Eflatun
Akıllı insanlar söyleyecek bir şeyleri olduğu için konuşur. Aptallar ise sırf bir şeyler söylemek için konuşur.
29 Tevet 5778 :: 16 Ocak 2018             

Haftanın Bilgileri


14 Oca 2018 - 20 Oca 2018

27 Tevet 5778 - 4 Şevat 5778

İstanbul

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

17:51

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

18:32

İzmir

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

17:57

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

18:48

Haftanın Peraşası

Bo

Haftanın Peraşası Bülteni 5776 Yazdır

 

Bu Hafta İçin Saatler

2  AV

Gelecek Hafta İçin Saatler

Şabat

Başlangıç

Bitiş

5776

Şabat

Başlangıç

Bitiş

Yeruşalayim

18:56

20:10

-----

Yeruşalayim

18:50

20:02

Tel Aviv

19:13

20:12

 

6  AGUSTOS

Tel Aviv

19:07

20:05

İstanbul

20:00

20:40

2016

İstanbul

19:51

20:31

İzmir

19:56

20:46

 

İzmir

19:48

20:38

                       MATOT-מטות

                        MASE-מסעי

                                                                                     ŞABAT HAZON

Peraşa Özeti

                                                             [www.chabad.org]

Moşe, bulunulan vaatlerin (Neder) geçersiz kılınması ile ilgili emirleri Yisrael kabilelerinin liderlerine iletir.Bene-Yisraelin ahlaki çöküşüne neden oldukları için Midyanlılara savaşaçılır. Tora savaşta elde edilen ganimetler ve bunların halk, savaşçılar,Leviler ve Koen Gadol arasındanasıl paylaştırıldığı hakkında detaylı bir açıklamaya yer verir.

Reuven ve Gad kabileleri vaat edilmiş Ülkede kendilerine düşen pay olarak, geniş otlaklara sahip olan Ürdün nehrinin ötesindeki bölgeyi talep ederler. İlk başta bu talebe sinirlenen Moşe, sonradanbu kabilelerin, ilk önce kardeşlerine katılıp Ürdün Nehrinin batısını ele geçirmelerinde onlara yardım etmeleri koşuluyla isteklerini kabul eder. Daha sonra, Menaşe kabilesinin yarısıda bu iki kabileye katılır.

Mase peraşasında, Bene-Yisraelin Mısırdan çıkışından Kenaan Toprakları’nın kıyısına gelene kadar konakladıkları toplam 42 yer listelenir. Erets-Yisrael in sınırları verilir, kasıtlı olmayarak cinayet işlemiş kişiler için sığınak olacak ‘sığınma şehirleribelirlenir. Tselofhad adlı, ardında erkek evlat bırakmadan ölen kişinin kızları, kendi kabileleri olan Menaşe kabilesine mensup kişilerle evlenirler, böylece babalarından miras aldıkları topraklar, başka bir kabileye geçmez.

 

                                                        Mİ-DRAŞ YİTSHAK

Rav İsak Alaluf

TORA – GELENEK - SAYGI

Şabat gününün önemini ve değerini işlerken Şabat’ın önümüzdeki haftanın gücünü bünyesinde topladığını anlatmıştık. Şabat günü nasıl geçerse hafta da öylesine bereketli ve güzel geçecektir iddiasını anlamaya çalışmıştık. Sözgelimi hafta içinde Kipur günü varsa Kipur gününün bütün kudreti bir önceki Şabat gününde bulunmaktadır. hafta içinde iki gün Yom Tov varsa o günlerin güzelliği yine Şabat gününün içeriğindedir. Kabalistik kaynaklar Tişa be Av öncesi Şabat olan Şabat Hazon’un en önemli Şabat günlerinden biri olduğunu iddia etmektedirler. İçinde bulunduğumuz üç musibet haftası ve Tişabe Av günü bir matem günü olarak bilinse de Tişa be Av’da bayram günlerinde okunmayan af dileme duaları yani Tahanunim okunmamaktadır. Eha megilasında yer alan “kara alay moed” sözcükleri bu günün gelecekte bir bayram günü olarak kutlanacağına işaret ederken Maşiah ben David’in doğum günü olarak yine bu gün gösterilmektedir. Şabat günleri matem tutmak yasak olduğundan Tişa be Av ile ilgili bütün olumlu mesajlar ondan önceki Şabat gününde bulunmaktadır.

