Güneş her doğduğunda hayatınızın yeniden başladığını düşünün.
5 Av 5778 :: 17 Temmuz 2018             

Haftanın Bilgileri


15 Tem 2018 - 21 Tem 2018

3 Av 5778 - 9 Av 5778

İstanbul

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

20:16

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

20:56

İzmir

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

20:10

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

21:00

Haftanın Peraşası

Devarim

Haftanın Peraşası Bülteni 5772 Yazdır

Lütfen Peraşa Kağıtlarını Dua Sırasında Okumayınız

               Bu Hafta İçin Saatler              

24 Tişri

Gelecek Hafta İçin Saatler

Şabat

Başlangıç

Bitiş

5772

Şabat

Başlangıç

Bitiş

Yeruşalayim

4:26

5:36

-----

Yeruşalayim

4:19

5:30

Tel Aviv

4:40

5:38

  22 Ekim

Tel Aviv

4:33

5:31

İstanbul

6:02

6:42

2011

İstanbul

5:52

6:32

B E R E Ş İ T

 Hatırlatmalar:

 

ü  28-29 Ekim Cuma-Şabat: Roş Hodeş MarHeşvan

ü  3 Kasım Perşembe gecesi Arvit'ten itibaren Erets-Yisrael'de: Bareh Alenu

 

 

Bu HP .....'nin aziz ruhuna ithaf edilmiştir.

 

 

Besimana Tava

 

Peraşa Özeti (Bereşit 1:1-68)

[www.chabad.org]

 

Tanrı evreni altı günde yaratır. İlk gün karanlık ve ışığı var eder. İkinci gün "üst sular" ile "alt suları" ayırarak gökleri oluşturur. Üçüncü gün karalar ve denizlerin sınırlarını belirler; yeryüzünden ağaçlar ve yeşilliklerin çıkmasını emreder. Dördüncü gün güneş, ay ve yıldızları yaratıp hareketlerini belirler ve onları dünya için birer zaman belirleyicisi ve aydınlatıcı olarak atar. Balıklar, kuşlar ve sürüngenler beşinci günde, hayvanlar ve en sonda insan, altıncı günde yaratılır. Tanrı yedinci günde yaratmayı durdurur ve bu günü bir dinlenme günü olarak kutsal ilan eder.

Tanrı insan bedenini yeryüzünün toprağından yoğurur ve burun deliklerinden içeriye bir yaşam ruhu üfler. Başta İnsan tek kişi olarak yaratılır. Fakat sonra "insanın tek başına olmasının iyi olmadığını" söyleyen Tanrı, insanın bir "tarafını" alır ve erkek ile kadın yaratılmış olur. Tanrı bu ikisini evlendirir.

Adam ve Hava, Eden bahçesine yerleştirilir ve "İyi-Ve-Kötüyü-Bilme Ağacı"nın meyvesinden yemeleri yasaklanır. Yılan, Hava'yı bu emri ihlal etmeye teşvik eder; Hava bu meyveden yer ve kocasına da yedirir. Günahları sebebiyle, insanoğlunun ölümlü olmasına karar verilir; kaynağı olan toprağa geri dönecektir. Ayrıca bir şeyi elde etmek için çok çaba göstermek durumunda kalacaktır. İnsan, Eden bahçesinden kovulur.

Hava iki oğul doğurur: Kayin ve Evel. Kayin, Evel ile tartışmaya girer ve sonunda onu öldürür. Tanrı onu sürekli göçebe yaşamaya mahkûm eder. Adam'ın üçüncü bir oğlu olur: Şet. Şet'in soyundan gelen, Adam'a göre onuncu nesildeki kişi Noah'tır. Kendi dönemindeki yozlaşmışlığa katılmayan Noah, Tanrı'nın gözünde beğeni kazanır.

"IŞIK OLSUN"

[Rabi Yosef Goldman / tannentorah.com]

 

"Tanrı ‘Işık olsun' dedi ve ışık var oldu" (Bereşit 1:3).

Işık her zaman, her türlü manevi tecrübe için en çok tercih edilen metafor olmuştur. "Tanrısal ışık", "İlahi ışık", Kurtuluşun "yeni ışığı" gibi terimler kullanılır. Bazıları "Hâlâ karanlık içinde misin yoksa sonunda ışığa kavuştun mu?" şeklinde ifadeler kullanırlar.

