İlel - Pirke Avot
Komşunun yerinde olana kadar onu yargılama.
14 Tishri 5779 :: 23 Eylül 2018             
Haftanın Peraşası Bülteni 5774 Yazdır

              Bu Hafta İçin Saatler             

4 Tevet

Gelecek Hafta İçin Saatler

Şabat

Başlangıç

Bitiş

5774

Şabat

Başlangıç

Bitiş

Yeruşalayim

3:55

5:05

-----

Yeruşalayim

3:56

5:06

Tel Aviv

4:14

5:16

7 Aralık

Tel Aviv

4:15

5:17

İstanbul

4:25

      5:05

2013

İstanbul

4:25

5:05

VAYİGAŞ

 

 

 

Peraşa Özeti (Bereşit 44:18-47:27)

[www.chabad.org]

 

Yeuda Yosef’e yaklaşarak Binyaminin serbest bırakılması için onu ikna etmeye çalışır. Bu yolda Binyamin’in yerine köle olarak kendisini teklif eder. Kardeşlerinin birbirlerine sadakatinin artık tam olduğunu gören Yosef, gerçek kimliğini onlara açıklar: Yosef’im ben!” der. “Babam hala hayatta mı? (Bereşit 45:3).

Kardeşler utanç ve pişmanlık duygularıyla geri çekilirler; fakat Yosef onları sakinleştirir: Beni buraya sattığınız için üzülmeyin; kendinizi suçlamayın. Çünkü [anlaşılan] Tanrı beni, hayat kurtarmak amacıyla, sizden önce göndermiş!” (Bereşit 45:5).

Kardeşler haberi hızla Kenaana ulaştırırlar. Yaakov, en sevdiği oğlundan 22 yıl ayrı kaldıktan sonra, oğulları ve aileleriyle birlikte, toplam 70 kişilik bir topluluk halinde Mısır’a gelir. Yolda Tanrıda bir söz alır: Mısır’a inmekten korkma. Çünkü seni orada büyük bir ulus haline getireceğim. Mısır’a seninle birlikte inecek, ayrıca seni oradan kesinlikle çıkaracağım (Bereşit 46:3-4).

Yosef kıtlık yılları boyunca yiyecek ve tohum satarak Mısırın tüm servetini toplar. Paro Yaakov’un ailesine, yerleşmeleri için tüm Goşen bölgesini verir ve Yisrael ailesi, Mısır sürgünü içinde çoğalıp zenginleşir.

devar tora

YAAKOV’UN YAŞLI GÖRÜNÜMÜ

[ Rabi Yeuda Appel - www.aish.com]

 

Holokost’u anlatan “Holokost’un Hasidik Hikayeleri” adlı kitap, bir anne ile Livia adlı kızının mucizelerle dolu kurtuluş maceralarını anlatan olayına yer verir.

 

Holokost’un ardından sempatik (!) Alman bir bayan, Almanya sokaklarında gezmekte olan Livia’ya, “Sizin yaşınızdaki bir kadın için tüm bu eziyetleri ve ıstırapları çekmiş olmak çok zor olsa gerek” diyerek hiçbir zaman anlayamayacağı duygularına ortak olmaya çalışır. Livia da bunun üzerine, “sizce kaç yaşındayım?” diye sorar. Kadın da, “altmış, altmış iki gibi olmalısınız” deyince Livia, Alman bayanın yaşayacağı şaşkınlıktan kaçacak yer aramasına neden olacak cevabı verir, “ben on dört yaşındayım.”

 

Hayat zorluklarının, yaşanan kederlerin insanın dış görüntüsüne yaptığı etki bu haftaki peraşamızın öne çıkan konularından birisidir. Mısır’a gelen Yaakov Paro’nun huzuruna getirildiğinde onu mübarek kılar. Paro ardından Yaakov’a ilk soru olarak  yaşını sorar. Yaakov da, “Hayattaki yolculuğum  130 yıl sürdü. Yaşantımın günleri oldukça az ve zor oldu. Babalarımın hayat içindeki yolculuklarında yaşadıkları kadar uzun yaşamadım” diye cevap verir.

