Elie Wiesel
Umut barış gibidir. Tanrı'dan beklememiz gereken değil, sadece birbirimize verebileceğimiz bir hediyedir.
11 Nisan 5780 :: 05 Nisan 2020             

Haftanın Bilgileri


05 Nis 2020 - 11 Nis 2020

11 Nisan 5780 - 17 Nisan 5780

İstanbul

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

19:24

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

20:05

İzmir

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

19:22

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

20:13

Haftanın Peraşası

Şemini

Haftanın Peraşası Bülteni 5780 Yazdır

Bu Hafta İçin Saatler 

3 NİSAN

Gelecek Hafta İçin Saatler

Şabat

Başlangıç

Bitiş

5780

Şabat

Başlangıç

Bitiş

Yeruşalayim

18:19

19:32

-----

Yeruşalayim

18:24

19:37

Tel Aviv

18:36

19:34

 28 MART

Tel Aviv

18:41

19:39

İstanbul

19:10

19:51

2020

İstanbul

19:17

19:58

İzmir

19:09

20:00

 

İzmir

19:16

20:07

VAYİKRA- ויקרא


 

 

Peraşa Özetİ
[www.chabad.org]
(Vayikra 1:1-6:7)

 

Koenler'i ilgilendiren birçok kural içerdiği için "Torat Koanim - Koenler Yasası" olarak da bilinen Vayikra kitabı, çoğunlukla korbanları konu eder. İlk korban grubu "Ola - [Tamamen Yakılan ve Dumanı] Yükselen"dir. Hayvan önce Mişkan'ın girişine getirilir. Hayvan büyükbaş ise, korbanı getiren kişi elini hayvanın başına koyar. Ardından hayvan kesilir ve Koen, kanı sunağa serper. Deri yüzülür ve hayvan parçalara ayrılır. Sonra bu parçalar düzenlenir, yıkanır ve sunak üzerinde yakılır. Diğer hayvanlar ve kuşlar söz konusu olduğunda da benzer bir prosedür uygulanır. 

Peraşada ayrıca unla yapılan sunular (Menahot) konu edilir. Bu sununun bir bölümü sunakta yakılır, kalan bölümü de Koenler tarafından yenir. Sunuya herhangi bir şekilde hamets bir madde ya da bal karıştırmak yasaktır. 

"Şelamim - Barış" korbanı, ister büyükbaş ister küçükbaş hayvanlarla gerçekleştirilebilir ve bir bölümü sunakta yakılırken, bir bölümü de getiren tarafından yenir. Tora, kan ve "Helev - İç Yağı" yemeyi yasaklar. Peraşa daha sonra sırayla, bir Koen Gadol'un, Sanedrin'in (71 Tora otoritesinden oluşan Yahudi üst kurulu), bir liderin ve normal bir vatandaşın hata sonucu işlediği bir günahın affı için getireceği korbanları detaylar. Bazı sözel hatalar ile manevi saflık kurallarının ihlali sonucu gerçekleştirilen günahların affı için getirilen "Aşam - Suç" korbanları listelenir. Peraşa, normal bir suç korbanına parası yetmeyenler, "Kutsal" olarak ayrılmış malların (Ekdeş) bu amaç dışında kullanılmasıyla hata işleyenler ve "soru işaretli bir suç"tan sorumlu olanların getireceği un sunuları ile gayri-dürüstlük sebebiyle getirilen sununun detaylarıyla sona erer.

KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ
Minyan

מנין: Minyan sözcüğü Bar Mitsva yapmış on tane erkeğin bulunduğu topluluğa verilen isimdir. Duaların gerektiği gibi yapılabilmesi için Minyan gerekir. Minyan olmadığı yerlerde Kadiş, Keduşa, Barehu gibi bölümler atlanmak zorunda kalınır. Sefertora çıkarılıp Tora okuması yapılmaz. Minyan nedenleri ile ilgili çeşitli açıklamalar vardır. Bunlardan biri Kabalistik bir öğretiye dayanır. Tanrı’nın kainatı yaratmadan önce yarattığı on tane “Sefira” bir araya gelerek özel bir güç oluşturur. İşte minyan da bu güce gönderme yapar. Diğer bir neden tarihsel bir öğretiyi hatırlatır. Moşe Tarafından Kenaan topraklarına gönderilen on iki öncüden on tanesi olumsuz haberle döner ve bu olay kutsal topraklara girişi kırk yıl geciktirir. Tanrı on erkeğin bir arada dua etmedikçe duaların tam olmayacağı mesajını verir. Kadınlarımız bu günaha dahil olmadıklarından Minyan oluşturma zorunlulukları yoktur. Bu nedenle de Minyan’a dahil edilmezler. 

