Yaşamaktan ve yaşatmaktan çok daha fazlasını yapacağım- yaşayacağım ve yaşamaya yardım edeceğim.

Walter W. Van Kirk

Her sene, Şükran Günü'nden sonra, Noel'in ilk işaretlerini dört gözle beklerim. Yeşil-kırmızı kurdelelerin, gümüş renkli topların, püskürtülmüş yapay karların görüntüsüne bayılırım.

Şişman Noel babaların alışveriş merkezlerinde çocukları eğlendirmeleri ve Rockefeller Merkezi'ndeki büyük ağaç beni heyecanlandırır. Ancak ben bir Yahudiyim ve kendi evimde Hanuka kutlanır. Pekiyi, o zaman neden Noel 'in benim için anlamı büyüktür? Sizlere benim "Yahud Noel " hikayemi anlatmak istiyorum.

1942 yılının Noel arifesiydi. On bir yaşımdaydım. Hıristiyanlığın oldukça yaygın olduğu Katolik bir ülke olan Polonya'da yaşıyorum. Üşümüştüm, açtım, yorgundum ve çok korkmuştum.

Bütün Aralık ayı boyunca Alman askerleri küçük kentimizdeki Yahudi mahallesinde aramalar yapmış, çocukları ve diğer insanları toplamışlardı. Bu kişiler, Naziler'e bir fayda sağlamadığından 'imha edilmeliydi'. Kurbanlar, kent meydanında toplanıyor, gruplar halinde, yakınlardaki bir ormana öldürülmek için götürülüyorlardı. Arkadaşlarımızın bir çoğu artık yoktu.

Annemle birlikte saklanıyordum. Annem yaşlı değildi ama savaşın başlamasıyla beraber saçları griye dönmeye başlamıştı. Saklandığımız yeri birçok kez değiştirmiştik. Bir keresinde yakalanmış, ama mucizevi bir şekilde serbest bırakılmıştık. Bodrumlarda, tavan aralarında, kilerlerde, ahırlarda ve diğer dayanılmaz yerlerde yaşıyorduk. Ne yıkanabiliyor ne de sıcak yemek yiyebiliyorduk. Avcılardan kaçan av hayvanları gibi yaşıyorduk. Her zaman kaçıştaydık. En sonunda saklanacak yerimiz kalmadı ve getoya geri döndük.

Anne- babam yaşama şansımızın hiç olmadığını biliyordu Bu nedenle son bir şans olarak, savaştan önce yanımızda yardımcı olarak çalışmış Frania adlı kadınla temasa geçmeye karar verdiler. Frania, koyu Katolik bir hıristiyandı ve ben doğmadan önce ailemle birlikte yaşamaya başlamıştı.

Frania, bizim küçük apartman katımıza Noel gecesinde geldi. O gece, geto kapısındaki nöbetçilerin sarhoş olacaklarını düşünmüştü. Tahmini doğruydu. Yasak bölgeye girerken hiç bir zorlukla karşılaşmamıştı. Yaşadığımız ortamı gördüğünde şaşkına dönmüştü. O, bizim savaştan önce nasıl yaşadığımızı biliyordu.
Karar vermesi çok uzun sürmedi. Kazanacak hiç bir şeyi yoktu ama her şeyini kaybedebilirdi. Eğer beni saklarken yakalanırsa,başkalarına ibret olsun diye, işkence görecek ve kentin ortasında asılacaktı. Bunun gibi sahnelere çok şahit olmuştuk. Ancak, hiç tereddüt etmeden, bana hazırlanmamı söyledi. Anne babama, bana çok iyi bakacağını ve savaştan sonra bile beni kendi kızı gibi yetiştireceğine söz verdi. Anne babamın yaşaması için hiç bir şans yoktu. Frania,sade bir kadındı. Hiç okula gitmemişti, okuma yazmayı bilmiyordu. O, büyük kelimelerin kadın değildi, ama koskocaman, altından bir kalbi vardı.

