7:17

7:57

5768

İstanbul

7:05

7:45

Ş O F E T İ M

 

Hatırlatmalar: ---

 

 

Bu HP  .....'nin aziz ruhuna ithaf edilmiştir.

 

 

Peraşa Özeti (Devarim 16:18-21:9)

[www.chabad.org]

 

Moşe, Bene-Yisrael'e her şehirde, yargıçlar ve yasayı uygulayıcı polis memurları görevlendirmelerini söyler; "Adalet! Adaleti takip edeceksiniz" diye emreder onlara ve "bunu yozlaşmadan ve kimseyi kayırmadan yerine getireceksiniz" der. Suçlar, çok dikkatlice soruşturulacak ve kanıtlar iyice incelenecektir. Mahkûmiyet ve ceza için, en az iki geçerli tanığın ifadesi gereklidir.

Moşe, her nesilde, Tora yasalarını açıklama ve uygulama görevinin emanet edileceği kişiler olacağını söyler. "Sana öğretecekleri Tora sözlerine ve onların vereceği hükümlere göre hareket edeceksin. Sana söyleyeceklerinden ne sağa ne de sola sapacaksın" (Devarim 17:11).

Şofetim peraşasında putperestlik ve büyücülükle ilgili yasaklara, kralın göreve gelmesi ile ilgili ve davranışlarını düzenleyen kanunlara ve kasıtsız cinayet işleyenler için "sığınma şehirleri" kurmanın ana noktalarına da yer verilmiştir. Bunun yanında savaş kurallarının çoğu, yeni evlenen, yeni bir ev inşa eden, bir bağ diken ya da "korkan ya da yumuşak-yürekli" olan birinin savaşa gitmekten muaf olması, bir şehre saldırmadan önce barış şartlarının sunulması zorunluluğu, kuşatma sırasında meyve ağaçlarının kesilmesini yasaklayan kural ile örneklendirilmiş değerli bir şeyin acımasızca yok edilmesi yasağı da bu bölümde yer alır. Tora bu noktada ünlü "Çünkü insan kırdaki ağaçtır" ifadesini kullanır.

Peraşa, "Egla Arufa - Boynu Vurulan Düve" kanunu ile sona erer. Bu, bir insanın faili meçhul bir cinayete kurban gitmesi ve cesedinin bulunması durumunda uygulanan, toplumun ve liderlerinin, sadece yapmaları gereken değil, bu olayı nasıl önleyebileceklerine dair sorumluluklarını da vurgulayan özel bir prosedürdür.

 

DEVAR TORA

["Legacy" / Rabi Naftali Reich - www.torah.org]

 

Kritik Takipçiler

 

Sinagog siyaseti yeni değildir ve talihsiz kurban genellikle hahamdır. Eğer haham olağanüstü dikkatli olmazsa, bazı insanlar onun yaptıklarında, söylediklerinde, giyim tarzında ve her şeyde kusur bulacaktır. Haham cemaatten daha eğitimli ve çok daha akıllı olsa bile, dokunulmaz değildir.

Peki ya eski dönemlerin meşhur hahamları, ölümsüz eserleriyle hayatımıza anlam ve yön katan önde gelen kişiler? Acaba onlar da sinagog siyasetinin sıkıntısını çekmişler midir?

Bunun cevabı maalesef ‘evet'tir. Yahudi tarihinin kalın arşivleri baskı gören ve bazen cemaatleri tarafından uzaklaştırılan meşhur hahamların öyküleri ile doludur. Bu nasıl olabilir? Bu insanların sadece isimleri bile bizi huşu ve hayranlıkla kaplar ve elimizde olsa sırf bu büyük şahsiyetleri bir kere görüp hayır duasını almak için uzun mesafeleri kat etmeyi göze alırdık. O halde, kendi çağdaşlarının onlara bu kadar kötü muamele etmiş olmaları nasıl anlaşılabilir?