 

Hahamlarımız peygamber Yaakov Avinu’nun hayatının dertlerden kurtulmadığına dikkati çekerler. Yaakov onlarca yıl boyunca kardeşi Esav tarafından öldürülme tehlikesi ile yaşamış, yanında çalıştığı Lavan tarafından birçok kez kandırılmış, ardından kızı Dina’ya tecavüz edilmişti. Tüm bunlar yetmez iken, en çok sevdiği eşi Rahel’den sahip olduğu oğlu Yosef’in yıllar boyunca öldüğüne inanmıştı.  

 

Geleneksel kaynaklarımız Yaakov’u geçirdiği hayata rağmen (belki de bunun sayesinde) Tsadik kalabilmekten öte, yıllar boyunca karakter özelliklerini mükemmelleştirmek için çalışan yeryüzünde yaşamış en tsadik kişi olarak adlandırırlar.

 

Yaakov böylesi yüksek seviyelere ulaşan birisi için, Paro’nun karşısında “zorlu hayatından” bahsetmesi doğru bir davranış değildir. Orta halli bir insan hayatın zorluklarından şikayet edebilirken, Yaakov gibi birisi şikayet edemez. 

 

Midraş Tanrı’nın, Yaakov’un Paro’ya verdiği cevaba son derece kızdığını anlatır. Tanrı ona, “Seni Esav’ın ve Lavan’ın elinden kurtardım, Dina ve Yosef’i geri getirdim, hala şikayet mi ediyorsun?” diye çıkıştığını anlatır.

 

Midraş Yaakov Avinu’nun sadece Tanrı’nın kızgınlığına maruz kalmadığını, hatta Paro’nun kendisine sorduğu soru ve ona verdiği cevapta kullandığı otuz üç kelime yüzünden hayatının otuz üç yıl kısaltıldığını anlatır.

 

Diğer otoritelere göre ise Paro, gelen bir ziyaretçiyle ilgili olarak sorulacak birçok  şey varken özellikle yaşını sormasının dikkat çektiğine değinirler. Yaakov Avinu Paro’nun şimdiye kadar gördüğü en yaşlı kişidir ve bu nedenle onu görür görmez böyle bir soru sorma ihtiyacı duymuştur. Yaakov da dış görünüşü nedeniyle bir açıklama yapmaya mecbur kalmış ve Paro’ya kederli hayatından bir demet sunmuştur.

 

Verdiğimiz bu iki açıklamaya göre Yaakov’un sözleri durumundan şikayetçi olmak değil, sadece dış görünüşünün açıklamasından ibaretti. Buna rağmen Paro gibi bir şahsiyetin huzurunda kederlerinden bahsetmemesi gerekirdi. Onun yerine binlerce yıl sonra Almanya sokaklarında o sempatik bayanı verdiği cevapla kaçırtan Livia gibi yaşadığı trajedilerin dış görüntüsünü nasıl değiştirdiğini anlatması gerekirdi.

 

 

ŞABAT SOFRANIZA TATLILAR

HAYATIMIZDAKİ ÇELİŞKİLER

Rabi Pinhas Erlinger, Dereh Ets Ahayim

 

Bir önceki peraşanın bitiminde Binyamin, başvezirin kadehini çaldığı "suçüstüyle" sabit bir hırsız olarak suçlanmaktadır. O ve kardeşleri, düşmanca bir tavır içindeki, hiddetli ve son derece güçlü Mısırlı'nın önünde başları eğik bir halde beklemektedirler. Mısır'lı, Binyamin'in Mısır'da köle olarak kalacağını, diğer kardeşlerin ise babalarının yanına dönebilecekleri kararını vermiştir. İşte böyle bir anda tüm kardeşler şaşkınlık ve çaresizlikten uyuşmuş bir haldeyken, sadece Yeuda öne çıkarak, Binyamin için hayatını riske etmektedir (Tora kitabından alınmıştır Sayfa 365).

