Aldığını hatırında tut, verdiğini unut.
17 Av 5780 :: 07 Ağustos 2020             

Haftanın Bilgileri


02 Ağu 2020 - 08 Ağu 2020

12 Av 5780 - 18 Av 5780

İstanbul

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

19:58

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

20:39

İzmir

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

19:54

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

20:43

Haftanın Peraşası

Ekev

Haftanın Peraşası Bülteni 5780 Yazdır

Bu Hafta İçin Saatler 

20 ŞEVAT

Gelecek Hafta İçin Saatler

Şabat

Başlangıç

Bitiş

5780

Şabat

Başlangıç

Bitiş

Yeruşalayim

16:48

18:02

-----

Yeruşalayim

16:54

18:07

Tel Aviv

17:05

18:03

15 ŞUBAT

Tel Aviv

17:10

18:09

İstanbul

18:23

19:04

2020

İstanbul

18:31

19:13

İzmir

18:27

19:18

 

İzmir

18:34

19:25

YİTRO- יתרו



 

PeraşaÖzetİ
[www.chabad.org]
(Şemot18:1-20:26)

 
Moşe'nin kayınpederi Yitro, Tanrı'nın Bene-Yisrael için gerçekleştirmiş olduğu büyük mucizeleri duyup, Midyan'dan ayrılır ve Yisrael kampına katılır. Yanında Moşe'nin eşi Tsipora ile iki oğlu Gereşom ve Eliezer'i de getirir. Yitro Moşe'ye, halkın yönetimi ve adaletin dağıtımı görevinde kendisine yardım edecek hiyerarşik bir ekip kurmasını önerir. 

Bene-Yisrael Sinay dağının karşısında kamp kurarlar ve Tanrı burada onlara, kendilerini Kendi "Koenler Krallığı ve kutsal Halkı" olarak belirlediğini bildirir. Halk buna, Tanrı'nın söylediği her şeyi yerine getireceklerini beyan ederek cevap verir.

Üçüncü ayın (Sivan) altıncı gününde, yani Mısır'dan Çıkış'tan tam yedi hafta sonra, tüm Bene-Yisrael Sinay dağının eteğinde toplanır. Tanrı şimşek, gök gürültüleri, bulut ve duman içinde açığa çıkar ve Moşe'yi dağa çıkmaya davet eder.

Tanrı On Emir'i aktarır. Bunlara göre, Yisrael Tanrı'ya inanacaklar, putlara ibadet etmeyecekler, Tanrı'nın İsmi'ni boş yere telaffuz etmeyecekler, ebeveynlerini onurlandıracaklar, Şabat'ı gözetecekler, cinayet, zina ve hırsızlıktan tamamen uzak duracaklar, yalancı tanıklık yapmayacaklar ve başkasına ait herhangi bir şeyi arzulamayacaklardır. Halk Moşe'ye başvurur ve yaşadıkları tecrübenin çok güçlü olması nedeniyle hayatta kalamayacağından korktuğunu söyleyerek, Tanrı ile aralarında aracılık yapmasını ister.

KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ

Şabat gününün çıkışı Motsae Şabat adı ile bilinir. Güneş batımından en az on sekiz dakika sonra gökyüzünde orta boyutta üç yıldızın görünmesiyle Şabat günü sona erer ve Yom Rişon başlar. Motsae Şabat ile Şabat günü yasakları ortadan kalkar. Motsae Şabat’ta da bir seuda verme geleneği vardır. Bu seuda “Melave Malka – kraliçeyi uğurlama” adı ile bilinir. Bu seudanın da Şabat giysileri ile yapılma adeti vardır.

 

Mİ-DRAŞ YİTSHAK
Rav İsak Alaluf
KISKANÇLIK

 

Yitro peraşası “on emir” metnini içermesi nedeniyle diğer peraşalardan biraz daha farklı görünür. On emir içinde uygulanması belki de en zor olan emirlerden birini büyüteç altına almaya çalışacağız. Bu onuncu emir olarak bilinen “Lo Tahmod” emridir ki kıskançlık ve imrenmek konusundaki yasakları ifade etmektedir. İmrenmek veya kıskanmak aslında insani bir duygudur. Ancak Pirke Avot “kina” dediğimiz kıskançlığın insanı bu dünyadan ettiğini paylaşır. Rabiler bu kaybın sadece bu dünya ile sınırlı olmadığını olam aba’daki hakkını da tehlikeye attığını öğretirler.

