Doğru cevabı almak için, doğru soruyu sorun.
14 Nisan 5780 :: 08 Nisan 2020             

Haftanın Bilgileri


05 Nis 2020 - 11 Nis 2020

11 Nisan 5780 - 17 Nisan 5780

İstanbul

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

19:24

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

20:05

İzmir

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

19:22

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

20:13

Haftanın Peraşası

Şemini

Talmud Tora Çocuk Peraşası 5774 Yazdır

Talmud Tora Çoçuk Peraşası Su ve gaz gibi doğal kaynaklar da dahil olmak üzere sahip olduğumuz her şey, Tanrı’nın bize hediyesidir. İşte bu nedenle, sahip olduklarımız için şükran duymalı, israftan kaçınmalıyız. Bu haftanın peraşasından, Yaakov gibi varlıklı birinin, taşınırken geride bıraktığı diğer bir deyişle unuttuğu ufak, değersiz bir su testisini bile almak için geri döndüğünü okuruz. Yaakov testinin çöpe gitmesini istememiştir. Buradan çıkarılacak ders, sahip olduğumuz şeyler için şükretmeli ve israftan kaçınmak olmalıdır. 

 


arşiv...

Hikaye:

Hikayemizde neden israftan kaçınılması gerektiğini öğrenen bir çocuğun hikayesini okuyacağız.

İSRAFTAN KAÇINMAK

Viket okulda öğle yemeğine hiç dokunmayıp yemeğini çöp kutusuna boşaltmak üzere olan kıza, “Hey! Yemeği çöpe mi atacaksın?” diye sordu.

Kız, “Evet. Başka ne yapacaktım ki?” diye cevap verdi; yemeğini çöpe döktükten sonra da yoluna devam etti.

Viket derin bir iç çekti. Geçen yaza kadar kendisinin de aynı bu şekilde davranacağını çok iyi biliyordu. Ama geçen yaz kampta yaşadığı bir olay Viket’in israfa farklı bir açıdan yaklaşmasını sağlamıştı.  

Viket, kampın yemekhanesinde arkadaşlarıyla birlikte oturuyordu…

Viket, pizza artıklarından yaptığı kuleyi gururla göstererek, “Hey çocuklar, gelin de şuna bir bakın! İşte bir pizza kulesi!” dedi. Kampta çocuklar açık büfeden istedikleri kadar yemek alabiliyorlardı. Belki yemekler çok lezzetli değildi. Bu yüzden de kimse çok fazla yemek yemiyordu; ama Viket her zaman yiyebileceğinden daha fazlasını alır, yemek artıklarından kendi yaratıcılığını da kullanarak, ‘yemek heykelleri’ yapar ve arkadaşlarını güldürürdü.

Çocuklar Viket’in yaptığı pizza kulesine bakıp kahkaha atarken, öğretmenleri Bayan Kohen yanlarına geldi ve azarlayıcı bir ses tonuyla, “Çok yazık! Yenilebilir durumda olan birçok yemeği israf ettiniz” dedi. Çocuklar her ne kadar aldırmamış gibi gözükseler de, Bayan Kohen konuşmaya devam etti; “Eğer yemek yemek istemiyorsanız, tamam yemeyin ama yemekleri de israf etmeyin. Başkaları bunları bile bulmazken siz israf ediyorsunuz!”

Bayan Kohen uzaklaşır uzaklaşmaz Mirey, “Bayan Kohen’in bu konuyu neden bu kadar büyüttüğünü anlamıyorum,” dedi. “Yemekler bizim için hazırlanıyor ve bizim bu yemeklerle ne yapacağımızın ne önemi var ki?”

“Evet, bence de” diye onay verdi Viket. “Yemekleri her şekilde çöpe atmıyorlar mı sanki? Öncesinde niçin biraz eğlenmeyelim ki?”

Ertesi sabah Viket gün doğumunu seyretmek için erken uyanmıştı. Yatağından kalktığında dışarısı hala karanlıktı. Sahile gitmek için otoparktan geçerken birdenbire bir ses duydu. Korktu ve bir ağacın arkasına saklandı. 

Viket saklandığı ağacın arkasından kafasını uzattığında, elinde büyükçe bir kutu taşıyan birini gördü. Bu sırada bir ses, “Tatlım bana bir dakikalığına yardım eder misin?” diye onu çağırıyordu.

Ses tanıdık birine aitti. Ona konuşan kişi, Bayan Kohen’in ta kendisiydi.

Viket, öğretmenleri Bayan Kohen’i görünce rahatlamıştı. Viket hemen öğretmenin yanına gitti ve ona elindeki karton kutuyu taşımasına yardım etti. Kutuyu arabanın bagajına yerleştirirlerken Viket, kutunun içinde tüm günden artan yemekler olduğunu gördü.

“Belki bunlarla ne yapacağımı merak ediyorsundur?” diye sordu Bayan Kohen.

Viket merakla kafasını salladı.