Bu garip olgunun anahtarı belki de, Tanah'ın kafa karıştırıcı gizemlerinden birindedir. Bereşit kitabının ilk bölümlerinde, Avraam'ın Tanrı'yı tanıyıp kabul ettiğini ve bu müthiş keşfinin mesajını bütün dünyaya yaydığını okuruz. Birçok insan onun görüşlerine ve savunduğu hayat tarzına bağlı kalacağına dair söz vererek Avraam'ın etrafında toplanmıştır. Ancak sadece bir nesil sonrasında, Yahudi ulusunun yine Avraam'ın hâlâ küçük ama gelişen ailesinden ibaret olduğunu görürüz. Tanrı'ya inanan o kadar insana ne olmuştur?

Otoriteler, Avraam öldüğünde, bu insanların Yitshak'ı yeni liderleri olarak kabul etmekte isteksiz olduklarını belirtirler. Bu kişiler onu eleştirmişler ve kendisi ile babası arasında, onun adına olumsuz olan mukayeselerde bulunmuşlardır. Kabul etmeye hazır oldukları bir lider bulamayınca, Yahudilik felsefesinden uzaklaşıp, sonunda kendilerine ait eski puta tapma yöntemlerine geri dönmüşlerdir.

İnsanların herkese eleştiren gözlerle bakmasına, yüce insanları küçümsemelerine ve kusursuz insanlarda kusur bulmalarına hangi dürtü neden olur? Neden yüce liderlerimizi, kendilerinden öncekilerin ideal olarak gördüğümüz standartlarına göre değerlendirmeye meyilliyiz?

İşin gerçeği şudur ki, müstehzi tavırlarımıza yol açan şey, bizim kendi güvensizliklerimizdir. Kişinin kendi önemi ve kişisel değeri güvenceler araması çok doğaldır. Ancak bazı insanların kendileri hakkında o kadar kötü izlenimleri vardır ki, bunun üstesinden gelmenin tek yolunun kendilerinden üst düzeyde olanları da kötü görmek ve göstermek olduğu hissiyle yaşarlar. Böylece kendileri ile dönemlerinin meşhur insanları arasındaki gözle görülen uçurumu daraltmak, ya da onu darmış gibi görmek, kendilerini daha değerli ve önemli hissetmelerini sağlar. Eski nesillerdeki bilgelerin veya idolleştirmiş oldukları kendi hocalarının büyüklüğünü kabul etmek ise onlar için zor değildir, zira onlarla kendilerini rakip görmezler. Ama nedense çağdaşlarını avlamaya hakları olduğunu düşünürler.

Bu haftaki peraşada Tora bizi böyle bir davranışa karşı uyarmaktadır. Tora, iki kişi anlaşmazlığa düştüğü zaman onların "kendi günlerindeki" yargı otoritesine başvurmalarını emretmektedir. "Kendi günlerindeki" sözlerine ne gerek vardır? Kendi anlaşmazlıklarını başka günlerdeki otoritelere götüremeyecekleri açık olduğuna göre bu sözler gereksiz değil midir? Talmud şöyle açıklar: "Nerede eski yargıçlar deme! Nerede eski bilgeler deme! Başvurabileceğin tek mevki kendi dönemindeki yetkililerdir ve onlara da en eskilere olduğu şekilde saygı göstermek ve kararlarını tanımakla yükümlüsün."

İki arkadaş önemli bir cemaat üyesinin cenazesinde yan yana oturuyordu. Seçkin kişilerden ve aile üyelerinden oluşan bir dizi insan, birçok insanı gözyaşına boğarak ölü hakkında övgülü sözler söyledi. Cenazeden sonra iki arkadaş derin düşüncelere dalarak eve doğru yürümeye başladı.

Bir tanesi "Biliyor musun? O çok iyi bir insandı. Onu özleyeceğim" dedi.

"Hadi canım; ölüler hakkında kötü konuşulmaz, ama sen o adama tahammül edemezdin. Her zaman ona söylenecek kötü sözlerin vardı."

"Evet, ama dürüst olalım. Ne zaman ona saygı duyulsa, hep o saygıyı almayı ben arzu ederdim. Ama şimdi o öldüğüne göre, onun hakkında daha tarafsız bir şekilde düşünebilirim. Ve biliyor musun? O gerçekten de iyi bir insandı!"

