George S. Patton
İnsanların genellikle neye alaycı yaklaştıklarına dikkat edin; onların eksikliklerini tam olarak orada bulacaksınız.
25 Av 5780 :: 15 Ağustos 2020             

Haftanın Bilgileri


09 Ağu 2020 - 15 Ağu 2020

19 Av 5780 - 25 Av 5780

İstanbul

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

19:50

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

20:30

İzmir

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

19:45

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

20:34

Haftanın Peraşası

Ree

Haftanın Peraşası Bülteni 5776 Yazdır

 

Bu Hafta İçin Saatler 

2KİSLEV

Gelecek Hafta İçin Saatler

Şabat

Başlangıç

Bitiş

5776

Şabat

Başlangıç

Bitiş

Yeruşalayim

16:02

   17:22

-----

Yeruşalayim

15:59

17:19

Tel Aviv

16:22

    17:24

14KASIM

Tel Aviv

16:18

17:20

İstanbul

16:34

    17:15

2015

İstanbul

16:27

17:08

İzmir

16:50

17:29

 

İzmir

16:45

17:24

  TOLEDOT-תולדות

                                                                                                                                              

                                                                                     

                                                                             PeraşaÖzetİ(Bereşit1:1-68)
                                                                                      [www.chabad.org]

Yitshak, Rivka ile evlenir. Çocuksuz geçen 20 yıldan sonra duaları cevap bulur ve Rivka hamile kalır. “Çocuklar karnında itiştikleri” için zor bir hamilelik geçirir. Tanrı, ona “rahminde iki ulus var” der, “büyük olan, küçüğüne hizmet edecek”.

İlk önce Esav doğar; arkasından, onun topuğunu tutar halde çıkan Yaakov gelir. Esav büyür ve “usta bir avcı, bir kır adamı” olur; Yaakov ise “çadırlarda oturan basit biridir”; kendisini eğitime adamıştır. Yitshak, Esav’ı, Rivka ise Yaakov’u daha çok sever. Bir gün, avdan yorgun ve aç olarak dönen Esav Behorluk hakkını (ilk doğan olarak sahip olduğu hakları) Yaakov’a bir tabak kırmızı mercimek yemeği karşılığında satar.

Peliştiler’in hüküm sürdüğü Gerar ülkesinde, Yitshak Rivka’yı kız kardeşi olarak tanıtır; çünkü onun güzelliğine göz diken biri tarafından öldürüleceğinden korkar. Toprağı eker, babası Avraam’ın kazdığı kuyuları tekrar açmanın yanında yeni kuyular da kazar. İlk iki kuyu için Peliştiler’le kavga çıkar; ancak üçüncü kuyunun sularından sükûnetle yararlanır.

Esav, iki Hiti kadınla evlenir. Yitshak yaşlanır ve görüş yeteneğini kaybeder. Ölmeden önce Esav’ı mübarek kılmak istediğini bildirir. Esav babasının en sevdiği yemeğin hazırlanması için avlanmaya gittiği sırada Rivka Yaakov’a Esav’ın kıyafetlerini giydirir, daha kıllı olan ağabeyini anımsatması için kollarını ve boynunu keçi kılları ile örter, benzer bir yemek hazırlar ve Yaakov’u babasına gönderir. Yaakov babasından “göklerin çiyi ve yeryüzünün yağı” hakkında bir bereket duası alır ve kardeşine karşı üstünlüğe sahip olur. Esav döndüğü ve aldatmaca ortaya çıktığı zaman, Yitshak’ın ağlayan oğluna verebileceği tek şey, onun kılıcı sayesinde yaşayacağına dair kehanette bulunmaktır. Yaakov hata yaptığı zaman, küçük kardeş Yaakov, ağabey Esav’ın üzerindeki üstünlüğünü kaybedecektir.

Yaakov, Esav’ın gazabından kaçmak ve dayısı Lavan’ın ailesinden kendisine bir eş bulmak için evden ayrılır. Esav, üçüncü bir kadınla evlenir: Yişmael’in kızı Mahalat.

                                                                               Mİ-DRAŞ YİTSHAK

                                                                                          Rav İsak Alaluf

                                                                   TANRI İLE OLAN BAĞLANTIYI KORUMAK

Peraşamızın hemen başında Rivka’nın çocuk sahibi olmasındaki sıkıntıyı, onun ve Yitshak’ın dualarını bunun sonucunda da Rivka ile Yitshak’ın ikizlerle bereketli kılınmasını okuyoruz.