Adam ile Hava’nın doğan ilk oğlu Kayin’dir. İlk doğan evlattır. Tanrı ile iletişimi vardır. Günah işledikten yani kardeşini öldürdükten sonra bile Tanrı ile olan iletişimi kopmaz. Ancak Kayin aynı zamanda ilk katildir. Kıskançlık nedeniyle kardeşini öldürmüştür.

Yosef ve kardeşleri arasında kıskançlık vardır. Tora “vaykanu” sözcüğünü kullanarak bu kıskançlığın “kina” boyutunda olduğunu gösterir. Bu kıskançlık sonucunda Yosef önce kuyuya atılır, kervanlara satılır ve Mısır’a gelir. Buna neden olan “şvatim baale ruah akodeş” yani Tanrısal ruha sahip olan kardeşlerdir. 

İsrael’in ilk kralı Şaul. Günah konusunda az bulunur bir temizliğe sahiptir. Tanrı tarafından seçilmiş ilk kraldır. Ancak bütün bu kudrete rağmen David’i kıskanır. David’i öldürmeye çalışır. Şimdi sormamız gereken soruyu soralım: “Ma nane anan – kendimiz için ne cevap vereceğiz?” Eğer bu kadar önemli insanlar bile kıskançlık denen bu batağa saplanabiliyorsa bizler ne yapabiliriz? 

Günün bilinde çok kıskanç birine Eliyau Anavi Tanrı’nın istediği her şeyi yerine getirmeye hazır olduğunu bildirir. Tek bir şart vardır. Karşıda bulunan arkadaşı kendi sahip olduğunun iki katına sahip olacaktır. Adam sormaya milyon dolar ile başlar ama arkadaşının iki kata sahip olacağını düşündüğünde bundan vazgeçer. Miktar arttıkça arkadaşının sahip olduğu da artmaktadır bu da o kişiyi çok rahatsız eder. Sonunda bir gözünün kör edilmesini ister. Çünkü karşıdaki arkadaşı iki gözünü birden kaybedecektir. Kıskançlık içindeki canavarı ortaya çıkarmıştır. 

Mişle 14/30’da  “Urkav atsamot kina – kıskanç olanın kemikleri çürür” ifadesi vardır. Normalde mezarda iken bile et çürür toprağa karışır ama kemikler çürümez. Ancak kıskanç olanın her şeyi çürümeye mahkumdur. Çünkü o asla mutlu değildir. Sürekli olarak imrenmekte ve başkası olmayı arzulamaktadır. Tanrı da kendi kendini iptal etmeye meraklı bu kişinin kemiklerinin bile çürümesine neden olur. Çünkü kıskançlık sadece hayatta değil ölümden sonra bile zarar vermeye devam eder. 

Günümüzde fiziksel öncelikler ruhani olanlardan çok daha ileridedir. Öyle durumlarla karşılaşmak mümkündür ki bu öncelikler için gösterdiğimiz çaba aslında bizleri zehirlemektedir.

Erets Yisrael’den Amerika’ya gemi yolculuğuna çıkacak bir kişi geminin üç gün için Fransa’ya uğrayacağını öğrenir. Biletini önceden almıştır ve önünde altı ayı vardır. Birden tek kelime Fransızca bilmediğini fark eder ve altı ay içinde inanılmaz bir çaba ve maddi harcama ile Fransızca öğrenir. Gemi Fransa’ya geldiğinde adam birden bire popüler olur. Mükemmel Fransızca ile günün kahramanı olmuştur. Fransa’dan kalkan gemi artık hayatının sonuna kadar yaşayacakları Amerika sahillerine erişince gemidekiler o adamın İngilizce bildiğini de varsayarak yardımcı olmasını isterler. Ancak ne yazık ki adam İngilizce bilmemektedir. Herkes adamın “aptal” olduğu konusunda hemfikirdir. Çünkü çok uzun zaman geçireceği bir yerin dilini öğrenmektense çok kısa bir zaman aralığında bulunacağı bir yerin dilini öğrenir.