Tıpkı fiziksel ışığın yolumuzu aydınlatması sayesinde engellere takılmaktan kaçınabilmemiz gibi, aynı şekilde Tanrısallık ışığı, yani manevi farkındalığımız da yaşam yolculuğumuz sırasında olası tuzaklardan uzak durmamıza yardımcı olur. Işık; gerçeği, ebedi değerleri, dünyevi ve geçici olanın ötesindeki maneviyi simgeler.

Üç oğlu olan zengin bir adamın hikâyesi anlatılır. Bu adam büyük holdinginin yönetimini hangi oğluna emanet etmesi gerektiği konusunda emin olamadığından, bir test yapmaya karar verir. Üç oğlunu tamamen bomboş bir odaya alır ve her birine "Her biriniz bu odayı elinizden gelen en iyi şekilde dolduracaksınız" der.

İlk oğul hemen işe koyulur. Buldozerler, toprak taşıma ekipmanları, ellerinde kürek tutan işçiler ve el arabaları tutar ve hepsini harıl harıl çalıştırmaya başlar. Günün sonunda oda, zeminden tavana kadar, duvardan duvara kadar toprakla doldurulmuştur.

Oda boşaltılır ve hakkını kullanma fırsatı ikinci oğla verilir. Bu oğul daha bir muhasebeci tipidir, bu nedenle elinde bol miktarda kâğıt vardır: yıllardır öylece durup toz biriktiren kutular, dosyalar, arşivler ve kayıtlar bir anda yeni bir amaca sahip olmuştur. Odanın zeminden tabana kadar, duvardan duvara kadar tamamen kâğıtla dolması çok vakit almaz.

Oda tekrar boşaltılır ve sıra üçüncü oğla gelir. Bu oğul çok rahat davranmaktadır ve odayı doldurmak için hiçbir şey topluyor veya arıyor görünmemektedir. Gün batımına kadar bekler ve sonra babasıyla diğer tüm aile fertlerini odada kendisine katılmak üzere davet eder. Yavaşça kapıyı açar. Oda tam bir zifiri karanlık içindedir. Cebinden bir şey çıkarır. Bir mum... Bu mumu yakar ve oda bir anda ışıkla dolar.

Holdingin yönetimini üçüncü oğul alır.

Bazı insanlar evlerini toprakla, dünyevilikle, bol miktarda fiziksel nesne ve malla doldurur, ama yine de evlerini boş bırakırlar. Arabalarımız ve giysilerimiz, hazinelerimiz ve oyuncaklarımız - hepsi çekiciliklerini zamanla kaybeder. Eğer kendilerinden tatmin aradığımız şeyler tümüyle maddi nitelikliyse, hayatımızda çok büyük bir boşlukla baş başa kalırız.

Başkaları ise kâğıt işleriyle meşguldür - para, hisseler, senetler, portföyler - ama gerçek ilişkiler açısından pek az şeyleri vardır. Aile diye bir şey gerçekte yoktur veya en iyi ihtimalle üçüncü sıraya atılmış haldedir. Kâğıt üstünde böyle biri bir multimilyoner olarak görünüyor olabilir - ama gerçekten mutlu mudur? Yaşamı zengin midir yoksa fakir mi? Aile ve arkadaşlarla dolu mudur yoksa gerçek neşe ve memnuniyetten yoksun yalnız bir yaşam mı sürmektedir?

Gerçekten bilge bir kişi, bir boşluğu nasıl dolduracağını anlar. Zeki insan yaşamın boşluğunun ışığa gereksinim duyduğunu bilir. Tora ışıktır. Şabat kandilleri Yahudi evlerini aydınlatarak ışığa boğar. Tanrısal gerçekler ve mirasımızın ebedi değerleri evlerimizi ve ailelerimizi bir kılavuz ışıkla doldurur ve hedeflerimize güvenli ve garantili bir şekilde varmamıza yardım eder.

Yeni bir yıla başlarken duamız odur ki, hepimiz Tanrı'nın kandilini alıp yaşamlarımızı onunla dolduracak ve evlerimizi iyi, narin, kutsal ve saygın olanla aydınlatacak anlayışı gösterebilelim.

