A.Culmell
Biz olayları oldukları gibi değil, kendi istediğimiz şekilde görürüz.
15 Nisan 5780 :: 09 Nisan 2020              :: PESAH 1. gün

Haftanın Bilgileri


05 Nis 2020 - 11 Nis 2020

11 Nisan 5780 - 17 Nisan 5780

İstanbul

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

19:24

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

20:05

İzmir

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

19:22

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

20:13

Haftanın Peraşası

Şemini

Haftanın Peraşası Bülteni 5772 Yazdır

Lütfen Peraşa Kağıtlarını Dua Sırasında Okumayınız

               Bu Hafta İçin Saatler              

1 Heşvan

Gelecek Hafta İçin Saatler

Şabat

Başlangıç

Bitiş

5772

Şabat

Başlangıç

Bitiş

Yeruşalayim

4:19

5:30

-----

Yeruşalayim

4:12

5:24

Tel Aviv

4:33

5:31

  29 Ekim

Tel Aviv

4:27

5:26

İstanbul

5:52

6:32

2011

İstanbul

5:43

6:23

N O A H

 Hatırlatmalar:

 

ü  Roş Hodeş MarHeşvan

ü  3 Kasım Perşembe gecesi Arvit'ten itibaren Erets-Yisrael'de: Bareh Alenu

 

 

Bu HP .....'nin aziz ruhuna ithaf edilmiştir.

 

 

Peraşa Özeti (Bereşit 6:9-11:32)

[www.chabad.org]

 

Tanrı, şiddet ve yozlaşma batağına saplanmış bir dünyadaki tek dürüst insan olarak dikkati çeken Noah'a büyük ahşap bir gemi inşa etmesini emreder. Gemi, içten ve dıştan ziftle kaplı olacaktır. Tanrı, büyük bir tufanın, yeryüzünden tüm yaşamı sileceğini, fakat geminin su üstünde yükselerek, içindeki Noah, ailesi ve tüm hayvanlardan erkek ve dişi olmak üzere çiftlere sığınak olacağını söyler.

Kırk gün boyunca yağmur yağar ve sular, sakinleşene kadar 150 gün boyunca kabarır. Gemi, Ararat dağına oturur ve Noah, pencereden önce bir kuzgun, sonra da birkaç kez güvercin gönderir. Amaç, suların yeryüzünden çekilip çekilmediğini anlamaktır. Toprağın tamamen kuruması, Tufan'ın başlangıcından tam bir güneş yılı, yani 365 gün sonraya rastlar. Tanrı bunun ardından Noah'a, gemiyi terk etmelerini ve yeryüzünü tekrar nüfuslu hale getirmelerini emreder.

Noah bir sunak inşa eder ve Tanrı'ya korbanlar yapar. Tanrı, bir daha tüm insanlığı kötü davranışları sebebiyle yok etmemeye yemin eder ve insanlıkla yaptığı bu yeni antlaşmanın sembolü olarak gökkuşağını atar. Tanrı ayrıca Noah'a, yaşamın kutsallığı hakkında talimat verir: Cinayet, idamı gerektirecek düzeyde ciddi bir günahtır. Ve bundan sonra insanların hayvanların etini yemelerine izin olacaksa da, bir hayvanın eti, o hala canlıyken yenemez; ayrıca kan da yenmemelidir.

Noah bir bağ diker ve ürününden elde ettiği şarapla sarhoş olur. Çıplak bir şekilde otururken, oğullarından Ham durumdan avantaj sağlar ve bunun için lanetlenir. Babalarının çıplaklığını örten diğer iki oğlu Şem ve Yefet ise mübarek kılınır.

Noah'ın soyu, on nesil sonra tek bir dili konuşan, ortak kültüre sahip tek bir halk haline gelir. Fakat o nesilde, kendi yenilmezliklerini simgeleme amacıyla yüksek bir kule inşa etmeye kalkışarak, Yaratıcıları'na karşı gelirler. Tanrı onların dillerini bozar; öyle ki, artık biri, diğerinin söylediğini anlayamaz hale gelir. Sonunda projeyi iptal etmek zorunda kalınır; insanlar, gruplar halinde yeryüzünün farklı kesimlerine dağılarak yetmiş ana ulusu oluştururlar.