Olam aba’nın dili ruhanidir. Bilgeler buradaki geçici mevcudiyetimizin en fazla yüz yirmi sene süreceği konusunda hatırlatma yaparlar. Asıl ikamet edeceğimiz yer olam aba olduğuna göre oranın lisanının öğrenilmesi gerekir. İşte fizikselliği fazla öncelikte tutmak ve buna erişmek için aşırı çaba içine girmek sonunda “kina” dediğimiz kıskançlığı doğuracaktır.

Yeoşua Binnun tarafından yazılan “Alenu Leşabeah” duasında “başamayim mimaal veal aarets mitahat” şeklinde bir ifade vardır. Bu ifade aslında olmamız gereken yönü net bir biçimde göstermektedir. Eğer mücadele ettiğimiz bir mitsva ise, onu daha iyi yapmak için çaba göstermek gerekir. Bu konuda bizden daha iyi durumda olanlara bakmak “kinat sofrim tarbe hohma” ifadesi gereği olumlu bir yaklaşımdır. Bu durumda izlememiz gereken yön “başamayim mimaal” olmalı kendimizi bizden daha iyi durumda olanlarla kıyaslamalıyız. Hedef oralara ulaşmaktır. Ancak önümüzde fiziksel hedefler varsa elbette onlara ulaşmak için azami çaba göstermek gerekir. Ancak kendimizi kıyaslarken bizden daha zor durumda olanları görmek ve sahip olduklarımız için şükretmek yerinde bir davranış olacaktır. Buradaki yön “aarets mitahat” şeklinde tarif edilir.

Onuncu emir “lo tahmod bet reaha” şekinde başlar. Burada yakınımızın sahip olduğu evi kıskanmamamız emredilir. Sonra “eşet reaha” gelir bu da eşini kıskanmayı yasaklar. Emir “veavdo vahamato” derken yardımcıları ve çalışanları kıskanmanın sakıncasını anımsatır. Emir “veşoro vahamoro” şeklinde devam eder sahip olunan hayvanların veya modern dünyada araçların kıskanılmaması gerektiğini söyler. Bundan sonra “vehol aşer lereeha – sahip olduğu her şey” ifadesi gelir ki bu anlamlı değildir.

Midraş burada bir örnekle bunu açıklar. Özgürce göklerde uçan bir kuş günün birinde kafesteki bir başka kuşla karşılaşır. Ona imrendiğini söyler. Çünkü her zaman yiyeceği yanındadır. Kendisi ise yiyecek bulmak zorundadır. Bulamazsa aç kalmaktadır. Kafesteki kuş inanılmaz bir cevap verir. “Neden sadece yiyeceğe bakıp da kafese bakmıyorsun. Yiyeceğim önümde olabilir ama ben hep hapisteyim sen ise özgürsün.” İşte emrin sonu bunu öğretir. İnsanların neleri olduğunu bilemezsin. Gördüklerin her şey değildir. İstemeyeceğin şeylere imrenme. Çünkü sorunsuz insan yoktur.

On emir iki tablette verilir. Rabiler karşılıklı gelen emirlerin birbirleriyle bağlantılı olduğunu öğretir. İşlediğimiz “lo tahmod” emrinin karşısında olan emir anne baba saygısına ilişkin emirdir.

Soru basittir. Çocuklar anne babalarına karşı saygıyı ne zaman yitirirler? Bunun nedenlerinden biri ebeveynlerin kıskançlığıdır. Eğer anne baba sürekli birilerine imreniyor, sürekli kıskanıyor ve bunu evde konuşuyorsa bu artık çocuğun yaşam tarzı haline gelir. Önceleri çocuğun örnek olarak gördüğü anne babası vardır. Zamanla kıskançlık kavramı hayatının tarzı olunca anne babasını beğenmemeye başlar. Farklı anne babaya sahip olmayı diler. Buna imrenir. Anne baba mutlu değilse çocuğun mutlu olma şansı yoktur.

İşte çocuklara verilecek harika bir ders. Şükretmenin güzelliğini onlara öğretebilmek. Onlara sahip olduklarının değerini hissettirebilmek. Onlara örnek olarak mutluluğun sadece maddiyattan ibaret olmadığını anlatabilmek. Bunu yaparak da hem kendimizin hem de geleceğimiz olan çocuklarımızın kıskançlıkla ilgili sorunların üstesinden gelebilmek mümkün olacaktır.