Maalesef, kendi yaşantımızda, kendimizi yüceltme yöntemi olarak büyüklerimizi küçümseme eğilimini görürüz. Bazen kendimizi suçlarız. Ama eğer bu eleştirileri yapmamızın gerçek nedenlerine odaklanırsak, cemaat liderlerimizin ve hahamların olumlu özelliklerine odaklanmak daha kolay olacaktır. O zaman sadece onlara hak ettikleri saygıyı göstermekle kalmayacağız, aynı zamanda daha büyük bir manevi tatmin ve özsaygı algılayabileceğiz.

 

İKİLEM

Bu kısımda bazı ikilemler ve sorular sunacağız. Bunları Şabat masasında ailece tartışma konusunun bir parçası yapabilirsiniz. Peraşa broşürünün sonunda bu soruya Yahudilik'in gözüyle verilebilecek bir cevabı bulabilirsiniz.

 

Bazen bindiğim otobüse geveze bir yolcu biniyor ve sürücünün arkasında durarak veya oturarak onunla konuşmaya dalıyor; bu da açıkça güvenli bir yolculuğu tehlikeye sokuyor. Bunun kurallara aykırı olduğunu bilmeme rağmen, yazılı bir şikâyet sunmanın sürücünün başına dert açacağından endişe ediyorum. Öte yandan rahatsız edici yolcuya sitemde bulunursam, herhalde onun öfkesine maruz kalırım. Yapılacak en doğru şey nedir?

 

DEVAR TORA

[Rabi Eli Mansour - www.dailyhalacha.com]

 

Şofetim peraşasında Tora bize Yahudiler'in eski günlerde savaşa nasıl gittiklerini anlatır. Tora bize bu iş için özel olarak görevlendirilen bir Koen'in halkın karşısında durup onlara konuştuğunu, onlara esin kaynağı olup cesaret verdiğini anlatır. Bir savaşa gitmek üzere olduklarını, güçsüz kalmamaları, korkmamaları ve paniğe kapılmamaları gerektiğini anlatır. Düşmanın önünde yılmamaları gerektiğini söyler. Tanrı'nın savaşırken ve Yahudileri kurtarırken onlara eşlik edeceğini anlatır. Daha sonra ise peraşa devam eder ve bazı insanları savaşa gitmekten muaf tutar. Örneğin yeni bir ev inşa etmiş ama henüz içinde oturmamış olanlar bu muafiyet dâhilindedir. Tora onların yeni evlerine dönmelerine izin verilmesini ister, çünkü o kişi savaşta ölebilir ve bir başkası gelip onu ilk olarak kullanabilir.

Raşi'ye göre "başkası onu kullanabilir" düşüncesi, evini henüz inşa etmiş bir asker için hüzünlü bir düşüncedir. Sadece yeni evinde oturamama olasılığı değil, aynı zamanda onun inşa ettiği evde "bir başkasının" oturma olasılığı can sıkıcıdır. Böyle bir düşünce insanı üzebilir ve bu olası durumu düşündüğü zaman, askerin mücadele şevki kırılabilir. Aklı evinde kalabilir ve böylece savaşta orduya katkı yerine dezavantaj getirir.

Öte yandan Gur Rabisi buradan yola çıkarak başka bir açıklama getirir. Ona göre, Raşi'nin sözlerine iyice yoğunlaşmak gerekmektedir. Savaşa gitmiş olan birinin kendi "hayatı" ölüm-kalım hattı üzerindedir; ama aklına takılan şey o anda başına ne gelebileceği değil, ona bir şey olursa "evinde" bir başkasının oturma olasılığıdır! Gur Rabisi'ne göre Raşi bunu yazarken, bir insanın ne kadar çarpık düşünebileceğini vurgulamayı amaçlamıştır. İnsanların fiziksel ihtiyaçlarını yaşamın kendisinden daha çok ön planda tutmaları üzücüdür. Savaş meydanında her an ölme tehlikesi altında olan bir kişi, evinde oturamayıp bir başkasının oturacağından mı endişe etmelidir?!