Noah peraşasının sonunda, Noah'tan Avram'a [sonradan Avraam] kadar olan on nesil listelenir. Avraam'ın, doğum yeri olan Ur Kasdim'den çıkıp, Kenaan Ülkesi'ne giderken Haran'da konaklamasının anlatımıyla peraşa biter.

BENİM KAHRAMANIM

[Rabi Yosef Goldman / tannentorah.com]

 

Dünya kahramanları sever. Hollywood'un her mevsim bilet gişelerindeki kasaları doldurmak için yeni kahramanlar ve süper kahramanlar icat etmesi gerekir. Ve bu işe de yarar. Neden mi? Bu, başka bir yazının konusu. Bugün ‘Kim Kahramandır', ya da kim benim kafamdaki kahramandır, onu ele almayı tercih ediyorum.

Süper kahramanlar inanılmazdır. Ama gerçekçi olmak gerekirse şunu da kabul etmelisiniz ki, onlar sanki başka bir dünyanın insanı gibi, daha ziyade ulaşılmaz ve bizden çok üstündürler. Bizler pelerinlerimizle gökyüzünde uçmayı, ağlarımızla gökdelenlere tırmanıp hüzünlü genç kızları kurtarmayı hayal edebiliriz; ama günün sonunda bu özlem dolu bir hayalden başka bir şey değildir. Bunun benim hayatımla, kendimle ve sorunlarımla ne ilgisi vardır? Cevap açıktır: Hiç!

İşte bu nedenle Noah hep ilgimi çekmiştir. Kendisi bir süper kahraman yerine bir insan olarak, gerçek canlı bir kahraman olarak ortaya çıkar ve bu nedenle taklit edilmesi mümkün görünür.

Raşi Noah'ı, tufanın gerçekten olup olmayacağından kuşku duyan "inancı zayıf" biri olarak tasvir eder. Esasında bu büyük otoritenin anlayışına göre, Noah yağmurlar başlayana ve tufan suları onu içeri girmeye zorlayana dek Gemi'ye binmemiştir. Bu da birçok insanın, özellikle Avraam veya Moşe gibi itibarlı diğer Tora kahramanlarıyla karşılaştırdığında, Noah'ı neden küçümsediğini açıklamaktadır.

Şahsen Noah'ı tam olarak benim tarzım bir kahraman yapan unsur budur. Noah gerçektir. O bir insandır. Onun da tıpkı sizin ve benim gibi kuşkuları vardır. Evet, ideal olarak "Eylemlerim ne zaman geçmişteki yüce atalarımızın eylemlerinin düzeyine erişecek?" dememiz gerektiğini biliyorum; ama itiraf ediyorum ki bu benim için biraz yüksek çıtalı bir talep. Diğer taraftan, Noah normal bir adamdır. Kafası kuşkularla doludur ve inancıyla kuşkuları arasında cebelleşmektedir. İşte onu bir kahraman kılan budur. Çünkü gerçek şudur ki, günün sonunda Noah görevini yapmıştır. Gemiyi inşa etmiş, bütün hayvanları içeri doldurmuş, medeniyeti kurtarmış ve harap bir dünyayı tekrar inşa etmeye koyulmuştur. Kuşkularına rağmen, yapılması gerekenleri yapmıştır.

Eski bir Yidiş atasözü vardır: "Sorudan kimse ölmemiştir." Bütün sorularınızın cevabını alamadıysanız, bu, dünyanın sonu değildir. Cevaplanmamış sorularla yaşayabiliriz. Önemli olan kuşkularımız yüzünden hayatımızı felce uğratmamaktır. Kuşkularımıza rağmen yine de yapılması gerekenleri yapabiliriz.