Birçok şeyle ilgili taklitler vardır. Yapay süt, yapay et, birçok şeyin taklidi yapılabilmiştir. Ama Bet Amikdaş ve onun değerlerinin taklidinin yapılması imkansızdır. Her ne kadar günümüzde sinagoglarımızda korbanları dualarımızla ödüyor olsak da bu Bet Amikdaş’ın yerini tutan bir uygulama değildir. Rabiler Bat Amikdaş’ın günlerinde kimsenin uykuya günahkar olarak gitmediğini ve yapılan korbanların buna olanak sağladığını öğretirler.

Gemara Maseget Gitin’de yer alan bir öyküyü anlamaya çalışalım. İkinci Bet Amikdaş’ın son günlerinde durumun vehametini gören Raban Yohanan ben Zakay Bet Amikdaş’ın kurtuluşunun olmayacağının bilincindedir. Bunun için Roma generali ile görüşmesi gerekmektedir ve bunun için de Yeruşalayim’den çıkması şarttır. Baryonim ismi ile bilinen savaşçılar Yeruşalayim’den çıkışı imkansız hale getirmişlerdir. Ancak ölmüş olan insanların çıkışına izin verilmektedir. Raban Yohanan öldüğü haberinin yayılmasını sağlar ve öğrencileri tarafından sözde defnedilmek için dışarıya çıkarılır. Roma generali Vespasianus’a “selam sana kral” diye hitap eder. general Rabi’nin ölümü hak ettiğini çünkü kral olmayan birine bu şekilde hitap etmenin asıl krala isyan  anlamını taşıdığını söyler. Rabi imparator olmadıkça bu şehrin asla düşmeyeceğini “vealevanon baad ir yipol” pasuğu ile ifade eder. “Levanon” dediği beyaz anlamındadır ve Bet Amikdaş’ı simgeler. Çünkü Bet Amikdaş günahları beyazlaştırır yani kapara yapar. O ancak en güçlünün eline geçebilir. Bir general en güçlü değildir.

Hikayeye kısa bir ara verip Rabi’nin hayatını nasıl bu kadar kolay riske ettiğini düşünelim. Rabi bir generale kral denmeyeceğinin ve sonuçlarının elbette farkındadır ama elinde referans olarak gerçek olarak Tora pasukları vardır. Eğer pasuk öyle diyorsa olay o şekilde gerçekleşecektir. Aslında riske atılan bir şey yoktur. Bu Rabi’nin Tora’ya olan güvenini ispatlar.

O sırada Roma’dan gelen haberci Vesapasianus’un imparator ilan edildiğini söyler. Buna çok sevinen imparator Rabi’nin üç isteğini yerine getireceğini söyler. Akla ilk gelen Bet Amikdaş’ın kurtarılmasıdır ama bunun imkansız olduğunu bilen Rabi bunun sözünü dahi etmez.

Balıkçının karısı delik bir leğende çamaşır yıkamaktadır. Balıkçı o gün altın bir balık yakalar. Balık onu bırakması için yalvarır ve ne isterse yapmaya hazır olduğunu bildirir. İyi niyetli balıkçı bir şey istemez ve evine döner. Karısı isyan ederek onu geri gönderir. Hiç olmazsa delik leğen yerine adam bir leğen talep etmesini ister. Çaresiz balıkçı kıyıya gelir ve balığa seslenir. Özür dileyerek karısının isteğini söyler. Balık cevap vermez ve kaybolur. Balıkçı eve döndüğünde leğen artık delik değildir. Ama karısının istekleri bitmez. Önce yeni bir ev, daha sonra köşk, daha sonra saray ve nihayetinde büyük bir imparator olmayı ister. Balık hiçbir seferinde balıkçıyı kırmaz ve istediklerini verir. Karısının son isteği deniz ortasında camdan bir saray ve emrinde altın balığın kendisidir. Balığın yanıtı “kulübene geri dön” olur. Kadın delik leğende çamaşır yıkamaktadır. İnsan bazen isteklerine gem vurmayı bilmezse sonunda hiçbir şey elde edemediğini görür.