Biraz dürüst olursak, aslında bizler de, fiziksel gereksinimlerimizi manevi konuların önüne koyduğumuz o hiç de az olmayan zamanlarda da benzer bir acıklı durumun parçasıyızdır. Hiç şüphe yoktur ki, manevi ihtiyaçlarımız ebedi önem taşırken, fiziksel ihtiyaçlarımız geçicidir. Yemek yemeye, uyumaya, eğlenmeye, tatil yapmaya, satın almaya, diğer tüketim faaliyetlerine ve fiziksel zevklere harcadığımız zaman ve çaba ile manevi gereksinimlerimiz için ayırdıklarımız mukayese edilebilir mi? Gerçek şudur ki, hayatımız tüm bunların peşinde geçerken, asıl varoluşumuz olan Neşama'mız, yani ruhumuz az ihmal edilmekte değildir. O halde Raşi'nin sözleri sadece savaştaki o adam için değil, hepimiz için kendimizi sorgulamamız amacıyla yüzümüze vurulan gerçekleri yansıtmaktadır. Sadece o adamın durumu değil, hayat tarzımızı ve önceliklerimizi doğru değerlendirip uygulamayan bizlerin de durumu aynı şekilde acıklıdır. Manevi gelişimimizden çok fiziksel lüksümüzü düşünmemiz ne kadar acı!

 

MİTSVA / UYGULAMA

[Rabi Şemuel Holstein - www.komemiut.org]

 

Mitsva: Her Yahudi'nin kendisine ait bir Sefer-Tora yazması Tora'nın "yap" şeklindeki emirlerinden biridir. Pasukta söylendiği gibi: "Şimdi; kendinize bu şarkıyı yazın. Onu Bene-Yisrael'e öğret [ve] ağızlarını ona alıştır. Bu sayede bu şarkı Bene-Yisrael'e karşı Benim şahidim olacaktır" (Devarim 32:19).

Uygulama: Talmud dönemi büyüklerinden Rava şöyle demiştir: Bir kişinin babalarından miras kalmış bir Sefer-Torası varsa bile, kendisine ait başka bir Sefer-Tora yazmakla yükümlüdür (Talmud - Sanedrin 21). Sahibinin evlenmek için paraya ihtiyacı olduğu ve satacak başka hiçbir şeyi olmadığı durum haricinde, bir Sefer-Tora'yı satmak yasaktır.

Roş (Rabenu Aşer), günümüzde Tora öğreniminin normal şartlarda Sefer-Tora ile değil de bildiğimiz kitaplarla yapılması nedeniyle, mitsvanın Tora öğrenim kitaplarını da kapsadığını belirtir. Yakın dönem otoriteleri Roş'un bununla ne demek istediği konusunda görüş ayrılığı içindedirler. Bazılarına göre, öğrenim bu kitaplarla yapıldığı için, Roş, mitsvanın "sadece" bu kitapların yazılması veya satın alınıp halka sunulması ile yerine getirildiğini ve ayrıca Sefer-Tora yazmaya gerek olmadığı görüşündedir. Başkaları ise Roş'un, bu mitsvayı yerine getirmek için herkesin, normal bir Sefer-Tora yazmasına "ek olarak" ayrıca bu eğitimi desteklemek için Tora öğrenim eserleri satın almasının [ayrıca topluma kazandırmasının] da gerekli olduğunu söylediği görüşündedirler (Bet Yosef).

Sefer-Tora yazma mitsvasının temel amacı Tora öğrenimi olduğu için kişi sadece sinagoga ve başka yerlere Tora konulu kitaplar bağışlamakla yetinmemeli, kendi evine de Tora öğrenimi konulu kitaplar almalı ve bunları düzenli bir şekilde öğrenmelidir. Sefer-Tora'nın satılmasına dair yasak, diğer kutsal nitelikli kitaplar için de geçerlidir.

"Kişi, Sefer-Tora'ya karşı büyük bir saygı içinde olmakla yükümlüdür. Ayrıca Sefer-Tora için onun yerleştirileceği saygıdeğer özel bir yer ayırmak, bu yere de saygı göstermek mitsvadır" (Şulhan Aruh - Yore Dea 282). Sefer-Tora'nın götürüldüğünü gören bir kişi ayağa kalkmakla, Sefer-Tora yerine ulaşana veya artık görülemeyeceği bir yere gelene kadar ayakta durmakla yükümlüdür. Bir Sefer-Tora otomobil ile bir yerden bir yere götürülecekse, Sefer-Tora koltuğun üstüne konmamalı, sürücü, yanında yolculuk boyunca Sefer-Tora'yı elinde tutacak bir kişiyle birlikte gitmelidir.