Tabii ki cemaatimdeki her bir bireyin sorusunu cevaplandırabilmek isterdim. Ama muhtemelen her bir insanın kuşkularını ve ikilemlerini çözemeyeceğim. Ve açık konuşmak gerekirse, onların yaptıkları, beni kuşkularından çok daha fazla ilgilendiriyor. Sorudan kimse ölmemiştir. Önemli olan nasıl davrandığımızdır.

Sıradan bir kahraman olan Noah kolaylıkla yan komşumuz bile olabilirdi. O bizden biridir. Bu nedenle, onun büyüklüğüne erişmek mümkündür. O "gerçekleştirilmesi imkânsız" bir düş değildir. Onun kahramanlığını taklit etmek mümkündür. Eğer Avraam ve Moşe biz ölümlüler için birer örnek teşkil etmek için erişilmesi güç süper kahramanlar olarak görünüyorlarsa, o zaman en azından Noah gerçekçilikle bağdaşır. Ne de olsa, onun da tıpkı sizin ve benim gibi kuşkuları vardı.

O halde istemeden kahraman olan Noah, herhangi bir olayda rol almak için korkusuz olmanız gerekmediğini göstermektedir. Mitsva yapmak için tsadik olmanız gerekmez. Kaşerut kurallarına riayet etmek için kutsal biri olmanız veya bir Tora dersine gelmek için bir profesör olmanız gerekmez.

Noah'ın inancı zayıf olmuş olabilir. Belki dizleri biraz titriyordu, ama sonuçta görevini layıkıyla yerine getirdi. O benim kahramanım.

DEVAR TORA

 [Rav Moşe Benveniste]

 

HER ŞEYİMİZ TANRI'YA AİTTİR

 

Rabi Elazar iş Bartota omer: Ten lo mişelo şeata veşelha şelo, Vehen bedavid u omer; (Divre Ayamim 1-29/14) Ki mimeha akol umiyadeha natanu lah (Pirke Avot 3/7). Rabi Elazar iş Bartota şöyle der: Yüce Tanrı'ya kendisine ait olanı ver. Çünkü mal varlığın ve kendin de dâhil, her şey O'nundur. Kral David de şöyle der: Her şey senindir; biz ancak senin elinden aldıklarımızı tekrar sana verdik.

Rabi Elazar iş Bartota Rabi Akiva ile çağdaştı. Kendisi zengin bir adam olmadığı halde yardımseverliği herkes tarafından bilinirdi. Yardım derneklerinin azaları sokakta onu gördüklerinde bir köşeye saklanırlardı, çünkü gayet iyi bilirlerdi ki cebindeki son kuruşu onlara verecekti. Ancak böyle bir kişilik yukarıda bahsettiğimiz öğretiyi sunma hakkına sahip olabilirdi. Peygamber Hagay Tanrı adına halka zamanında şöyle seslenir:

Li akesef veli azaav neum A-şem (Hagay 2/8). Gümüş de altın da Bana aittir, diyor her şeye egemen yüce Tanrı. Kendi arzusu ile senden alıp daha iyi birisine verir.

Aslında Tanrı'nın bizlere bağışladığı tüm nimetler olmadan ona kulluk etmemiz imkânsızdır. Kendisi bizlere önce sağlığımızı ve mal varlığımızı verir, sonra bizden Tora'daki emirleri yerine getirmemizi ister. İyov Tanrı adına şöyle sesleniyor:

Mi ikdimani vaaşalem (İyov 41/3). "Kim benden önce davrandı? Böyle biri varsa gelsin ödeme yapayım."