DEVAR TORA

 [Rav Moşe Benveniste]

 

BEREŞİT - BAŞLANGIÇ

 

 

BEREŞİT BARA ELOKİM ET AŞAMAYİM VEET AARETS Başlangıçta yüce Tanrı gökleri ve yerleri yarattı. (Bereşit 1/1).

Kutsal Tora'mızı tekrar okumaya başlayacağımız bu hafta en öncelikli dileğimiz:  BEREŞİT BARA - BAŞTA BERİUT /SAĞLIK. Sağlıklı olduğumuz müddetçe yüce Tanrı'ya kulluk etme olanağı çok daha fazladır. Zamanında Peygamber Yermiyau Tanrı adına halkına böyle seslenmişti.

İM LO BERİTİ YOMAM VALAYLA HUKOT ŞAMAYİM VAARETS LO SAMTİ. Eğer sizlerle yapmış olduğum anlaşma olmasaydı, gece ve gündüz ve doğa yasalarını koymazdım. (Yermiya 33/25)

Tora'daki emir ve tavsiyeler insanı yüceltir. VAYOMER ELOKİM NAASE ADAM BETSALMENU KİDMUTENU Tanrı, insanı kendi suretimizde kendimize benzer yaratalım dedi (Bereşit 1/26).

Haklı olarak şu soru sorulabilecektir: Tanrı insanı yaratmak için kime danıştı? YARATALIM sözcüğü çoğuldur. Cevabı ise: Tanrı doğrudan insana seslendi: "Gel birlikte ideal insanı yaratalım."

İnsan dünyaya geldikten sonra maddi ve manevi olarak kendisini geliştirmesi gerekir. Tora'nın emirlerini yerine getirip, Din bilginlerimizin bizlere verdikleri yaşam dersleri ve öğütleri ile ideal insanı yaratmada Tanrı ile ortak oluruz.

Rabi Halafta Ben Dosa omer: Asara şeyoşvin veoskin batora şehina şeruya beneem (Pirke Avot 3/6) Rabi Halafta Ben Dosa şöyle der: On kişi bir mekanda toplanıp Tora öğretisi ile meşgul olurlarsa, Yüce Tanrı'nın kutsallığı onlarla birlikte olur. Rabi Halafta öğretisinin sonunda şu neticeye varır: Tek bir kişi dahi oturup Tora öğreniyorsa Tanrı'nın kutsallığı onunla birlikte olur.

Tora sohbetlerimizde, AZ VAAT ET ÇOK ŞEY YAP bölümünde Kral Davud'un bir mezmurundan bahsetmiştim. Özeti şöyleydi: Nereye gidebilirim senin ruhundan, Nereye kaçabilirim huzurundan.

Göklere çıksam oradasın. Ölüler diyarına yatak sersem yine ordasın. Seherin kanatlarını alıp uçsam, denizin ötesine konsam, orda bile elin yol gösterir bana Sağ elin tutar beni, desem ki karanlık beni örtsün, Çevremdeki aydınlık geceye dönüşsün, Karanlık bile sayılmaz senin için. Gece gündüz gibi ışıldar. Karanlık aydınlık gibidir senin için (Teilim 137/7-12).

Rabi Halafta Ben Dosa ne demek istemiştir? Tanrı'nın kutsallığını doldurmayan bir mekan var mı?

Bardiçovlu Rabi Yishak'a beş yaşında iken amcası sorar: "Tanrı nerede bulunur? Göster bana sana bir altın vereceğim." Çocuğun cevabı çok manidardır: "Amca! Bana Tanrı'nın olmadığı bir yer göster ben sana iki altın vereyim."

Aslında Yüce Tanrı tabii ki her yerde bulunur. Ancak onu gözlerimizle değil, kalbimizle görebiliriz. Kutsal mabedimizin dönemlerinde mucizelerle dolu bir yaşam vardı. Kişi nerdeyse Tanrı'nın varlığını gözleriyle görebiliyordu. Günahlarımız yüzünden Kutsal Mabed yıkılınca yüce Tanrı'ya yaklaşmanın tek yolu TORA öğrenimi ile mümkün olabilir. Tora'nın kutsallığı kişinin kalbini açar, yüce Tanrı'ya yaklaşmasını sağlar ve onu derinden hissetmesine neden olur.