 

İKİLEME CEVAP

[Rabi Mendel Weinbach / gatewaysonline.com]

 

Sürücünün size ve diğer yolculara karşı sorumluluğunu yerine getirmediğine inanıyorsanız, kesinlikle harekete geçmeniz gerekir. Ancak size zarar veren veya sizin için tehdit teşkil eden insanlarla başa çıkma amaçlı hareketiniz de Tora'nın rehberliği doğrultusunda olmalıdır.

Tanımladığınız durumun, tarafınızdan güçlü ve önlem nitelikli bir hareketi gerektiren açık bir tehlike arz ettiği kesin olmadığı için, bu senaryonun gerçek suçlusu olan sürücüye, otobüs şirketinin araba kullanırken konuşmalara izin verip vermediğini sorgulayan masum bir soru ile nazik bir sitem etmek doğru olacaktır. Ancak sürücünün sizin önerinize karşı tepkisi kaba bir cevapsa, onun yanlış davranışını amirlerine şikâyet etmek üzere, vermeye mecbur olduğu kişisel bilgilerini sorarak onu tehdit edebilirsiniz.

Nazik yaklaşımınız sürekli bir direnişle karşılaşırsa, yapılabilecek tek şey otobüsün numarasını, olayın gününü ve saatini kaydetmektir. Bütün bu bilgiler, kendi kurallarını uygulatacağı umuduyla şirkete yazacağınız şikâyete dâhil edilmelidir.

Otobüs sürücüleri konusuna değinmişken, otobüse bindiğinizde veya inerken, sürücünün size sağladığı hizmeti takdir ettiğinizi ifade etmek de iyi bir fikirdir. Basit bir "teşekkür ederim" sözcüğü sizin onunla, direksiyonun bir parçası değil de, bir insan olarak ilgilendiğinizi fark etmesini sağlar. Sürücü ile bu şekilde ilgilenmek onu yolcularının ihtiyaçlarına karşı daha duyarlı kılar ve konuşmasını kesip aklını araba kullanmaya vermesini önerdikleri zaman, olumsuz bir şekilde tepki verme olasılığını azaltır.

 

YAHUDİ EVİNİN TEMELLERİ

[Dini Uygulama Rehberi - Rabi Nisim Behar]

 

Selihot Kuralları

 

1.             Selihot'ta Aşre Yoşeve Veteha parçası bittiğinde Hatsi Kadiş söylenir. Minyan yoksa Selihot'a Kadiş söylemeksizin devam edilir. Minyan geldiği zaman Selihot'un ortasında durulup Tanah'tan üç pasuk okunur ve ardından Kadiş söylenir.

2.             Selihot sırasında mümkünse ayakta durulur. Ayakta duramayan bir kişi ise en azından El Meleh ve Vayaavor söylendiğinde ayağa kalkmalıdır.

3.             Erev Roş Aşana ve Erev Yom Kipur haricinde, Avel olan bir kişi, Selihot dinlemek üzere evinden çıkıp sinagoga gidemez.

4.             Selihot, Roş Aşana ve Kipur Tefilaları'nı okuyacak olan Hazan, içinde Tanrı korkusu olan ve herkesçe iyilikleriyle tanınan bir kişi olmalıdır. Eğer kendini bu kutsal görev için hazır görmezse o kişinin Teva'ya çıkarılmaması daha doğrudur.

 

Haftanın Sözü

[Teilim 92:2]

 

Tanrı'ya şükretmek iyidir.

 

Haftanın Peraşası'nı, t  e  b  e  r  r  u  d  a     b  u  l  u  n  a  r  a  k, ölmüşlerinin ruhuna veya hasta bir yakınının şifasına ithaf etmek isteyenlerin,

 ilgililer (050 - 538 41 30) ile temasa geçmeleri rica olunur.

Peraşa kağıtları Tora ile ilgili yazılar içerdiğinden çöpe atılmamalıdır.

Lütfen Geniza'ya getiriniz.