Raban Yohanan üç önemli istekte bulunur ve bunları elde eder. ilk isteği “ten li Yavne vehahamea – bana Yavne ve bilgelerini ver” şeklindedir. Her şeyi yok etmeye meyilli Roma ordusu Yavne ve içindekilere dokunmayacaktır. İkinci istek David soyundan gelen RabanGamliel ve ailesinin mutlaka kurtulmasıdır. Bu istek de kabul edilir. Üçüncü istek ise kırk yıldır oruç tutan Rabi Tsadok için bir doktorun ayarlanmasıdır. Bu istek de kabul görür.

İsteklere yakından bakmaya çalışalım. Raban Yohanan da hiçbir şeyin Bet Amikdaş’ın yerini tutamayacağının bilincindedir. Çünkü onun işlevinin yapılabileceği başka bir yer yoktur. Ancak Tora ve öğrenimi yapacak bilgelerin olmaması durumunda Yisrael toplumunun da yok olacağı açıktır. Onun için bilgelerin Tora öğrenecekleri ve gelecekte çocuklarımıza Tora öğretecekleri yerlerin temelini Yavne’de atmak istemiştir. Rabiler birer öğretmendir. Hem gelenekleri hem de Tora ve kurallarını öğreten yol göstericilerdir. Yavne bu işin bir başlangıcı olmuştur. Oradan bütün dünyaya yayılan bir eğitim ağı iki bin yıl sonra yine aynı yanıtı vermektedir. “Ten li Yavnevehahamea.”

Doksanlı yıllar Sovyetler Birliği’nin dağılarak yerine irili ufaklı cumhuriyetlerin kurulduğu zaman olmuştur. Kurulan bu yeni ülkeler herkes için bir cazibe merkezi haline gelirken burada Tora tohumları ekmek isteyen Rabiler buralara akın etmeye başlarlar. Midraş Sefaradi’de okuduğum yıllarda yeşiva başkanı Rav Şelomo Katsin’in girişimleriyle eski Sovyetler Birliği yavaş yavaş yeşiva ile tanışır. Yeşivanın girişindeki dünya haritasında o yerler başlangıçta boş iken günümüzde oldukça kalabalık eğitim merkezlerine ev sahipliği yapmaktadır.

Gemara bir yerin şehir (İR) veya köy (KFAR) sayılmasını bazı kriterlere bağlar. Hafets Hayim’in yaşadığı haritada yeri bile görülmeyen Radon adlı yer bu kritere göre bir şehirdir. Çünkü burada “asara batlanim” on bilge bütün gün Tora öğrenmektedir. Halbuki 1930’lu yılların Londra şehri Gemara’ya göre Kfar konumundadır. Bu gün kalmamış dahi olsa yetmişli yıllara kadar İzmir şehri de “asara batlanim” ile şehir konumuna yükselebilmiştir. 