Bir midraş şöyle söylüyor: AMAR AKADOŞ BARUH U LEYİSRAEL: MAHARTİ LAHEM TORATİ KİVYAHOL NİMKARTİ İMA. ŞENEEMAR: VEYİKHU Lİ TERUMA - VEYİKHU Lİ - YİKHU OTİ - Tanrı İsraeloğullarına şöyle sesleniyor: Sizlere kutsal TORAM ile birlikte kendimi de verdim.

Şimdi Rabi Halafta'nın öğretisi daha iyi anlaşılabiliyor. Tanrı'nın kutsallığı bütün evreni kaplar. Ancak onu hissetmenin en kısa ve en doğru yolu TORA ÖĞRETİSİDİR.

Tekrar görüşmek ümidiyle

RAV MOŞE BENVENİSTE

MAASE

 

Evde Kimse Var mı?

 

"Tanrı Adam'a seslendi ve ‘Neredesin?' dedi" (Bereşit 3:9).

1978 yılında Liadi'li Rabi Şeneur Zalman, öğretilerinin çarın imparatorluk otoritesini sarstığı suçlamasıyla hapsedilmiş, 52 gün boyunca Petersburg'daki Peter-Paul kalesinde tutulmuştu.

Rabi'nin sorgu hâkimlerinin arasında Tanah ve Yahudilik hakkında geniş bilgiye sahip bir hükümet görevlisi de vardı. Sorgulardan biri sırasında Rabi'den "Tanrı Adam'a seslendi ve ‘Neredesin?' dedi" pasuğunu açıklamasını istedi. Tanrı Adam'ın nerede olduğunu bilmiyor muydu?

Rabi Şeneur Zalman otoriteler tarafından sunulan klasik açıklamayı cevap olarak vermişti: buradaki "neredesin?" sorusu yalnızca, kabahati nedeniyle aniden üstüne giderek Adam'ı aşırı zorlamak istemeyen Tanrı tarafından diyaloga giriş için kullanılan bir sözdü.

 "Raşi'nin bu açıklamasını ben zaten biliyorum" dedi görevli. "Ben, asıl Rabi'nin bu pasuğu nasıl anladığınızı merak ediyorum."

 "Tora'nın ebedi olduğuna inanıyor musunuz?" diye sordu Rabi. "Her bir sözcüğünün tüm zamanlarda her türlü koşul altında her insana uygulanabileceğine inanıyor musunuz?"

 "Evet" diye cevap verdi görevli.

Bunun üzerine Rabi açıklamaya başladı: "‘Neredesin?', Tanrı'nın yalnızca şahsen Adam'a, değil tüm insanlara yönelik sürekli bir seslenişidir. Dünyada neredesin? Hangi noktadasın? Neleri başardın? Sana hayattaki görevini yerine getirmen için belli sayıda gün, saat ve dakika tahsis edildi. Şimdiye kadar şu kadar yıl ve şu kadar gün yaşadın" - Rabi burada söz konusu görevlinin yaşını tam olarak söyledi - "Neredesin? Bu kadar zaman içinde hangi noktaya ulaştın?"

ŞABAT ALAHALARINA GİRİŞ

[Rabi Daniel Schloss - www.pidyon.org]

Şabat alahalarıyla ilgili bu yazı dizisi Mişna'da (Şabat 7:2) listelenen 39 melahaya dair temel prensipleri, Rabinik yasaklamalarla birlikte ele alacaktır. Bu dizi Şabat kanunlarını orijinal kaynaklarından öğrenmenin yerini tutma amaçlı değildir. Amaç, Şabat'ın ayrıntılı kanunlarını anlamakta, hatırlamakta ve uygulamakta yardımcı olarak bir rehber sunmaktır. Burada değinilecek konularda çıkabilecek sorularda bir Rav'a başvurulmalıdır.

 

Tanrı dünyayı altı günde yaratmış ve yedinci gün olan Şabat günü yaratma işini bırakmıştır (Bereşit 2:2). Tanrı bu şekilde dünyanın artık eksiksiz olduğunu göstermiştir. Benzer şekilde Yahudilere de, tıpkı Tanrı'nın yaratma işini bırakması gibi, Şabat günü kendi yaratıcı işlerini (melahalar) bırakmaları emredilmiştir (Şemot 20:8-11). Bu "iş bırakma" tavrı, Tanrı'nın yarattığı dünyanın eksiksiz olduğunu ve insanın aktif katkısı olmadan da varlığını sürdürebileceğini vurgular.