Mİ-DRAŞ YİTSHAK
Rav İsak Alaluf
VAYİKRA KİTABININ VERDİĞİ DERS

 

 

Müfredat: Bir çocuğun eğitimi ilkeli, bilimsel, güncel ve ona uygun bir müfredatın hazırlanması ve uygulanması ile mümkün olur. Bunun için de devletler Milli Eğitim politikalarına büyük önem verirler. Çünkü eğitim dediğimiz olay bir ülkenin geleceğidir. Bu geleceğin inşası için hazırlanan müfredat da titizlikle uygulanmalıdır.

Saflık ve Korbanlar: Tora öğrenmeye başlayanlar okullarda genellikle ataların hikayeleri ve yaptıklarıyla bezenen ilgi çekici öyküler dinleyerek bu yola girerler. Bu hikayeler ve verdikleri mesajlar öğrenmek için kalplerini ve ruhlarını açan kişilerin hafızalarına kazınmaya ve yer etmeye başlar. Belli bir zaman sonra kurallar ve daha karmaşık konulara geçiş yapılır. 

İlginç bir şekilde müfredatlarının başlangıcını karmaşık ve detaylı korban kurallarıyla yapan Yahudi okulları vardır. Bu tercih daha eğlenceli ve ilgi çekici olan hikaye ve anlatımların yerine getirilmiştir. Bu ironi aslında Midraş kökenli bir öğretiye dayanır. Midraş çocuklara Tora öğretmeye başlamak için Vayikra kitabını önerir. Nasıl ki korbanlar saflaşmak için yapılıyorsa bunu en iyi olarak saf olan çocuklar anlar ilkesi gereğince müfredatlar bu konuyla başlamaktadır.  Bunun nedeni üzerinde biraz düşünmek gerekir.

Bir görüşe göre Vayikra kitabının öğretiler aslında çocuklara değil anne ve babalara mesaj göndermektedir. Cemaatler okulda öğrendiklerini evde anlatan çocukların korban kurallarını anlatmalarını benimsemişlerdir. Çünkü Yahudilik yaşam tarzının en önemli adımlarından biri fedakarlıktır. Anne babalar çocuklarının Tora eğitimi konusunda çok ciddi fedakarlıklar yapmak zorundadırlar. Anne babalar yaşamlarında bu eğitimin giderlerini karşılamak için birçok şeyden vazgeçmek zorunda kalabilirler.  Ancak çocukların Tora öğretiminin her şeyin üzerinde olduğu gerçeği akıldan çıkarılmamalıdır.

Yirminci yüzyılda Polonya’da yaşayan ekonomik olarak zorluk içinde olan bir ailenin babası daha iyi şartlar elde etmek ve ailesini geçindirmek üzere çalışmak için Birleşik Devletler’e gitme kararı alır. Ancak ne yazık ki Birleşik Devletler’i de içine alan Birinci Dünya Savaşı patlak verir. Aile birbirlerinden uzun süre ayrı kalır. Bu süre içinde evin annesi iki çocuğunun Tora eğitimi için de azami çabayı gösterir. Günün birinde oğlunun büyük bir bilge olma potansiyeline sahip olduğunu ve bunun için özel bir eğitime ihtiyaç duyduğunu öğrenir. Bunun üzerine kadın gündüz işine ek olarak gece de çalışmaya başlar. Bu çabası bir süre sonra sonuç verir. Oğlu çağımızın büyük Tora bilgelerinden Rabi Hayim Pinhas Scheinberg olarak karşımıza çıkar. Bu büyük bilgenin kazanılmasındaki en önemli etkenlerden biri annesinin onun için gerçekleştirdiği fedakarlıklardır.

Çocuklarımızın eğitimi için sadece maddi fedakarlık yeterli değildir. İyi bir eğitimin yanı sıra iyi bir insan olması ve kendini geliştirebilmesi için azami fedakarlığa ihtiyaç vardır. Sadece gittiğimiz tatillerden veya keyif aldığımız diğer şeylerden gereğinde fedakarlık etmek değil aynı zamanda davranışlarımızla da bunu desteklediğimizi göstermemiz gereklidir.