Raban Yohanan tarafından istenen ikinci şey Raban Gamliel’in ailesinin koruma altına alınmasıdır. David hanedanına mensup bu ailenin korunması günümüzde dahi büyük önem arz eden geleneklerimizin korunması anlamına gelir. Gelenek ve görenekler olmadan Rabilerin öğretileri olmadan Tora’yı uygulamak mümkün değildir. Zaman içinde Rabilerin uygulamalarını çokça eleştiren kişiler çıkmıştır. Gemara bu kişileri “Apikoros” olarak anar. Bilgelere her karşı gelen veya aynı fikirde olmayan bu şekilde itham edilmemelidir. Gemara bunu “kuzgun yemeyi mümkün, kumru yemeyi yasak ilan edememişlerdir” tartışmasını benimseyenler olarak nitelendirir. Yani Rabiler “eski kitabı korumaktan başka bir şey yapmamışlardır” sanki mümkün olanı yasak yasak olanı mümkün hale mi getirmişlerdir tartışmasını yapanlar Apikoros olarak nitelendirilir ve gelecek dünyada yerleri yoktur ifadesine yer verilir. Ose hadaşot baal milhamot – yeni bir şey getiren savaşa neden olur” genellemesi bunu en güzel anlatır.

Genellikle çoğumuzun dilinde olan bir argüman vardır. “Bu Tora’da mı yazar yoksa hahamlar mı getirdi?” İkisinin arasında bir fark yoktur çünkü Tora’da bilgeleri dinlememiz emredilmektedir. Bilgelerin getirdiği kurallar tartışılabilir ama mutlaka uygulanmalıdır. Bilgelerin sözlerini reddetmek kişiyi münkir durumuna düşürebilir. Conservative ve Reform cemaatlerinin yapmaya çalıştığı budur.

Büyük bilgin İllel’in seksen öğrencisi vardır. Bunlardan otuz tanesi Moşe kadar Şehina ile buluşabilme yetisine sahiptir. Otuz tanesi için mucizeler yaratılmıştır. En iyi öğrencisi Yonatan ben Uziel en zayıf öğrencisi ise Raban Yohanan ben Zakay’dır. İllel ve çağdaşı Şamay öğretilerini Şemaya ve Avtalyon adlı bilginlerden geleneğin öğretilmesi ve devri esasına göre alırlar. İllel bütün bilgisini en zayıf öğrencisi Raban Yohanan ben Zakay’a aktarır. Çünkü Gemara Raban Yohanan ile ilgili “öğretmeninden duymadığı hiçbir şeyi paylaşmamıştır” ifadesini kullanır. İllel geleneğin öğretilmesi ve devredilmesi görevini en iyi Raban Yohanan ile gerçekleştireceğini bildiğinden bu aktarımı ona yapar.

“Tora tsiva lanu Moşe moraşa keilat Yaakov.” Burada yer alan “moraşa” sözcüğü yanlış bir çevri olarak “miras” olarak çevirirler. Kişi mirasıyla her istediğini yapabilir. Ancak “moraşa” gelecek nesiller boyunca devamı istenen bir aktarımdır. Bu aktarım ancak asıl şekli ile korunduğu zaman bir şey beklemek mümkündür. Bu yüzdendir ki Rabilerin getirmiş olduğu kurallar bir nesil kabul görüp geçtikten sonra değiştirilmez. Buradaki yetki Sinay nesline olan yakınlık ile ölçülür. Bizler günümüzde çok ileri bir teknolojik bilgiye sahip olsak da manevi açıdan çok geri kalmış bir neslin içinde bulunmaktayız.

Raban Yohanan’ın üçüncü isteğini anlamak daha zordur. Kırk yıldır oruç tutan Rabi Tsadok için bir hekim. Kırk yıldır oruç tutan birini kurtarmak neden bu kadar önem arz etmiştir. Neticede bu zorlu davranışı eninde sonunda ölümüne neden olacaktır. RabanYohanan’ın mesajı Roma halkına değil diasporaya çıkmak üzere olan Yahudi halkınadır. Bilginlerinize saygı gösterin ve onları koruyun.

