Kullanılmış mobilıa işinde, normalde olduğu gibi katalogdan bir mobilıa seçip sipariş etmezsiniz. İnsanlar sizi arar, sizin de gidip bir teklif sunmanız gerekir. "Elinde olmayan malı satamazsın" derdi babam. Bu nedenle telefonları ve görüşmeleri onun için çok önemliydi.

13 yaşıma geldiğimde, babam dükkandaki yardımcısını kaybetmişti. Yardımcısı, tek kolu olan biriydi. Ama iki kolu da olan bir çok kişiden çok daha fazlasını başarabilmişti. Tek koluyla, uzun askılığa sandalıeleri asabiliyor sonra da onları biri satın almak isteyinceye kadar durmak üzere tavana çekiyordu. Yardımcısını kaybedince, babam bana gelmişi. Doğru insanı bulana kadar dükkanda çalışmak ister miydim?

Dükkanda on binlerce parça vardı. "İnsanlar pazarlık yapmayı severler" dedi babam bana, " Bu yüzden üzerlerine etiket koymam. Senin kafanda belli bir fiyat aralığının olması lazım"

Beni dükkanda gezdirdi. "Bu motoru dört dolara satarsın. Bir buzdolabını ise, durumuna göre 35 ile 60 dolar arasında satabilirsin. Ancak dondurucusu varsa, 80 dolardan aşağı olmaz. Hele iyi durumdaysa 100 dolar bile edebilir. Tabak çanaklar ise ev eşyaları içine girer. Çeyrek dolara veya yarım dolara satabilirsen, gayet iyi olur...."

Her gün okuldan sonra, bisikletimle dükkana giderdim. Kısa süre sonra, gösterişli bir tabak için satış fişi yazarken babam içeri girdi. Bunun için bir dolar istemiştim ve müşteri hiç tereddüt etmemişti. Buna çok memnun olmuştum. Babam ne yaptığımı görmek için şöyle bir baktı, daha sonra müşteriye dönüp "Bugün iyi bir pazarlık yaptınız....Satıcım size bir fiyat söylemiş, fiyat da odur.."

Daha sonra babama sordum: "Baba, neden öyle dedin müşteriye?

Meğerse o tabak nadide bir antika parçaymış. En az bir kaç yüz dolar değerindeymiş. Bunu duyunca yerin dibine geçmiştim. Babama yardım etmeye çalışırken, para kaybetmesine neden olmuştum.

Bana "İsteseydim satışı durdurabilirdim. Daha fişi yazıyordun, parayı da almamıştın.. Ayrıca, kanunlara göre yaşın küçük. Ama bir Yahudi sözünün arkasında durur..."

Hayatım boyunca unutmadığım tutarlılık ve sözünde durma hakkındaki böylesine derin bir dersi öğretmek, babam için biraz pahalıya mal olmuştu. Ama bu ders benim her zaman yol göstericim oldu.

Yıllar sonra, eşim ve ben, İsrael'deki kızımıza yüklü miktarda para gönderecektik. Bir banka görevlisi, eşime, VISA çekinin, geç kalınmadığı sürece herhangi bir hizmet bedeli gerektirmediğini söyledi. Banka bize yüklü bir fatura çıkartınca, gidip, şube müdürüne onların tavsiyesi üzerine, fazla harcamalardan kurtulmak için bunu yaptığımızı açıklamaya çalıştım. Söylediğim her şeye verdiği tek cevap: "Çok üzgünüz, ancak memurumuz bir hata yapmış." oldu.

Ben de ona, çalışanlarının sözünün arkasında duran babamın hikayesini anlattım. Sözlerimi, "O zaman ben müşteriyi kayba uğratmamıştım bile..babam hatayı daha satış tamamlanmadan fark etmişti. Ben bankamın da en az babam kadar duyarlı olmasını ve sözünün arkasında olmasını isterdim..." diyerek bitirdim.

Şube müdürü bütün bu konuşma boyunca tek bir söz bile söylemedi ve sessizliği arkama yaslanırken de devam etti. Nasıl bir tepki verebileceği hakkında en ufak bir fikrim yoktu.

Konuşmaya başladığında sesi yumuşamıştı ve onurlu bir edayla, "Kanada Ticaret Bankası, bu konuda babanızdan daha az duyarlı olmayacaktır." dedi.

Daha sonra kendisi, VISA çeki için aldıkları her türlü hizmet ücretinin tarafıma geri verileceğini açıkladı.

Ona teşekkür edip ayağa kalkarken, bugünün iş dünyasında bile, sözünün arkasında olmanın hala yüreklere dokunan bir tarafı olduğunu ve bilinçlerde yer ettiğini görmenin mutluluğunu yaşıyordum.

Rabi Roy. D. Tanenbaum

**

Rabi Roy. D. Tanenbaum, Toronto Kanada'daki Beth Tzedek Sinagogu Hahamıdır. Prisonor 88: The Man n Stripes kitabının yazarıdır. O ve eşi Loretta'nın beş çocuğu ve on bir torunu vardır. Kendisine This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. adresinden ulaşılabilir.