Talmud dört ata annemizin de çocuk sahibi olmakta sıkıntı çektiklerine dikkat çeker. Sara, Rivka ve Rahel çocuk saihibi olmak için uzun yıllar beklemişlerdir. Çoğumuzun bildiği gibi Tanrı bunu özellikle yapmıştır çünkü “Tanrı tsadiklerin dualarını

arzulamaktadır.” Bunun anlamı Tanrı atalarımızın ve ata annelerimizin dua etmesini istemiş bu yüzden de onları bir zaman için çocuksuz bırakmıştır. 

Bu sistemin adaletli olup olmadığı hakkında bir soru birçoğumuzun zihnini meşgul eder. Yaşamlarını Tanrı sevgisi ve O’nun yolunda yürümek olarak belirleyen ataların ve eşlerinin dua etmeden de çocuk sahibi olmaları kadar olağan bir şey yoktur. Çünkü onlar zaten tsadik ve tsedekettirler .

Dua kavramındaki temel yanlış anlamadan dolayı bu sorunun sorulması normaldir. Tanrı’ya ibadet etmenin gerçek anlamı nedir? Yanlış bildiğimiz nokta dua etmeyi sadece istediğimiz şeylerin elde edilebilmesi için kullandığımız yol olarak görmektir. Yani karşımızda bir makine var. Biz oraya bir jeton atıyoruz ve istediğimiz şey anında elimize geliyor. Genellikle de belli bir şey isteyeceğimiz zaman o şeyle ilgili Teilim parçasını okumak suretiyle isteğimizin anında gerçekleşeceğini umarız. Çoğumuzun yaptığı budur ve ne yazık ki çok da doğru olmayan bir yoldur. Bu perspektiften baktığımızda Tanrı’nın ataları ve ata anneleri neden çocuksuz bıraktığını ve onların dualarını istediğini anlamak kolay değildir.

Tefila bu söylenenlerin hiç biri değildir. Tefila sözcüğünün anlamı “bağlanmak” olarak dilimize çevrilebilir. Örneğin Tefilin bu kökten türer. Vücudumuza Tefilin takarken kutucukların içindeki kutsal metinlerle vücudumuz arasında bir bağlantı oluşturmaya çalışırız. Tefila Tanrı ile bağ oluşturabilmek için kullandığımız yollardan biridir. Tanrı ile bağlantımızı Tefila ile sağlarız. Tefila sadece sözleri söylemek değil bu sözlerin anlamını kavrayarak Tanrı’ya ulaşabilmektir. Dudaklarımızın basit bir  hareketi ile dua ederken bütün duyularımız, duygularımız, düşüncelerimiz ile Tanrı ile bağlantı kurmak için odaklanmamız gerekir. Bunu yapmadığımız zaman olay sadece basit bir dudak hareketi ile sınırlı kalır.

Rav Yeuda Alevi tarafından kaleme alınan Ha Kuzari adlı eserde tsadikler için dua zamanının günün en önemli zamanı olduğu yazılıdır. Yaşam amacı Tanrı ile bağlantı kurmak olan birinin Tefila yapmaktan daha önemli bir şeyi yoktur. O kişi ekonomik olarak refaha ermek veya çok istediği bir eşyayı satın almak için değil Tanrı’ya yakın olmak için dua eder. onun Tefilası onu daha da yükseklere taşıyacak bir asansör gibidir.

Tefila yaptıklarında duydukları heyecan tsadik insanların yüzüne yansır. “Netsiv” adı ile bilinen Volozhin’li Rav Naftali Tsvi Yehuda Berlin Rivka’nın Yitshak’ı ilk gördüğünde devenin üzerinden düşmesinin nedenini Yitshak’ın duasına bağlar. Rivka dua ederken Yitshak’ın yüzündeki ifadeyi görmüş ve Tanrı’ya nasıl yakınlaştığını fark etmiştir. Bu yakınlık onu etkilemiş ve baskıdan devenin üzerinden düşmüştür. 

Bilgelerimizin “Tanrı tsadiklerin Tefila’sını arzular” ifadesini şimdi daha rahat algılamak mümkündür. Tanrı o tsadiğin Tefila yaptıkça Kendisine yakınlaşacağını bilir. Tanrı tsadiklerin Kendisine yakınlaşmaları için bazı olayları idare eder ve hazırlar. Dualarımızın kabulü Tanrı ile yakınlaşmanın bir artısı olarak karşımıza çıkar. Asıl ödül Tanrı ile yakınlaşmaktır.

Bizler için bu olay hayatın zorluklarına ve değişimlerine nasıl yaklaşmamız gerektiğinin bir göstergesidir. Bilgelerimiz ata annelerin kısır olmalarının bir tesadüf olmadığını onları Tefila yapmaya yakınlaştıran bir zorluk olarak karşımıza çıktığını anlatırlar.