Birinci Bet  Amikdaş’ın yıklma sebebi Gemara’da “al ozvam et torati – Tora’mı terk ettikleri için” şeklinde verilir. Rabi Akiva“el Ad… E.loehatira” sözcüğünü açıklarken “et” sözcüğünün açılımını veren tek bilgedir. Rabi Akiva “et” sözcüğünün Tora bilgelerini simgelediğini öne sürer. Buradan da Tora bilgelerine gösterilen saygının Tanrı’ya gösterilen saygı gibi olmasının gereğine işaret eder. çünkü onlar Tanrı’nın emrettiği Tora’yı bizlere öğretmektedirler. Bu açılımı esas alarak Tanrı’nın Tora’sını terk etmek aynı zamanda bilgelerini de terk etmek anlamına gelir.

Yıkılıştan yaklaşık iki yüz yıl önce zamanın Kohen Gadol’ü ve peygamberi Zeharya adlı bilgedir. Bir Şabat ve Kipur gününde Bet Amikdaş’taki konuşmasını beğenmeyen fazla karamsar bulan ve kehanetlerini benimsemek istemeyen halk tarafından taşlanarak öldürülür. Bu bilgenin kanı dahi kimse tarafından gömülmez. Bet Amikdaş’ı yıkan Babil komutanı Navuzaradan bu kanı gördüğü zaman kanın toprak tarafından yutulması için insanların feda edilmesi gerektiğine inanır ve bir milyon kişiyi kurban eder. toprak kanı yutmayınca bu sefer kana seslenir. Yutulmadığı durumda bütün halkı kılıçtan geçirmekle tehdit eder. kan toprak tarafından yutulur. Navuzaradan bu kimin kanı diye sorduğunda halk ona “bizi uyaran, sert sözler söyleyen ama bizim bir türlü ona inanmadığımız peygamber Zeharya’nın kanı” şeklinde itirafta bulunurlar. Bir bilge eğer Bet Amikdaş’ın içinde konuşması beğenilmediği için taşlanarak öldürülüyorsa halk artık her şeyini yitirmiş demektir.

Hevron şehrinin büyük Rabilerinden Rabi Eliyau Mani bir gün Ben İş Hay’ın seuda şelişit deraşasına gider. Orada Ben İş Hay büyük Rabilerden Rabi Şalom Şarabi’den bir şey anlatır. Rabi Mani onunla aynı fikirde olmadığını söyler. O gece Rabi Şarabi onun rüyasına girer ve kendisine neden hakaret ettiğini sorar. Düşüncelerinin kaynağını açıklar. Rabi Mani’yi affetmesi için de doğacak ilk erkek çocuğuna kendi ismini vermesini ister. Gerçekten de doğan ilk erkek çocuğuna Rabi Mani “Ş.alom” adını verir.

Şulhan Aruh Tanrı korkusu olan herkesin Bet Amikdaş’ın yıkılışı için matem tutması gerektiğini öğretir. Çünkü Tanrı korkusu olmayan kimsenin içinde bulunduğu durumdan dolayı önce kendisi için matem tutması gereklidir. Bizler aslında iyi birer insan olmak için çaba gösteririz. Ancak iyiler zamanın kötülüklerinden çokça etkilenir.

Tanrı gelip de birinci Bet Amikdaş “Tora’mı bıraktıkları için yıkıldı” demeden bilgeler, peygamberler hatta melekler bile Bet Amikdaş’ın yıkılma nedenini anlayamamıştır. Çünkü kimse kendi kusurlarına bakmamış, kendi kusurlarını yüzlerine vuran bilgeler öldürülmüştür. Kimse işine gelmeyen konuşmaları hazmetmeye yanaşmamıştır.

Kendi hatalarımızı bizler peygamberlerden daha iyi bilir ama nedense kendimize yakıştırmayız. Şavuot bayramına doğru adım adım yaklaştığımız ve Tora’yı almaya hazırlandığımız bu günlerde kendimizi daha iyi dinleyip kusurlarımızı görmek ve bunlardan kurtulmak için çaba içinde olmak gerekir.