Göklerin altında ne varsa Bana aittir. Kral David yüce Tanrıya şükretmek için kutsal bir mekân inşa etmeyi tasarlar. Ancak yüce Tanrı ona şöyle der: "Kalbinden geçen bu arzuların beni çok memnun etti. Ancak sen çok savaştın, çok kan döktün. Oğlun Şelomo adı gibi Barışı temsil ediyor. O benim adıma Barışın sembolü olacak ve Bet Amikdaş'ı - Kutsal Mabed'i inşa edecek. Sen ise bu inşaat için malzeme hazırlayacaksın." Kral David kendi servetinden ve halktan bol miktarda topladığı malzemeyi depolar. Bir başkası belki büyük bir gurur duyardı. Fakat kendisi yüce Tanrıya şöyle seslenir:

Vayvareh David et Ad...... Vayomer David....... Leha Ad...... agedula  veagevura veatiferet veanetsah veaod ki kol başamayim uvaarets leha Ad.. amamlaha vehi mi ani umi ami ki neetsar koah leitnadev kazot. Ki mimeha akol umiyadeha natanu lah. (Divre Ayamim 1-29). Yüce Tanrım! Büyüklük, güç, yücelik, gökte ve yerde olan her şey Senindir. Zenginlik ve onur Senden gelir. Güç ve yetki Senin elindedir. Birini yükseltmek ve güçlendirmekte Senin elindedir. Ben kimim? Halkım kim ki böyle gönülden armağanlar verebilelim. Her şey Senin'dir. Biz ancak Senin elinden aldıklarımızın çok az bir kısmını sana verebilirdik. Kral David daha sonra gelecek nesillerin de yardımsever olmaları için yüce Tanrıya sesleniyor:

Ad. Eloke Avraam Yitshak veYisrael avotenu şomra zot leolam leyetser mahşevot levav ameha veahen levavam eleha. Atalarımızın Avraam Yitshak ve Yisrael'in Tanrısı: Halkımın ve benim bu istek ve coşkumuzu sonsuza dek gelecek nesillerin yüreklerinde ve düşüncelerinde de tut, onların sana bağlı olmalarını sağla.

Tekrar görüşmek ümidiyle,

Rav Moşe Benveniste

MAASE

 

Ayna

 

"...Ham, babasının çıplaklığını gördü ve dışarıda iki kardeşine anlattı. Şem, Yefet ile bir giysi aldı ... ve babalarının çıplaklığını örttüler. Yüzleri aksi yöne dönüktü ve babalarının çıplaklığını görmediler" (Bereşit 9:22-23).

Hiçbir şey rastlantı değildir. Bir insanın hayatındaki her olay önceden hazırlanmıştır ve hepsinin bir amacı vardır. O halde kişi arkadaşında olumsuz bir şey görürse, kendisinin de bir şekilde aynı konuda kusurlu olduğunu kabul etmek zorundadır. Takdir-i İlahi, bir kişinin, akranının kusurlarını görmesini, aslında kendi eksikliğini görmesi için gözlerini açma amacıyla sağlamıyor da niçin sağlıyor?

İnsan kendine şunu sorabilir: Belki de akranının kusurunun kendisine gösterilmesinin amacı, kendi kişisel durumuyla ilgili bir mesaj vermek değil de, akranının bu kusurunu düzeltmesine katkı sağlamaktır? Ancak eğer durum böyle olsaydı, kişinin, akranının suçunu ve kabahatini de görmesi gerekmezdi; sadece düzeltilmeyi gerektiren gerçeği görmesi yeterli olurdu. Eğer akranının kusuru sadece bu konuda bir şey yapabilmesi için gösteriliyor olsaydı, o zaman sadece bunu görürdü; sorunun kendisini ve onu çözmek için ne yapabileceğini görürdü. Eğer, bunun yanı sıra, akranının utancını ve küçülmesini de görüp hissediyorsa, o zaman şu barizdir ki, deneyiminin bu yönü de bir amaca hizmet ediyor demektir. Şöyle ki, Takdir-i İlahi ona kendi sorunlarını fark edebileceği bir ayna vermiştir.

İşte, "babalarının çıplaklığını görmediler" sözleriyle bize verilmek istenen mesaj budur. Şem ve Yefet sadece fiziksel olarak babalarının küçük düşmesini görmemekle kalmamışlar (bunu zaten pasukta iki kez tekrarlanan "yüzleri arkaya dönüktü" sözlerinden biliyoruz), aynı zamanda onun suçunu veya düştüğü rezil durumu da görmemişlerdir. Kendi alçaklığı babasının günahına tanık oluşuna yansıyan Ham'ın aksine, cereyan eden şeyleri bilmeleri karşısındaki tüm tepkileri, bunu düzeltmek için neler yapmaları gerektiğiyle sınırlı kalmış, ancak babalarının utancını görmemişlerdi (Rabi Menahem Mendel Schneersohn).