Hayattaki değişimler Tanrı ile yakınlaşmak için bulunmaz bir fırsattır. Duaların kabul edilmesi elbette önemlidir ama asıl olan kendimiz ile Tanrı arasında bir bağ kurabilmektir. Bu bizleri manevi anlamda daha da yüceltir.

Çünkü Tanrı bizler için “iyi” olanı zaten bilmektedir. Bizlere düşen görev bu bağlantıyı korumak, kuvvetlendirmek ve isteklerimizin gerçekleşmesi için ümitsizliğe kapılmadan dua edebilmektir. Tanrı zamanı geldiğinde bizlere bunu sağlayacaktır. Ama asıl kazanç Tanrı ile aramızda meydana gelen özel bağ olacaktır. 

                                                                                                DİVRE TORA

                                                                                          Rav Selim Eskenazi

Yitshak Avinu ve Rivka İmenu doğal yollardan çocuk sahibi olamadıkları için, tsadikler için doğayı değiştiren Yüce Tanrı'ya dua ederler. Kutsal Toramız bizlere Yitshak Avinu'nun duasının kabul olduğunu müjdelerken, Tora'nın vazgeçilmez açıklayıcılarından Raşi, Masehet Yevamot 64a'daki gemara parçasını getirmektedir. Gemara, pasuğu şöyle açıklamaktadır: Yüce Tanrı; Yitshak Avinu, "tsadik ben tsadik" yani hem kendisi tsadik hem de tsadiğin oğlu olduğundan Yitshak'ın duasını kabul eder. Fakat Yitshak'ın duası kabul görmüşken, kendisi tsadeket olmasına rağmen, babası Betuel, "raşa" olduğundan Rivka'nın duası kabul edilmemiştir. 

Hahamlarımız şöyle öğretirler: "Baal teşuva" yani teşuvaya dönmüş birinin ulaştığı merdivende, "tsadikim gemurim"(kusursuz tsadikler) bile duramazlar. 

Teşuva'ya dönmek sadece Tora'dan uzak bir şekilde büyütülen bir kişi için geçerli değildir, en büyük tsadiklerin bile teşuvaya dönmeleri gerekmektedir.

 Fakat günümüzde "baal teşuva" konsepti, Tora'dan uzak bir şekilde büyütülen kişilerin Yüce Tanrı'ya dönmeleri için kullanılmaktadır. Biz de bu bağlamda açıklayacağız.

Avraam Avinu, putperest birinin oğlu olmasına rağmen, "emet"i yani gerçeği aradığı için, Yüce Tanrı'yla irtibata geçme seviyesine ulaşmıştır. Kutsal Toramız, fiziksel dünyaya verilmeden evvel bile, Avraam Avinu, Yüce Tanrı'nın İsteği ve aynı anda fiziksel dünyada yaşama rehberi olan Tora'yı tamamen uygulamış ve hatta kendi radyo kanalını Şamayim'e yani Tanrının kanalına ayarlayabildiği için Rabilerimizin koyduğu mitsvaları bile yerine getirmiştir.

Avraam Avinu, "tsadik ben raşa" olmasına rağmen "tsadik gamur"un bile duramayacağı bir seviyeye ulaşmıştır. 

Bir taraftan "tsadik ben tsadik", "tsadik ben raşa"ya tercih edilirken, diğer taraftan "baal teşuva", "tsadik gamur"a tercih edilmektedir. Bu denklem bize "beni çöz" demektedir.

Şöyle açıklayabiliriz: Ruhaniyet yolunda ilerleme şevkine sahip "Baal Teşuva", bu yolda ilerlerken sınırlarını biraz da kendisi belirlemektedir. Arkasından gideceği ravı, hangi mitsvaları ne şekilde yapacağını, hangi akımı takip edeceğini kendi özgür seçimiyle seçmektedir. Bulunduğu durumun şartları doğrultusunda, hangi uygulama onu memnun ediyorsa, o yolun arkasından gitmektedir.

Bir taraftan içinde bulunduğu Tora'dan uzak ortamda Tora'nın ışığına ulaşabilmek için büyük bir çaba harcarken diğer taraftan verdiği uğraşı göz önünde bulundurup, dengeleri koruyabilmek adına çareler aramaktadır. 