İlginç bir Gemara ile noktalayalım. Yıkılıştan sonra Raban Yohanan Yeruşalayim sokaklarından dolaşırken bir kızın yiyecek aradığını görür. Ona kim olduğunu sorunca Nakdimon ben Gurion’un kızı olduğunu öğrenir. Bu kişi yirmi bir yıl boyunca Yahudi halkını doyuran kişidir. Yolda yürürken serilen ipek yolluğu tekrar geri almayan ve fakirlere bağışlayan kişidir. Rabi neden bu durumda olduğunu sorunca kızın normal şartlar altında “babam bu kadar tsedaka vermesine rağmen ne halde olduğuma bak” karşılığını alması gerekirken “babam tsedaka vermediği için bu haldeyim” karşılığını alır. Rabi babasının iyiliklerini anlatınca kızı “evet babam tsedaka vermiştir ama gerekli olduğu kadar bunu yapmamıştır” karşılığını alır. Kız öncelikle içine düştüğü durumun nedeninin kendi yanlışları olduğunun bilincindedir. Raban Yohanan bu durumda bile Tanrı’ya şükranlarını sunar.

İlerlememizin önündeki en büyük engel kendi yanlışlarımızdır. Bu yanlışları aşmamız durumunda yolumuz hiç ummadığımız kadar açık ve net olacaktır.

 

                                                DİVRE TORA

                                        Rav İzak Peres

Namus ve Yetser ara ( Kötülük dürtüsü)

Yisrael askerleri Midyan Laden ile olan savaştan hiçbir kayıp vermeden ve zenginlik ile döndüler. Moşe, dönüşlerinde çok öfkelendi çünkü askerler yanlarında Midyan’lı kadınları da getirmişlerdi. Bu kadınlar daha önce cazibeleri ile Yisrael Oğulları’nın günah işlemelerine ve binlerce insanın ölümüne yol açan vebaya sebep olmuşlardı. Bu kadınların varlığı Moşe’yi öfkelendirdi çünkü biliyordu ki erkekler her ne kadar bu kadınlarla vakit geçirmeyeceklerine dair söz vermiş olsalar da, bunu yapma dürtüsü karşı koymayacakları kadar güçlü olacaktı.

Moşe Yetser Ara’yı iş ortamında görmüştü ve etkisini biliyordu. Yetser Ara’nın her erkeğin ruhunda olduğunu ve bu hayvani dürtülerini tatmin edebilme potansiyeline sahip olduğunu biliyordu. Egolarını tatmin etmek için isyan eden, tutkularını gidermek için zina yapan erkekler görmüştü. İşte bu yüzden, Yetser ara ile savaşmanın en iyi yolunun erkeklerin tutkusu olan şeyleri ortadan kaldırmak olduğunun farkındaydı. Bu şekilde, yetser ara’nın kontrol altında tutulabileceğini umut ediyordu.

Yetser ara’nın etkilerini vurgulamak adına Hafetz Hayim bir hikaye anlatmıştır:

Bir iş adamı kiralık bir at arabasıyla eve dönmektedir. Sürücüye şöyle der:’ Beni dikkatli dinle. Çok ağır bir yemek yedim ve muhtemelen yolda uyuyakalacağım. Atlara çok dikkat etmeni ve doğru yolda gittiğinden emin olmanı istiyorum. ‘der. Kısa bir süre sonra uyuyakalır. Sürücü atı izlemeye devam ancak bir süre sonra o da uyuşukluğa kapılır. Atın eyerleri sürücünün elinden kayar. Daha fazla kontrol edilmediğini hisseden at kendine göre yola devam eder. Ancak bir çalılık yığınında sendeler. Sarsıntıdan uyanan iş adamı sürücüye bağırır:’ Aptal!

Sana nereye gittiğimizi takip et demedim mi? Eğer bu sarsıntıdan dolayı bir yerim kırıldıysa seni dava edip her şeyini alacağım.’

Sürücü cevap verir:’ Beni neden suçluyorsun? Benim suçum değildi ki. Atın, düz gidecek kadar akıllı olduğunu sanıyordum. İlla birini suçlayacaksan atı suçla.’