TaNah’tan bir örnek: “İş Yeudi aya beŞuşan abira uşmo Mordehay ben Yair ben Şimi ben Kiş iş yemini – Başkent Şuşan’da Yair oğlu Şimi oğlu Kiş oğlu Yahudi Mordehay vardı Binyamini idi.”

Megilat Ester Mordehay’ı bizlere tanıtırken hem “iş yemini” hem de “yeudi” sıfatlarını kullanır. Buna göre Mordehay hem Yeuda hem de Binyamin kabilesine mensuptur. Burada akla gelen soru bir kişinin nasıl iki kabileye birden mensup olacağıdır? Bunun basitçe cevabı Mordehay’ın anne tarafından Yeuda, baba tarafından da Binyamin kabilesine mensup olduğudur. Normal şartlar altında bir kişinin kabilesi babasına göre belirlenir. Hiç kimse için anne ve baba tarafından şu kabiledendir ifadesi kullanılmazken neden Mordehay için bu ifade kullanılmıştır?

Megila ile ilgilenen bilgeler bunun açıklamasını şöyle yaparlar: Mordehay kendi ebeveynlerinin olumlu özelliklerini kendisinde birleştirmiş ve son derece saygı duyulan kabilelerden geldiğini göstermiştir.   Buradan önemli bir mesaj alabilmek mümkündür: Bir kişi eğer olumlu özelliklerini çok iyi bir şekilde özümleyebilirse bu özellikle kendilerinde sonraki nesillerde ortaya çıkabilir.

Günün birinde sinagogtaki yaşlı beyefendilerden biri başını sallayarak Şema duasına konsantre olmaya çalışan bir çocuk görür. Çocuk başını sağa sola sallayarak Şema söylemekte ve “ehad” sözcüğünü uzatarak okumaktadır. Yaşlı adam Tefila sonrasında çocuğun yanına gelir ve “sen falancanın torunu musun” diye sorar. Çocuk şaşkınlıkla bunu nereden anladığını sorunca yaşlı adam “aynı büyükbaban gibi Şema okuyorsun” karşılığını verir.

Olumlu özelliklerimiz olduğu kadar olumlu olmayan özelliklerimiz de bizden sonraki nesillerde aynen ortaya çıkabilir. Bunun için olumlu olmayan özelliklerden uzaklaşmak çok önemlidir.

Kutsallık: Bereşit kitabının Akedat Yitshak bölümünde Avraam’a bıçağı çekmesini söyleyen “göklerden konuşan” bir meleğin varlığına işaret eder. Avraam’ın bulunduğu yer o kadar kutsaldır ki meleklerin bile buraya inebilme şansları yoktur. Rav Moşe Siman Tov’un açıklamalarına göre Avraam’ın yaptığı büyük fedakarlık onun bulunduğu yere özel bir Keduşa gelmesinde etkili olmuştur.

Bu nokta anne ve babalar tarafından unutulmamalıdır. Bu konuda bir şeyden vaz geçen ve yerine Tora öğrenimini tercih eden anne babalar çok özel bir kutsallık ile ödüllendirilirler. Bu aslında Vayikra kitabının da verdiği önemli bir mesajdır. Anne babalar çocuklarının eğitiminde ve özellikle Tora eğitiminde yapmaları gereken fedakarlığı mutlaka hayata geçirmelidirler. Bu da bizlere korbanın hayatımızdaki merkezi rolünü bir kez daha ortaya koyacaktır.

 

 

GÜNLÜK YAŞAMDAN
Kaynak: www.hidabroot.org
Rav İzak Peres

Hasta ziyareti mitsvası (Bikur holim) yerine getirilirken nelere dikkat edilmelidir?

Hasta ziyareti mitsvasının bir sınırı yoktur. Hatta hastanın birkaç kere ziyaret edilmesi tercih edilir. Ancak bu ziyaretlerin hastaya rahatsızlık vermemesi önemlidir. Özellikle hastanın halsizlik, konuşma zorluğu gibi sıkıntıları olması halinde dikkatli olmak gerekir. Bu yüzden rabiler bağırsak, göz ve baş ile ilgili rahatsızlıklarda ziyaretin iyileşmeden sonra yapılmasını tavsiye ederler. Hasta için dua edenler hasta ile aynı odada bulunuyorlarsa isim söylemeye gerek yoktur. Çünkü bu durum hastanın moralini bozabilir. Uzakta dua edilmesi durumunda hastanın ismi ve annesinin ismi söylenmelidir. Anne ismi bilinmiyorsa babasının adı da söylenebilir.  Anne veya baba ismi bilinmiyorsa erkek için “hasta ismi + Ben Hava”, kız için “hasta ismi + Bat Hava” denir.