 

 

GÜNLÜK YAŞAMDAN
Kaynak: www.hidabroot.org
Rav İzak Peres

Neder nasıl iptal edilebilir?

Neder yapmak çok istenen bir durum değildir. Neder yapıp da bunu iptal etmek isteyen kişi öncelikle üç tane Tora ve Alaha bilen kişinin huzurunda durur. Alahaya göre bu üç kişinin iptal etmek isteyene “Mutar leha – çözümün olsun” şeklinde demesi yeterli olabilir. Ancak gelenek bunu üç kez yinelemektir. Günümüzde neder çözümü için “Mutar leha, mahul leha, şaruy leha” ifadesinin üç kez yukarda belirttiğimiz kişiler tarafından vaat sahibine söylenmesi gerekir.

 

DİVRE TORA
Rav Naftali Haleva

 
Sabah olurken gök gürlemeleri ve şimşekler başladı. Dağın üzerinde bir bulut vardı ve son derece güçlü bir şofar sesi duyuluyordu. Kamptaki tüm halk titredi. Moşe, Tanrı’yı karşılamak üzere halkı kamptan çıkardı. Yahudi halkı, dağın eteklerinde hazır bulundular. Sinay dağı tümüyle duman salıveriyordu; zira Tanrı onun üzerinde ateşle açığa çıkmıştı. Dağın dumanı, bir kireç ocağının dumanı gibi yükseliyordu. Bütün dağ büyük bir şiddetle sarsıldı. Şofar’ın sesi, gittikçe daha da güçleniyordu. Moşe konuştuğunda, Tanrı ona bir Ses’le cevap verecekti. Tanrı Sinay dağında, dağın zirvesinde açığa çıktı. Tanrı Moşe’yi dağın zirvesine çağırdı ve Moşe çıktı.

 İlahi varlığı ortaya çıkışını ve Tanrısal kudreti olan Tora’yı almak üzereydiler. Acaba Sinay dağında aldıkları neydi? Dağın eteğinde Tora’nın küçük bir yüzdesi olan On Emiri aldılar. Bunlar Tanrı’nın özellikle seçtiği unutulması gereken talimatlardır. Bunlar, Moşe’nin dağın eteğinde taşıdığı ve tabletler üzerine yazmaya uygun gördüğü talimatlardı.

Bu On Bildiri Tora’nın tüm buyruklarının temeli demektir. Yani Yahudiliğin temel taşıları…

Bu buyruklar, Yahudi halkın Yaratıcı’ya ve kişiler arasındaki ilişkinin nasıl olması gerekliliğini öğretirler ve tanımlarlar. On buyruğu gözden geçirecek olursak genel olarak Tanrı’ya güven. Putlara tapma. Şabatı kutsal kıl, anne ve babaya saygı göster. Katletme. Zina yapma, çalma, yalancı şahitlik yapma, başkasının malını ve eşini arzulama.

Açgözlülük etme! Bu emirle bizden istenen ne olabilir? Bu buyruğu işiten halk bu emirle ilgili nasıl bir sonuca varılabilir? Kişilerin kalplerinin derinliklerinde düşündükleri arzuladıkları ile Tanrı’ya veya topluma karşı nasıl bir hata suç yapmış olabilirler? Bilgilerimiz burada bahsedilen onuncu emir aslında diğer tüm emirlerin anahtarı olduğunu ifade ediyor. Bir anlığına düşünelim. Bir duyguyu nasıl kontrol edebiliriz?

Maddi olarak şansız bir kişi, başkasının sahip olduğu servet ve refahına karşı nasıl arzulamadan yaşayabilir? Ona inkar edilen hayat armağanlarının tadını çıkarmaya yönelik güçlü bir arzunun üstesinden gelmenin kendisi için doğal olması doğal değil mi?