‘Seni aptal! Atını mı dava etmemi istiyorsun? Atların kolayca yoldan çıkabildiklerini ve bilinçleri olmadığını bilmiyor musun? Bu yüzden onu kontrol etmek senin görevindi ve eğer bunu yapmadıysan o zaman bu senin suçundur.’ der iş adamı.

Başka bir deyişle, hayvani dürtülerimizi tam olarak kontrol edemediğimizde kolayca yoldan çıkarlar ve bizi yanlış yönlendirirler. Bu yüzden, güdülerimizi kontrol etmemek ve baştan çıkarıcı şeylerden uzak durmamak bizim hatamızdır.

Yahudierin namus kavramının altını bu denli çizmelerinin sebebi budur. Giyinişimize, konuşmamıza, ve seçtiğimiz arkadaşlarımıza çok dikkat etmeliyiz. Sinagogta tefilada kadın- erkek ayırımını bu yüzden yaparız. Herhangi bir durumda yetser ara’nın devreye girmesi çok kolaydır. İşte bu nedenle, olayın kontrolümüz altında olması, düşünce ve hareketlerimizin temiz kalması bize bağlıdır.

Şimdi, en son ana kadar namuslu davranmaya çalışan genç bir bayandan örnek vermek istiyorum. Bu bayan, matsa yapmak için yanlışlıkla Hristiyan bir çocuğu öldürmekle ve onun kanını kullanmakla suçlanmıştır. Davacılar uydurma kanıtlar sunmuşlar ve kadın en kötü ölüm cezasına çarptırılmıştır. Saçı, bir atın kuyruğuna bağlanacak ve at, kadın ölene kadar onu sürükleyecektir.

Kadına, son bir isteği olup olmadığı sorulduğunda, kadın birkaç iğne istedi. Kimse sebebini anlamasa da kadının istediği iğneler verildi. Kadın, saçı atın kuyruğuna bağlanana kadar bekledi. Daha sonra elbisesini ayaklarının etrafına sıkıca sararak elbisesini derisine iğneledi. Böylece at onu sürüklerken elbisesi açılmayacaktı. Namus kurallarını öldükten sonra da ihlal etmek istemedi.

Keşke herkes yukarıda bahsedilen kadın kadar namuslu olabilse.

 

                                                                       PİRKE AVOT

    Rav İsak Alaluf

KENDİNİ BAŞKASININ YERİNE KOYMAK

 

Pirke Avot okumaya devam ediyoruz.

Kendini arkadaşının yerine koymadan sakın onu yargılama

 

Bir Yahudi bir Rabi’ye gelerek Şabatg ününü elinde olmayan nedenlerden dolayı  ihlal ettiğinden dolayı büyük bir suçluluk duyduğunu ifade eder. Rabi kendisini sertçe azarlayarak bu suçun son derece büyük bir hata olduğunu ve kefareti için çok ciddi bir çaba içine girmesi gerektiğini ifade eder.

 

Kendisini son derece rahatsız duyumsayan bu Yahudi zamanın en büyük bilginlerinden Baal Şem Tov’a giderek durumu izah eder. Baal Şem Tov konuyu iyive analiz ettikten sonra durumun çok vahim olmadığını ve sinagogta bir mum yakmanın onun için yeterli olacağını ifade eder. Buna çok sevinen bu Yahudi hemen sinagoga mum yakmaya gider. Ancak yaktığı her mum rüzgar tarafından söndürülür. Bağışladığı mumlar bir türlü kullanılamaz. Bir anlamda her çabası boşa gider. Bütün bu olanları da Baal Şem Tov’a aktarır.