 

DİVRE TORA
Rav Naftali Haleva

 

Koenler’i ilgilendiren birçok kuralı içerdiği için “Torat koanim – Koenler Yasası “ olarak da bilinen Vayikra kitabı ve aynı anda adı taşıyan ilk peraşası, çoğunlukla korbanları konu eder. İlerleyen bölümlerde Kohen Gadol vazifesine atanan Aaron, Mişkan’da gereken hizmeti vermek  ve kurbanları organize etmek için Tanrı’dan gereken talimatları alır.

Aaron’un liderliği ve Kohen gadol vazifesine atandığı bu an, onun için önemli bir dönüm noktasıdır. Büyük bir istek ve arzu ile Tanrı’nın isteklerini getirmeye hazırlanır.

Moşe  Aaron’a Mizbeah’a yaklaşmasını ve Tanrı’nın emrettiği gibi kurbanları yapması gerekliliği  hatırlatılır.

Moşe agabey Aaron’u vazifesini yapmak üzere onu neden dürtmektedir?   Rabilerimiz görev yapma arzusunda olan Aaron’un çekingen davrandığını ve bunu hisseden Moşe’nin çekinmemesi için Aron’u dürttüğünü söylerler. Onun Mizbeah’a çekinmeden yaklaşmasını söyler. Bu görev için Tanrı tarafından seçilmiş olan Aaron’un çekinmesinin sebebi ne olabilir?

Midraşın bu konuda şu açıklamada bulunur:  Satan, sürekli olarak Altın Buzağı’nın şeklini Aaron’un gözünün önüne getirmekte ve onda Tanrı ibadeti için uygun olmadığı hissini uyandırmaktadır. Başka bir deyişle, Altın Buzağı günahı, bulaştığı tek günah olduğu için, Aaron’un vicdanını sürekli olarak rahatsız etmektedir. Bunun bir sonucu olarak Aaron, Mizbeah’a yaklaşma konusunda büyük bir tereddüt ve utanç içindedir. Bu nedenle Moşe onu cesaretlendirmiş, ona ‘’Neden utanıyorsun? Düşüncelerinden sıyrıl ve Mizbeah’a yaklaş! Kohen Gadol mevkini doldurmak için seçildin!’’ demiştir.

Çekinmesinin diğer bir sebebi bu atanan vazifeye ve saygınlığa kendisini layık görmemesinden dolayıdır. Aaron tevazu sahibi bir kişiydi. Bu karakter yapısı Yahudilik’te en önemli ve pozitif karakter yapılarından biridir.

Aaron, onur ve şan peşinden koşmak istemeyen ve mütevazi, Tanrı’ya sessiz bir şekilde hizmet etme arzusunda olan bir kişilikti. Moşe bunun üzerine ona çağrı yaparak, bu isteksizlikten onu kurtarmak ve onun bu göreve yakışır olduğunu ve özellikle Tanrı tarafından seçildiğini kendisine hatırlatarak onu motive etmek istemiştir. 

Bilgelerimiz, eğitsel bir yaklaşımla, Moşe’nin ‘’bunun için seçildin’’ sözlerini ‘’İşte tam olarak bu utanma ve çekingenlik özelliğin sebebiyle seçildin ‘’ şeklinde açıklar. Zira Tanrı, kibirli kişileri hor görür.

Büyüklerimiz her zaman şunu anlatırlar:  Her insan bu dünyaya bir misyon tamamlamak üzere gelmiştir. Sahip olduğumuz bu misyonu gerektiği şekilde tamamlamak, kavramak için Yüce Tanrı o kişiye gerekli yeteneği verir.  Maalesef insanlar genelde yapmaları gereken bu misyonu kavrama konusunda, gereken bilinç seviyesine ulaşmadıkları gibi,  bu hedefe ulaşabileceklerine de inanmazlar.  Bu nedenle yaşamımızda bizi dürten bir güce ihtiyacımız vardır. Daima bize hedeflerimizi, tamamlamamız gereken misyonu hatırlatması için, kişi veya kişilere ihtiyaç vardır.(Moşe’nin Aaron’a yaptığı gibi) İsteksiz olma ve yapmam gereken misyonun neyse yapabileceksin. Bir kişi yaptıkları sayesinde farklılar yaratabilir.