Tora "insani yaratma işi" sınıfına nelerin girdiğini açıklamamaktadır. Ancak bu konuda bir ipucu vardır: Tora Mişkan'ın (çöldeki portatif tapınak) inşası ile ilgili emri verdikten hemen sonra Şabat günü iş yapmaktan kaçınılmasını emretmektedir (Şemot 35:1-5). Buradan, Şabat'ın, Mişkan'da yapılan işlerden üstün olduğunu öğrenmekteyiz. Dünyanın küçük bir modeli olarak tanımlanan Mişkan'ın inşaatı, her türlü insani yaratma işini gerektirmekteydi. Bu işlerin her birine "Melaha" adı verilir.

Mişna (Şabat 7:2), Mişkan'da yapılan 39 iş kategorisinin bir listesini verir. Bu aynı zamanda, Şabat günü yapılması yasak olan 39 iş kategorisinin de listesidir. Bu belirli işlerin her birini analiz edip, artlarında yer alan prensipleri türetmek bizim görevimizdir, zira bünyelerinde barındırdıkları prensip aynı olan işler aynı şekilde yasak olacaktır.

Şabat kanunları karmaşık olsa da, bunların hepsi söz konusu 39 melaha kategorisinin birer türevidir. Bu kanunlar hakkında uzmanlık Şabat'ın uygun ve anlamlı bir şekilde uygulanması için elzemdir. Bu durum, Mişna Berura'nın Şabat kanunlarına giriş yazısında açıkça ifade edilmiştir: "Kişi tüm Şabat kanunlarını belirgin ve çok, ama çok iyi bir şekilde öğrenmezse, Şabat'ı ihlal etmekten kurtulması imkânsızdır." (Devam Edecek)

PERAŞADAN DERSLER

[Rabi Şelomo Ressler - www.weeklydvar.com]

"Başlangıçta" diye başlamaktadır Tora, "Tanrı gökleri ve yeryüzünü ve aralarındaki her şeyi yarattı" - hepsini Tek Başına. Sıra insanı yaratmaya geldiğinde Tanrı göksel konseyine danışır: "Görüntümüzde ve benzeyişimizde insan yapalım" (Bereşit 1:26). Tanrı'nın danışma ihtiyacı duyması fikrinde bizim gördüğümüz problemin aynısını, Tanrı kendisine Tora'yı dikte ettirirken Moşe de hissetmiştir. Midraş, Moşe'nin sorusuna karşılık Tanrı'nın, yaşamın tüm önemli alanlarında başkalarına ve uzmanlara danışmanın önemini vurgulama adına, metnin bu şekilde yazılmasında ısrar ettiğini belirtir. Pasuktaki ifadeyi yanlış anlamak isteyen, varsın yanlış anlasın!

Rav Elhanan Wasserman yine de ciddi bir soru sorar: Bunun iyi bir ders olduğuna şüphe yoktur; ama yine de acaba buradaki riske gerçekten değer mi? Buradaki potansiyel olumsuzluk [yani insanların birden çok tanrı olduğuna inanma riski], potansiyel olumluluktan daha ağır basıyor değil midir?

Rav Wasserman şöyle cevap verir: Gerçek şu ki, burada potansiyel olumsuzluk diye bir şey hiçbir şekilde yoktur!!! Nesiller boyunca çocuklar ve yetişkinler bu pasuğu öğrenmiş ve onu doğru bir şekilde anlamıştır. Bu pasuk hakkında hataya düşecek olanlar yalnızca bu hataya düşmeyi isteyenler olacaktır. Acaba sırf hata bulmak isteyenler olacak diye buradaki önemli dersten gerçekten mahrum mu kalmalıydık? Bir bakıma burada tek bir pasuktan "iki" ders birden öğrenmekteyiz. Akranlarımızın tavsiyelerini dinlemek ne kadar önemliyse, kendimizi Tora'da kusur bulmaya çalışanların önerilerinden uzak tutmamız da en az o kadar önemlidir. Başkalarını dinlemek bazen en zor şeydir - özellikle de onları dinlemek gerektiğini veya onların haklı olduklarını bildiğimiz zaman. Bunu reddetmemize neden olan bir şey varsa, o da bizim egomuzdur; ama bundan kazançlı çıkacak biri varsa o da kendimizdir. Peraşamızın verdiği bu mesajı dikkate alalım ve bu mesajı kabul etmekle kalmayıp başkalarının değerli tavsiyelerini aktif bir şekilde arayıp dinlemeye başlayalım!