O halde Tora nasıl kişiye açgözlü olmamasını emrediyor ve kişilerin bu emri yerine getirmesi için ne yapması gerekiyor? Bu sorunun cevabı kişinin Tanrı’nın iradesini tamamen kabullendiğimizde ve O’nun mutlak ve iyiliğine derin bir inancımız olmasına bağlıdır. Dünya birbirine bağlı büyük bir organizmadır. Her bir insanın, her ağacın ve yaratılan her şeyin Tanrısal büyük planında belirlenmiş bir rolü vardır. Tanrı Yarattığı bu dünyayı merhamet ile yönlendirirken,  en ince elementi titiz bir şekilde gözden geçirmiş ve böylece yaratma amacını tüm detayları ile yerine getirilmesini sağlamıştır. Hayatta, her birimize, amacımızı gerçekleştirmek adına, kişiselleştirilmiş bir görev yapmamıza yardımcı olacak belirli bir rol atar. Eğer bu gerçeği kabul edersek, hayatta bu İlahi göreve başlamaktan daha büyük bir görev yerine getirilemeyeceğini anlarsak, her şey önemsiz olur. Eğer bir insan hayatındaki bu önemli görevin bilincinde olursa başka bir insanın sahip olduğu tüm bu hakları arzulamayacak ve göz dikmeyecektir. Onuncu buyruk bize, Tanrının İlahi bilgeliğe boyun eğmemizi, bizlere layık gördüğü, verip ve vermemeye karar verdiği tüm kararları kabullenmeyi, onun Rehberliğine tüm kalbimizle inanmamız gerekliliğini öğretir.

Bu nedenle Onuncu Emir, tüm emirlerin en temelidir ve bunu yerine getirdiğimiz ölçüde, diğer tüm şeylerin renklendirilmesini ve karakterize edilmesini sağlar. Neden putperestlik, cinayet ve soygundan uzak durduk? Neden ailemizi onurlandırıyor ve Şabat’ı koruyoruz? Bize itaat etmiş olan güçlü varlığa yapılan kinsiz itaat mi sadece itaat mıdır? Veya kalplerimizin derinliklerinde çınlayan bir şey var mı?

Açgözlülüğe başvurmamayı öğrendiysek,  hayatımızdaki Tanrısal görevimiz üzerinde durursak bütün emirlerin yerine getirilmesi ve sarf ettiğimiz hedeflere ulaşmamız mümkün olacaktır.

Bir anne göz doktoruna yaptığı ziyaretten oğluyla birlikte eve döndü. Çocuk parlak ve şık altın çerçevelerle yeni bir çift gözlük taktı; tüm kardeşlerine gösterdi. Kısa bir süre sonra anne, küçük oğullarının odasında ağladığını tespit etti.

"Sorun ne?" diye sordu. "Neden böyle üzgünsün? Seni incitmek için biri bir şey mi yaptı? "

Oğlan "Evet," diye bildirdi. " Sen yaptın! Sen ona gözlüğü aldın, ama benim için almadın "dedi.

Annesi bir süre şaşkına döndü, sonra küçük oğlan kollarında toplandı. "Neden gözlüklü olduğunu biliyor musun?" dedi. "Çünkü iyi göremiyor. Bu gözlükler olmadan, tahtayı göremez. Fakat sen çok şanslısın. Keskin bir görüşünüz var, uzaktaki en küçük harfleri okuyabilirsiniz. Neden sana gözlük getireyim? "

Kendi hayatlarımızda, yaşam kalitesinin genellikle sahip olduklarımızla ölçülmekte olduğu ve materyalist bir toplumda yaşamanın baskılarını hepimiz çok yakından biliyoruz. Onuncu buyruk bize, bu miyopik vizyonun üzerine çıkmak için araçlar sunuyor. Yaratıcının evrensel iradesine bağlanır ve hayatımızdaki görevimizin başarılmasına doğru yönlendirirsek, bizi arzuladığımız arzularımızdan tatmin etmekten çok daha fazla zenginleştirecek bir huzur ve tatmin bulacağız.

 

HAFTANIN SÖZÜ

 

Evin odalarının her birinin kapısına mezuza takmak gereklidir. Her odanın kendine has karakteri ve rolü vardır. Bu nedenle her odada bir mezuza’nın sabitlenmiş olması gerekmektedir. Bu şekilde mezuza içinde yazılı sözleri hatırlatacaktır. “Şema Yisrael Ad.. E.loenu Ad.. Ehad.” (Rabi Eliezer Melamed, Penine Alaha, Perek 10)

 

 

 

 

 

 

 
Ekle: facebook Ekle: twitter

Gelecek Bayram


Kendini Geliştirmenin Yolları

GÜZEL KONUŞMA SANATI GÜZEL KONUŞMA SANATI

Miladi Takvimi Çevir


    

İbrani Takvimi Çevir