Bir an için sizi üzen konuları, dertlerinizi düşünün: kendi veya sevdiğiniz birinin sağlık durumu; para sıkıntısı; iş hayatınızda başarısızlık; çevrenizde kabul görme sorunu; evliliğinizle ilgili sorunlar; çocuklarınızla ilgili sorunlar; bir akrabanız, arkadaşınız veya iş arkadaşınızla aranızdaki geçimsizlik.

Şimdi ise hayatınızda iyi giden şeyleri düşünün: eşinize, çocuklarınıza, arkadaşlarınıza karşı beslediğiniz sevgi; size zevk veren uğraşlarınız; işinizle ilgili memnuniyetiniz; çocuklarınızın gurur duyduğunuz iyi yönleri; iş başarılarınız; başkaları için yaptığınız iyilikler. Şimdi de yaşamınızla ilgili güzel olan ve herhalde üzerinde hiç düşünmediğiniz konuları göz önüne getirmeye çalışın - örneğin, sizin ve sevdiğiniz insanların yürüyebildiğini, konuşabildiğini, duyabildiğini, koku alabildiğini ve görebildiğini düşünün.

Hayatınızdaki güzel şeyler kötülerden daha mı ağır basıyor? Eğer durum böyle ise, siz belki sorunlarınıza, iyi gitmeyen konulara gereğinden fazla mı odaklanıyorsunuz?

Goethe Roma'da iken bir grup kör dilencinin yanından geçiyormuş. Dilencilerin önlerindeki kaplardan çoğu boşmuş. Yoldan gelip geçenler pek bir şey bırakmıyorlarmış. Sadece bir dilencinin kabı devamlı olarak doluyormuş. Adamın yanına yaklaştığında önünde tuttuğu yazıyı görmüş: "Şu anda ilkbahar mevsimindeyiz ve ben körüm."

Eğer şu anda mevsim ilkbahar, yaz, sonbahar veya kış ise ve eğer siz görebiliyorsanız, Tanrı'ya şükretmeniz gerekmiyor mu? ***