Daha ileride Hasidizm hareketinin kurucusu olacak olan Rabi Yisrael Baal Şem Tov, yıllar boyunca, kaba ve cahil bir çömlek arayıcısı kisvesi altında bilgisini ve dindarlığını büyük bir ustalıkla saklayarak "gizli bir hayat" sürmüştü.

Bir keresinde Brody Hahamını görmeye geldi. Haham sadece misafirinin kaba tavırlarını, yırtık ve çamurlu giysilerini görerek onu hor gördü. Baal Şem Tov şöyle dedi: "Bilgelerimiz bize ‘her insandan' öğrenmemizi söyler, çünkü akranınız, aynanızdır. Eğer kendi yüzünüz temizse, karşılaşacağınız görüntü de kusursuz olacaktır. Aynaya bakıp bir kusur görürseniz, o gördüğünüz kendi kusurlarınızdır."

"Ey Brody Hahamı!" diye devam etti Baal Şem Tov, "Senin memnuniyetsiz yüzünü gördüğüm zaman, şahsen ‘akranını kendin gibi sev' idealinde ne kadar eksik olduğumu gerçekten hissediyorum!"

ŞABAT ALAHALARINA GİRİŞ

[Rabi Daniel Schloss - www.pidyon.org]

Şabat alahalarıyla ilgili bu yazı dizisi Mişna'da (Şabat 7:2) listelenen 39 melahaya dair temel prensipleri, Rabinik yasaklamalarla birlikte ele alacaktır. Bu dizi Şabat kanunlarını orijinal kaynaklarından öğrenmenin yerini tutma amaçlı değildir. Amaç, Şabat'ın ayrıntılı kanunlarını anlamakta, hatırlamakta ve uygulamakta yardımcı olarak bir rehber sunmaktır. Burada değinilecek konularda çıkabilecek sorularda bir Rav'a başvurulmalıdır.

 

A. Tora'nın "melaha" tanımını tarif etmekte kullanılan terimler:

1. Av Melaha: (çoğul: Melahot) [tam çeviriyle: baba melaha. Bu bağlamda: yaratıcı niteliğe sahip temel bir hareket]. Bunlar, Mişkan'ın inşa edilmesi ve işletilmesi için yapılan 39 özel eylemdir. Her Av Melaha Tora'nın Şabat günü için öngördüğü bir yasağın başlıca bir örneğidir.

2. Temel Prensip: Belirli bir Av Melaha'nın bünyesinde yer alan yaratıcılık öğelerini belirtir. Söz konusu prensibe dayanılarak, Av Melaha ile benzerlik taşıyan Toledot (alt melaha kategorileri) türetilebilir.

3. Tolada: (çoğul: Toladot) [tam çeviriyle: yavru. Bu bağlamda Av Melaha'nın bir alt kategorisi]. Şeklen farklı olsa da, bünyesindeki yaratıcı temel prensip açısından Av Melaha ile benzerlik gösteren bir eylem. (Genellikle basitçe "melaha" olarak adlandırılır. Bu terim söz konusu eylemin Şabat günü Tora'nın yasakladığı türde bir eylem olduğuna işaret eder.) (Devam Edecek)

PERAŞADAN DERSLER

[Rabi Şelomo Ressler - www.weeklydvar.com]

Noah peraşasında Tanrı Noah'ı hem "Tsadik" (dürüst) hem de "Tamim" (kusursuz) olarak ilan eder. Ancak bu kullanımda bir gariplik vardır: "Tsadik" terimi bir şeyle suçlanan, ama daha sonra suçlu bulunmayan birini ima eder. "Tamim" terimi ise hiçbir zaman kendisini savunmaya veya temize çıkarmaya gerek duymamış bir insanı tanımlar. O halde Noah bunlardan hangisiydi?