 

Baal Şem Tov bu olayların arkasında kendisine danışan Yahudi’nin ilk defa baş vurduğu Rabi’nin sözlerinin olduğunu anlar. O Rabi’yi Şabat gününü kendisi ile geçirmesi için şehrine davet eder. Buna çok memnun olan Rabi bir aksilik ile karşılaşmamak için Perşembe gününden yola çıkar. ama görün ki yolda aksaklıklar peşini bırakmaz. Yağmur yağar, yollar tıkanır, bindiği arabayı çeken atlar aksilik yaşar. Kısacası Baal Şem Tov’un yanına gecikmeli olsa da varır. Ancak gördüğü manzara karşısında çok üzülür. Baal Şem Tov beyaz giysisi ve elinde Kiduş bardağı ile Şabat Kiduşunu okumaktadır. Rabi Şabat gününü ihlal ettiğini düşünerek strese girer. Baal Şem Tov onu rahatlatır. “Merak etme” der. “Şabat daha girmedi. Ben erkenden Kiduş okuyorum. Şimdi söyle bana beni Kiduş okurken gördüğünde ve Şabat’ı ihlal ettiğini sandığında neler düşündün.” Rabi “çok üzüldüm ama elimde olmayan nedenlerden dolayı başıma bu geldi” diye cevap verir. Baal Şem Tov “çok doğru” diye cevap verir. “Ancak durum böyle ise neden sana danışmaya gelen Yahudi kardeşimizi çok sert azarlayarak ve onu strese sokarak üzülmesine neden oldun? Mişna kendimizi arkadaşımızın yerine koymadan onu yargılamamamız konusunda bizleri uyarır” şeklinde iyi bir ders verir.

 

Rabi Elya Meir Bloch bir kişiye karşı empati duymanın önemine değinerek biri hakkında karar verebilmek için bütün koşulların, durumun, kişinin karakterinin, o anki ruh durumunun kısacası bütün koşulların iyice incelenmesi şarttır. Aksi taktirde beyan edilen fikirler sadece boş bir gururun ifadesi olacaktır.

 

Aslında bizler de zaman zaman kişiler hakkında olumlu veya olumsuz kararlar veririz. Bu kararları verirken o kişiye empati duymak aklımızın köşesinden bile geçmez. Sonunda verdiğimiz karar bazen karşımızdakini kıran üzen ve bizimle olan olumlu ilişkisini bitiren sonuçlara neden olabilir. Halbuki empati duyularak verilen bir karar adil ve dürüst bir yargıyı beraberinde getirecektir.

 

                                                                                           MİMAAYAN

       Rav İsak Alaluf

TİŞA BE AV VE TORA

Sahip olduğumuz mitsvalar içinde Tora öğrenmek en önemli mitsvalardan bir tanesi hiç kuşkusuz Tora öğrenmektir. Tora öğrenmek insanın kalbine sevinç ve mutluluk verir. Teilim 19. bölümde belirtildiği gibi "pikude Ad... yeşarim mesemehe lev - Tanrı'nın şahitliği dürüstlerin kalbini sevindirir".

Tişa Be Av'da ise bu nedenden dolayı bu mitsvayı yerine getirme şansından yoksunuz. Ancak Rabiler Tişa Be Av'da da öğrenebileceğimiz Tora olduğunu bizlere öğretirler. Peygamber Yirmiyau'nun kitabından hüzünlü bölümler, İyov kitabı, Eha mersiyesi, Teşa Be Av kuralları bu öğretilerden bazılarıdır. Bazı Rabiler RaMBaM Teşuva kurallarının öğrenilebileceğini de belirtirler. Bir anlamda Tişa be Av gününde bile Tora’dan uzak kalmak mümkün değildir. Tora öğrenimi bizi istediğimiz geleceğe ulaştıracaktır.

 

          “

                                                                        HAFTANIN SÖZÜ

                            

           Ne vakit  yaratıldın?  Yaratılışın  altıncı  gününde.  Sen bütün yarattıkların sonunda  yaratıldın. (BereşitRaba 8/1)

 

 

 

 

 

 

Gelecek Bayram


TU BİŞVAT

Kendini Geliştirmenin Yolları

BAŞKALARINI DEĞERLİ KILIN BAŞKALARINI DEĞERLİ KILIN

Miladi Takvimi Çevir


    

İbrani Takvimi Çevir