Fakat "Tsadik ben tsadik"in böyle bir lüksü yoktur. Bu sebeple Avraam Avinu'nun oğlu Yitshak Avinu'nun seviyesi bu söylediğimiz seviyeden daha yüksek bir seviyedir. Bir kişinin, Avraam gibi bir tsadikle aynı evde yaşarken, onun yaptıklarından öğrenirken,onun yolunu devam ettirmesi fakat onu kopyalamaması ve kendi yetenekleri ve karakter özellikleri doğrultusunda Tanrı İbadeti'ni uygulaması çok yüksek bir seviyedir. Avraam Avinu'yu tarif eden "mida"(karakter özelliği) "hesed"(iyilik) iken, Yitshak Avinu'nunki "gevura"(yargı)dır. Yitshak Avinu, yaptığı şeyleri kuru bir şekilde kopyalarak değil, Avraam Avinu'dan öğrendiği ibadet doğrultusunda kendi yeteneklerini de katarak, Am Yisrael'in atalarından biri olma ünvanını kazanmıştır.

"Baal teşuva"nın devamlı olarak ruhaniyet yolunda ilerleme şevkine sahip olması, onu "tsadik gamur"dan daha yüksek bir merdivene taşırken, Tora yolunda saf ve kutsal bir atmosferde büyütülen bir kişi bahsettiğimiz ilerleme şevkine sahipse, olabilecek bütün seçeneklerin üstündedir.     

Çoğunluğu İstanbul'da ve İzmir'de yaşayan, İspanya'dan gelen biz Judeo Espanyol Yahudileri çok köklü bir tarihe sahibiz. Tarih boyunca yaşadığımız topraklardaki Hahamlarımız, Tora öğretim merkezleri olan yeşivalarımız tüm dünyaya ışık tutmuşlardır. Dünyanın dört bir tarafından Hahamlar, Tora öğrencileri, bu topraklarda öğrenim görmeye gelmişlerdir. Erets Yisrael'deki Hahambaşıların nerdeyse tamamı İstanbul ve İzmir'den, Erets Yisrael'e aliya yapan hahamlardan oluşmaktadır. Bizler kendi yeteneklerimiz doğrultusunda Tora yolunda "emet"i araştırma maceramızda, ünleri dünyaya yayılmış Hahamlarımızın yolundan ilerlersek, Sinay'dan bu güne kadar devam eden zincirimizde bizden evvelki nesillerde kopukluklar olmuş olsa bile, zincire bağlanmamız sayesinde "tsadik ben tsadik" seviyesine ulaşabiliriz

                                                                       ASE   LEHA   RAV : KENDİNE RAV SEÇ

                                                       RAV ELİYAU KOEN Z’’L:MAHAZİKE-TORA

F- “ Birkat a-reah “ Güzel koku berahaları:

Faydalandığımız yiyecek ve içeceklere Beraha söylediğimiz gibi, faydalandığımız güzel kokulara, kullanmadan evvel de Beraha söylemek gerekir. Bir şartla ki kokuyu koklamak niyeti olmalıdır. Koklamak niyetinde olmayan biri, kokuyu algılamasına rağmen, beraha söylemez.

Buna örnek : Güzel kokuları olan limon ve benzeri meyva yendiğinde, niyet meyvayı yemek olduğundan, kokularına beraha söylenmez. Ancak meyvayı soyup yemeğe hazırlanmadan evvel, koklamayı niyet eden, koklamadan evvel koku    beraha ‘sını  söyler.

Güzel koku saçan bitki, meyva, çiçek veya onların esanslarına beraha söyleyebilmek için, onları elde tutmalı veya da yakınlarında bulunmalıdır. Kokuları var olup ta, kendileri veya esansları ortada yoksa, beraha söylenmez. Örneğin, güzel koku saçan çiçek veya bitkiler, kapalı yerde uzun zaman kaldıktan sonra, oradan alınmışlarsa, o kapalı yere giren biri, güzel kokuyu koklamasına rağmen, beraha söylemez.

Koku berahaları dörde ayrılır. (1) Bore atse besamim. (2) Bore isbe besamim     (3) Bore  mine besamim (4) a-Noten reah tov ba-perot.

(1) “ Bore atse besamim “ berahası, aynen meyvalarda olduğu gibi,.gövdesi seneden seneye var olup, yaprak ve çiçekleri senede bir veya iki kere yenilenen bitkilere söylenir. Örneğin :Gül, Hanımeli ve Adas gibi.

(2) “ Bore isbe besamim “ berahası,  gövdesi seneden seneye kalmayan her sene aynı yerde olmayıp,   ve  topraktan her zaman yeni leri çıkan bitkilerin saçtığı güzel kokulara söylenir.   Örneğin :Ruda, Nane  ve Narkis gibi. 