“Aslında bunu gizli tutmaya çalışıyordum; ama beni gördün ve bana yardım ettin o yüzden  ben de bu sırrımı seninle paylaşmak istiyorum. Yolun aşağısında yetim ve fakir çocuklar için özel bir kamp var. O kampta benim de iki yeğenim var. O kamptaki çocukların hiçbiri kampa ücret ödemiyorlar; dolayısıyla imkanları da bizimkinden daha az. Kampımızın kurucusu Bayan Sonya’nın da onayını alarak, bizim öğrencilerimizin yemediği ve artan yemekleri bu kamptaki çocuklara götürüyorum. Kimsenin beni görmemesi içinde bunu özellikle sabah saatlerinde yapmayı tercih ediyorum. Böylece orada kalan çocuklar yemeklerin başkalarının yemediği yemekler olduğunu da bilmiyorlar ve afiyetle yiyorlar. Sizler gerçekten şanslı çocuklarsınız; mutlaka sahip olduğunuz şeylerin değerini bilmeli ve israftan kaçınmalısınız.”   

Bayan Kohen başka hiçbir şey söylemeden arabasının bagajını kapattı ve yola çıktı.

Ertesi gün yemekte arkadaşları, Viket’i yemedikleri yemeklerden şekiller yapması için zorlasalar da Viket onlara uymadı. Bayan Kohen’in anlattıklarından sonra, yetim çocukların yiyeceğini bildiği yemeklerle nasıl oynayabilirdi ki?

O günden sonra, Viket yemek ve benzeri şeyleri israf etmemeye özen gösterdi. Sahip olduklarının ona, Tanrı’nın bir hediyesi olduğunu biliyordu. Belki bir gün, o da aktif olarak başkalarına yardım edebilirdi ama o gün gelene kadar, Tanrı’nın ona sunduklarını israf etmeyerek, sahip olduğu her şey için Tanrı’ya minnet duyacaktı.

TARTIŞMA SORULARI:

Yaş 3-5

S: Hikayenin başında, Viket yemek israfı ile ilgili ne düşünüyordu?

C: Fazla yemeğe sahip olduğu sürece, artıkları çöpe atmakta bir sorun olmadığını düşünüyordu.

S: Hikayenin sonunda Viket kendini nasıl hissediyordu?

C: Sahip olduklarının değerini çok daha iyi biliyor ve israftan kaçınıyordu.

Yaş 6-9

S: Sizce Viket yaşadıklarından nasıl bir ders çıkardı?

C: Viket daha önce, başkalarının sahip olamadığı şeylere sahip olduğu için kendinin şanslı olduğunu hiç düşünmemişti. Bu yüzden de, israf etmemeye de özen göstermemişti. Onun sadece oynadığı ve eğlendiği yiyeceklere diğer çocukların ihtiyacı olduğunu öğrendiğinde, çok daha minnettar ve dikkatli olmuştu.

S: Eğer Viket’in kampı, artan yemekleri gerçekten çöpe atıyor olsaydı, çocukların yemekleri israf etmesinde sizce yanlış bir taraf olur muydu? Niçin?

C: Eğer artan yemekler her şekilde çöpe atılıyor olsaydı, yemeklerin bilerek veya bilmeyerek israf ediliyor olması halen doğru bir davranış değildir. Bu dünyada yaşamamızın temel sebeplerinden biri de kendimizi dış dünya ile ilgili ve minnet duyan insanlar olarak geliştirebilmemizdir. Tanrı’nın bize sundukları karşısında minnettar ve dikkatli olmamız bizi bu amaca daha da yakınlaştırır. İsraf ise aksine uzaklaştırır.   

Vaani Tefilati

Ne zaman dua edilir?

Dua ederken ağırbaşlı ve saygılı olunmalıdır ve dualar rastgele değil, belirli zaman dilimlerinde söylenmelidir. Yahudiler günde sabah, öğle ve akşam olmak üzere üç kez dua ederler. Bunlar:

Sabah duası – Şahrit

Öğle duası – Minha

Akşam duası – Arvit’tir. 

Bu dualar, atalarımız Avraam, Yitshak ve Yaakov’un yaptıkları kişisel dualar esas alınarak Anşe Kneset Agedola (Tora bilginleri) tarafından düzenlenmiştir. Aynı zamanda bu dualar Bet Amikdaş’ta yapılan korbanlara paralel olarak sabitlenmiştir. Şabat ve bayramlarda yapılan ek korbanların yerine de Musaf duası düzenlenmiştir.

Düzenli olarak yapılan dualar günlük yaşantımızı şekillendirirken, Tanrı’nın bu dünyadaki varlığını sürekli olarak bize hatırlatır. Tabi ki de düzenli olarak yapılan bu duaların haricinde Tanrı’yı her zaman yüceltmeliyiz.

 

pdf Peraşayı indirmek için tıklayın

 
Ekle: facebook Ekle: twitter

Gelecek Bayram


PESAH

Kendini Geliştirmenin Yolları

İÇİNİZDEKİ REHBERİ KULLANIN İÇİNİZDEKİ REHBERİ KULLANIN

Miladi Takvimi Çevir


    

İbrani Takvimi Çevir