İşte yaşam boyunca insan olarak yapmamız gereken ve Yahudi kişiliği ile topluma ve insanlığa katmamız gereken nedir? Sorularının cevabını ne olduğunu anlayabilmek ve kavramak adına gereken uğraş ve bilinci vermemiz gerekliliğidir. Bu konuda zaaflarımız, zayıf taraflarımız veya bize güçlü kılan öğelerin ne olduğunu farkına varmak en önemli hedefimiz olmalıdır. Bırakacağımız en pozitif etki hangi noktadır? En önemlisi bu misyonu tamamlamak adına yaşamamızı nasıl organize etmemiz gerektiğini ve bu konuda nasıl bir ortam oluşturmamız gerekliliğinin bilincinde olmamız gerekmektedir. 

Güçsüz ve yetersiz kaldığımız nokta her neyse onları yenmenin çarelerini aramalıyız. Misyonumuzu kavrama işi; çok ciddi, samimi ve sabır isteyen bir iştir. Bununla birlikte yaşamımızı paylaşan her bir bireyin misyonunu gerçekleştirirken hayatımızda önemli bir rol oynadığını ve işin sonucunda daha iyi, mutlu, huzurlu ve anlam dolu bir yaşam elde edeceğimizi bilmemiz çok önemlidir. Kendi kendimize hatırlatmamız gereken bir başka noktada büyük işler genelde sessiz, bize özel, idealist, ruh cömertliği ve merhamet özellikleri ile pekiştiği taktirde ayrı bir boyut kazanır. Bu misyonu elde etme yolunda, söylenecek anlamlı bir söz veya hareket, insan ve Tanrı sevgisi öğeleri başkalarının hayatlarına mutluluk ve anlam katacağından yaşamımızın ayrılmaz öğeleri olmalıdır. Bunun sonucunda başkalarının yaşamlarına renk ve anlam kattığımız gibi esas olan kendi yaşamımıza katacağı huzurun boyutu çok yüksek seviyelerde olacaktır. Birkaç sene önce okumuş olduğum bir yazıda insanları etkileyen en önemli 10 kişinin kim oldukları ile ilgili soru sorduklarında cevap olarak bazıları ünlü siyasetçileri, zengin hayırseverleri dile getirirken çoğunluk ise yaşamlarını etkileyen kişilerin aile üyeleri, öğretmenleri, din adamları ve arkadaşları olduğunu ve zor anlarında bu kişilerin yardımlarına koştuklarını belirtiler. Sormamız gereken misyonumu ve hedefleri inşa etme yolunda rol olarak seçeceğim model kim olacak? Neden onu seçtim ve doğru seçim mi? Şayet doğru seçimse yaşamımda ne kadar onu taklit edebildim?

Gerçekten bir kişi çok şeyi değiştirebilir mi?

Cevap: Evet, değiştirebilir.

Bir kişi misyonunu kavradığı an, o misyonu tamamlayabilir?

Cevap: Evet, tamamlayabilir.

Bir kişi manevi anlamda büyümesi için idealizm, yardımseverlik, merhamet öğelerini ön planda tutarak gereken gelişimi sağlayabilir ve etrafa pozitif ışık saçan bir model olabilir mi ve bunu başarması mümkün mü?

Cevap: Evet, mümkün.

Bir kişi mütevazi ve dürüst bir şekilde yürüyerek Tanrı ile bağlantı kurabilir mi?

Cevap: Evet, kurabilir.

Yolunuz açık olsun…  

         

 

HAFTANIN SÖZÜ

 

Tanrı on emirde bulunan ilk iki emri bizzat verdiği zaman etrafta bulunan toplumlar Tanrı'nın "sadece kendi onuru ile ilgilendiğini" öne sürerler. Halbuki sosyal emirler açığa çıktıkça kuralların amacının insanı ruhani olarak yüceltmek ve saflaştırmak olduğu açıkça kanıtlanır. (Gemara Masehet Kiduşin 31/A)

 

 

 

 

 

 
Ekle: facebook Ekle: twitter

Gelecek Bayram


PESAH

Kendini Geliştirmenin Yolları

ÖĞRETMEK İÇİN ÖĞRENİN ÖĞRETMEK İÇİN ÖĞRENİN

Miladi Takvimi Çevir


    

İbrani Takvimi Çevir