(3) “ Bore mine besamim “ Ağaç veya topraktan çıkmayan veya da şüphede bulunduğu, emin olmadığı bütün kokulu şeylere söylenen berahadır.“ Şeakol “  berahası  gibi  genel  bir  berahadır.

(4) ” a-Noten reah tov ba-perot ” Berahası ise, yenilen meyvaların güzel kokularına söylenir. Limon ve Etrog gibi .

Taze ekmek, yeni çekilmiş kuru kahve ve enfiye gibi şeylerin kokularına, Beraha söylenmesi gerekip gerekmediği hakkında Posek`ler arasında derin görüş ayrılıkları olduğundan, en iyisi bunları koklamaya niyet edilmemelidir. Koklayacağı takdirde Beraha söylenmemelidir. (Mekor Hayim 48/11-12).

Kötü kokuları gidermek için kullanılan çeşitli deterjanlara ve spreylere, Beraha söylenmez.

                                                                                     TARİHİMİZDEN

                                                                                 RABİ YOSEF MİTRANİ

1569 Yılında Tsfat şehrinde dünyaya geldi. “Hamabit” lakabıyla bilinen Rabi Moşe Mitrani’nin oğludur. Sekiz yaşında iken Şulhan Aruh eserinin yazarı olan büyük bilge Rabi Yosef Karo tarafından takdis edilmiştir.  Tsfat şehrinde bulunduğu süre içinde Rabi Şlomo Sagiş gibi büyük Kabala  üstatlarından  ders almış alaha ve Talmud bilgisini geliştirmiştir. Rabi Yosef Mitrani Talmudist ve Posek yani kanun koyucu bir bilge olarak bilinir. İstanbul’a geldikten sonra uzun yıllar Tora öğretmenliği yapar. Çok uzaklardan Rabi’nin öğretilerini dinlemeye gelen kişilerin mevcudiyetinden söz edilir. Hasta ve fakir olanları koruma altına alması ile de tanınır. İstanbul’da Hahambaşı mevkiine kadar yükselen Rabi Mitrani 1639 yılında İstanbul’da vefat eder. 

                                                                                               MİMAAYAN

                                                                                        KAYNAKLARIMIZDAN
                                                                                                Rav İsak Alaluf

                                                                                 TANRI’NIN BİZDEN BEKLENTİSİ
İlginç bir Midraş Bilgelik, Peygamberlik, Tora ve Tanrı'ya sorulan  "Günahkar birinin cezası nedir" sorusunu işlemektedir. Bilgeliğe sormuşlar: "Günahkâr birinin cezası nedir?" Onlara "günahkârları kötülük kovalayacaktır" pasuğuyla cevap vermiş. Peygamberliğe sormuşlar: "Gü­nahkâr birinin cezası nedir?" Onlara "Günahkâr can, ölecektir" pasuğuyla cevap vermiş. Tora'ya sormuşlar "Günahkâr birinin cezası nedir?" Onlara "Korban getir­sin ve kefareti ödenmiş olur" demiş. Tanrı'ya sormuşlar "Günahkâr birinin cezası nedir?" diye. Onlara "Teşuva yapsın ve bu onun kefareti olacaktır" demiş. Bu Midraş Tanrı'nın merhametinin ve iyiliğinin her şeyin üstünde olduğunu orta­ya koymaktadır. Bu nedenle Selihot dualannda  okunan Bezohri al mişkavi duasının nakaratında "Nipela Na Beyad Ad... Ki Rabim Rahamav — Tanrı'nın Eli'ne düşelim; çünkü merhameti boldur" cümlesi söylenir. Bir başka Midraş da  Gökleri ve yeryüzünü kendime karşı şahit kılıyorum ki Tanrı, oturup insanı bekler ifadesi kullanılır.  Bir adamın kendi oğlunu, bir kadının kocasını beklemesinden çok daha fazla ve ümitli bir şekilde, Tanrı, insanın teşuva yapmasını bekler. Kısacası Tanrı bizim O'na dönmek için bir hareket yapmamızı beklemektedir. Teşuva için adım atanlara doğru yolu Tanrı gösterecektir.

                                                                                                     HAFTANIN SÖZÜ

                                                                                      Kötülükten uzaklaş ve iyilik yap.

                                                                                                        (Teilim 37/27)

 

 

 

 

 

                                           



 

 
Ekle: facebook Ekle: twitter

Gelecek Bayram


Kendini Geliştirmenin Yolları

KENDİNİZİ KENDİNİZE TANIŞTIRIN KENDİNİZİ KENDİNİZE TANIŞTIRIN

Miladi Takvimi Çevir


    

İbrani Takvimi Çevir