ALİHOT OLAM

[Sefer Yalkut Yosef - Rabi Yitshak Yosef]

 

Faiz Yasağı

 

1. Bir kişi ihtiyaç duyduğu zaman ona borç para vermek Tora'nın "yap" şeklindeki bir emridir (bkz. Şemot 22:24). Ve bir kişinin borç verebileceği parası varsa, ihtiyacı olan kişiye bunu borç olarak vermekle yükümlüdür. Bu konuda önceliği fakirlere vermelidir. Eğer borç alan kişinin bu borcu geri ödeyebileceğinden şüphe duyuyorsa, ondan bir borç garantisi almalıdır. Eğer bu kişi söz konusu garantiyi vermiyorsa ve borcu geri ödeyebileceği kuşkuluysa, ona borç verme yükümlülüğü yoktur.

2. Akranına faiz karşılığında borç veren bir Yahudi, Tora'nın "yapma" şeklindeki birkaç emrini birden ihlal etmiş olur. Böyle bir durumda borcu alan kişi, kefil ve şahitler de ihlal halindedir. Faiz yasağı konusunda çok titiz olmak gerekir. Hahamlarımız, faiz karşılığı borç veren kişi hakkında ağır sözler kullanmışlardır. Yine de, geçmişte almış olduğu faizleri geri ödeyen kişi, bu konuda yapmış olduğu ihlalleri de tamir etmiş olur.

3. Temel geçimi için borç alma ihtiyacı içindeki bir fakire bile faiz karşılığı borç verilmemelidir. Ve faiz karşılığı borç veren kişi, borcu ister fakir ister zengin birine vermiş olsun, aynı şekilde ihlal halindedir. Borcu alan kişi faizi kendi isteğiyle ödüyorsa bile durumda bir değişiklik olmaz; ancak hayati tehlike durumu söz konusuysa faiz karşılığı borç alınabilir.

4. Faiz karşılığı borç verildiği zaman, Tora'nın faize dair yasaklarının yanında, borcu hem veren hem de alan taraf, ayrıca [bir kişiyi günaha sevk etmeyi yasaklayan] "görmeyenin önüne engel koyma" yasağını da ihlal etmiş olur.

5. En başta böyle bir şart koşulmuş olmasa bile, borçlu kişi ödeme sırasında alacaklıya, aldığı borçtan daha fazlasını öderse - bunu faiz olarak ödediğini söylemiyorsa bile - bu yasaktır.

6. Borçlu, verdiği fazladan parayı tamamen armağan olarak verdiğini söylüyorsa bile ondan bu parayı kabul etmek yasaktır. Ama alacaklı verdiği borç karşılığında geçmişte faiz aldıysa, [bu ihlali tamir etmek için, fazladan aldığı parayı geri vermesi gerekmesine rağmen] eğer borçlu taraf faizi affederse, bu, alacaklıyı faizi geri ödeme yükümlülüğünden muaf kılar.

 

Haftanın Sözü

[www.weeklydvar.com]

 

"Yapmak" ve "istemek" iki farklı şeydir.

İstediğiniz şeyi yapmayın, ama yaptığınız şeyi isteyin.

 

Haftanın Peraşası'nı, t e b e r r u d a  b u l u n a r a k, ölmüşlerinin ruhuna veya hasta bir yakınının şifasına ithaf etmek isteyenlerin,

 ilgililer (050 - 38 41 30) ile temasa geçmeleri rica olunur.

Peraşa kağıtları Tora ile ilgili yazılar içerdiğinden çöpe atılmamalıdır.

Lütfen Geniza'ya getiriniz.

 

 

Gelecek Bayram


TİŞA BEAV

Günün Öğretisi

Eşinize hakaret etmeyin Eşinize hakaret etmeyin

Kendini Geliştirmenin Yolları

FİZİKSEL ZEVKTEN YARARLANMA FİZİKSEL ZEVKTEN YARARLANMA

Miladi Takvimi Çevir


    

İbrani Takvimi Çevir