Rav Moşe Feinstein, eseri "Daraş Moşe'de şöyle demektedir: Başkasının değil, yalnızca kendi üzerinde çalışan bir bireyin hedefi, eylemlerini kusurdan arındırmak ve bu kusursuzluğa ulaşabilme adına Tora'nın gösterdiği yolu takip etmektir. Ancak eğer kişi bir liderse veya başkalarını etkileyecek bir konumdaysa, bu durum birçok kez suçlamalara ve ithamlara neden olacak şeyler söylemeyi ve yapmayı içerir. Bu nedenle, birçok insan cemaat işlerinden uzak durmayı ve sakin bir hayat sürdürmeyi tercih eder. Ancak Tanrı Noah'a ve bize, muhaliflerle karşılaşmak anlamına gelse bile, Tora için öne çıkmamızı tercih ettiğini söylemektedir. Geçmişteki en büyük hahamlarımız Tamim olarak değil, daha ziyade "tsadikim" (dürüst insanlar) olarak bilinirlerdi, çünkü savundukları belirli bir dünya görüşü vardı! Ve bu amaca ulaşmanın en iyi yolu sımsıkı sarılacağımız ve savunacağımız BİR mitsva seçmektir. Bu şekilde, en azından bu açıdan bir "mini-Tsadik"e dönüşerek, diğer mitsvalarla gittikçe daha da yükselelim ve bir gün Tamim (kusursuz) insanlar olalım!

ALİHOT OLAM

[Sefer Yalkut Yosef - Rabi Yitshak Yosef]

 

Faiz Yasağı

 

1. Maddi açıdan ister bize bağlı olsunlar isterse de olmasınlar, faiz karşılığında borcu çocuklarımıza ve aile fertlerimize vermek de yasaktır. Aynı şekilde kendilerinden faiz karşılığı borç almak da yasaktır ve kişi, nasılsa ben bu faizi onlara armağan olarak veriyorum diye düşünmemelidir.

2. Arkadaşından borç almak durumunda olan bir kişinin, o arkadaşının kendisine bu borcu vermesi ümidiyle ona baştan bir armağan göndermesi, ön faiz niteliğindedir ve yasaktır.

3. Kişi arkadaşına, "bugün sen bana borç ver, yarın ben sana borç veririm" dememelidir, zira bu da faize benzer.

4. Piyasadaki yaygın fiyatı 10 lira olan bir mal, bedeli daha ileride ödenmek üzere 12 liraya satılabilir, ancak alıcıya "eğer hemen şimdi ödersen 10 lira, daha sonra ödersen 12 lira" dememelidir. Yine de, malı 12 liraya sattıktan ve alıcı bu malı fiilen aldıktan sonra kendisine "eğer şimdi ödersen sana indirim yaparım ve yalnız 10 liraya alabilirsin" denebilir.

 

Haftanın Sözü

[www.weeklydvar.com]

 

Ayakkabım olmadığı için dertleniyordum...

Ta ki sokakta ayakları olmayan bir adama rastlayana kadar.

 

 

Haftanın Peraşası'nı, t e b e r r u d a b u l u n a r a k, ölmüşlerinin ruhuna veya hasta bir yakınının şifasına ithaf etmek isteyenlerin,

 ilgililer (050 - 38 41 30) ile temasa geçmeleri rica olunur.

Peraşa kağıtları Tora ile ilgili yazılar içerdiğinden çöpe atılmamalıdır.

Lütfen Geniza'ya getiriniz.

 

 
Ekle: facebook Ekle: twitter

Günün Öğretisi

Mum Yandığı Müddetçe Mum Yandığı Müddetçe

Kendini Geliştirmenin Yolları

DERTLERİ VE SORUMLULUĞU PAYLAŞIN DERTLERİ VE SORUMLULUĞU PAYLAŞIN

Miladi Takvimi Çevir


    

İbrani Takvimi Çevir