Hazırlanmam uzun sürmedi. Ben zaten her zaman kaçmaya hazırdım. Sonraki dört hafta boyunca, kıyafetlerimi hiç çıkarmadım. Zaten bütün her şeyim üstümdeydi: İki bluz, bir kazak, bir kaç parça iç çamaşırı ve eskiden büyük ağabeyimin olan eski bir palto. Zayıf olduğumdan bütün bunların içine rahatlıkla sığıyordum. Sahip olduğum her şey giydiğim için, hem sıcak kalıyor, hem de eşyalarımı çalınma riskinden kurtarmış oluyordum. Frania, siyah saçlarımı bir şapkayla örtüyordu. Solgun, sıska yüzüm, siyah bir atkıyla korunuyordu. Hem soğuktan korunuyor, hem de Slava benzemeyen görünümüm kamufle olmuş oluyordu. ailemi bir daha hiç göremeyeceğimi fark ettim ancak ağlamadım. Nasıl ağlanacağını bilmiyordum. Anne babama sarıldım. Frania elimi tuttu ve bana korkmamamı söyledi.ve böylece gittik.

Getodan çıkarken kimse bizi durdurtmadı. Beyaz kar ayaklarımız altında gıcırdarken, bize gökıüzündeki yıldızlar eşlik ediyordu. Gece yürüyüşüne katılan insanlarla karşılaştık. Frania, onlara "Mutlu Noeller" diledi ve Noel şarkıları söylemeye koyuldu. Bir süre sonra ben de ona katıldım. Ben de, sokakta şarkı söyleyen insanlardan biri oluştum.

Frania'nın küçük dairesine ulaştık. Gün boyunca, o çalışıyor, ben de yatağın altında saklanıyordum. Annemi özlüyordum ve çok üzgündüm. Ama şikayet etmiyordum. Bir kaç ay sonra, Frania annemin veya kız kardeşimin yerini alamayacağını fark etti. Böylelikle onlar da aramıza katıldı. Hepimiz yatakların altında saklanıyorduk. Buna nasıl dayandığımızı bilmiyorum. Bütün bu zamanlarda, Frania'nın derin inancı bizim hayatta kalmamıza yardım etti.

Frania ile birlikte iki Noel daha geçirdik. Hepsi de dikkatli hazırlıklarla doluydu. Artık kağıt parçalarından Noel süsleri hazırladık, eski kutulardan ve kumaş parçalarından küçük hediyeler yaptık. Bir kutlama masası etrafında oturup yemek hazırlamaya çalıştık. Kekler, düşük kalite siyah undan ve yapay tatlandırıcıyla yapılmıştı. Üzgün görünüyor, masada çamur birikintisine benziyorlardı.

İki buçuk sene sonra, Ruslar kentimizi kurtardı ve bizler özgür olduk. Zaman içinde, bir toplama kampından geri dönmeyi başarabilen babamla yeniden buluştuk. 1949 'un Aralık ayında, Polonya'yı terk ettik. Frania'dan yüreklerimiz sızlayarak ayrıldık. Onu bir daha göremeyeceğimize inanıyorduk. Tren istasyonundan ayrılırken, en son gördüğüm şey onun göz yaşlarıyla ıslanmış yüzüydü. O anda ağlamaya başladım.

Yirmi beş sene sonra, Frani'ayı yeniden görebildim. Bizi ziyaret etmeye Amerika Birleşik Devletleri'ne geldi. Onu hava alanında tanımadım. Çok yaşlanmıştı. Yüzü, kırış kırış olmuştu. İkimiz de ilk şoku atlattıktan sonra, - ne de olsa o da beni en son on sekiz yaşındayken görmüştü- sevgi dolu ilişkimizi kaldığımız yerden sürdürdük. O hatırladığım aynı insandı: cömert ve anlayış dolu. Bizimle bir kaç hafta geçirdi. En sevdiğim yemekleri yaptı, çocuklarımı bol bol şımarttı. O her zaman alçakgönüllüydü ve kendini hiç bir zaman bir kahraman gibi göstermedi. Ona göre, insanların birbirlerini sevmesi gereken Noel akşamında, o sadece yapması gerekeni yapmıştı....

Irene Frisch

**

Irene Frisch, Polonya Drohobıcz'de Irene Bienstock olarak doğmuştur. Saklanarak Holocaust'tan kurtulmuştur ve kurtuluştan sonra Polonya'da liseyi bitirmiştir. Irene, daha sonra Israel'e göç etmiş, orada İsrael ordusunda görev yapmış, hukuk okulun gitmiştir. 1960'da ABD'ye gelmiş, ve Eugene Frisch ile evlenmiştir. İki kızı olmuştur. Şuanda iki de torun sahibidir. Colombia Universitesi'nden mezun olmuştur ve daha sonra tıp kütüphanesinin başı olarak görev yapmıştır. Şu anda New Jersey'de yaşamaktadır.