 

Yosef olanlara karşı daha fazla kayıtsız kalamaz ve tüm hizmetkârları orada oldukları için, “Herkesi dışarı çıkarın!” diye bağırır. Ardından öylesine yüksek sesle ağlamaya başlar ki, Mısırlılar ve saray personeli de bunu duyar. 

 

Sonunda Yosef sırrını daha fazla gizleyemez ve kimliğini açıklar, “Yosef'im ben, babam hala hayatta mı?”  

 

Tora kardeşlerin yaşadıkları şaşkınlığın karşısında Yosef'e cevap bile verememelerini şu sözlerle açıklar, “kardeşleri onun önünde allak bullak olmuşlardı. 

 

Otoriteler Yosef'in davranışını çok sert bir şekilde sorgularlar. Giriş yazımızda da belirttiğimiz gibi Yosef ile Yeuda arasındaki tartışma Binyamin'in durumudur. Binyamin bir taraftan kendisine yapılan suçlamadan dolayı hapiste kalması söz konusu iken, öte yandan Mısır'da hapiste kalması halinde yaşlı babalarının kalbinin buna dayanamayacağı korkusudur. Yeuda Yosef'e durumu şu sözlerle açıklar, “Çünkü genç yanımda yokken babama nasıl çıkarım? Babamın çekeceği sıkıntıyı görmeye dayanamam.” Aralarındaki tüm tartışma noktası Binyamin iken,  Yosef'in birden bire konuyu babasına çevirmesinin anlamı nedir? Ayrıca  Yeuda konuşması sırasında birkaç defa babasının hayatta olduğunu belirtmişti. O zaman Yosef neden hala babasının hayatta olup olmadığını sorgulamaktadır? Yosef'in kardeşlerinden şüphelendiğini ve yaşı babalarından sadece onu yumuşatmak, onlara acıyarak Kenaan Toprakları'na geri dönmelerini sağlamak olduğunu söylesek bile, Tora neden kardeşlerin Yosef'e verdikleri cevabı bizlere açıklamamaktadır? O anda allak bullak olsalar bile, kendilerine geldiklerinde de hiç mi konuşmadılar?

 

Bet Alevi, Midraş'tan getirdiği bir öğretiyi sorgulayarak sorularımızı cevaplar.

 

Midraş, “Yosef'im ben, babam hala hayatta mı?” pasuğunu şöyle açıklar,Aba Koen Bardela şöyle der, "Yosef ki kardeşler arasında en genciydi ve onun karşısında allak bullak oldular, Tanrı Yargı Günü geleceği zaman herkesi kendi davranışlarıyla, içlerindeki çelişkilerle yargılayacağı zaman nasıl allak bullak olacağız, Teilim'de yazdığı gibi, "seni azarlayacağım ve herşeyi gözünün önüne sereceğim.” 

 

Midraş Yargı Günü geleceği zaman herkesi kendi davranışlarıyla, mazeret bulabilmesine olanak bırakamayacak kadar sert bir şekilde azarlayacağını ve aynı Yosef’in kardeşlerinin allak bullak oldukları gibi bizim de hiçbir cevap veremeyeceğimizi söylemektedir.

Tora’ya baktığımız zaman Yosef’in sadece kimliğini açıkladığını, ardından kendisinin Mısır’a inmesine neden olanın kendilerinin değil, Tanrı’nın olduğunu ve herşeyin Tanrı’nın planı olduğunu anlatarak onları teselli ettiğini görüyoruz. Ancak azarlama, Yosef hiçbir noktada kardeşlerini azarlamamıştı ki?! O zaman Midraş neden bizlere Yosef’in kardeşlerini azarladığını söylemektedir?

 

Bet Alevi’nin cevabı tüm sorularımızı birden cevaplamaktadır.

 

Yosef, Yeuda konuşmasındaki babalarının hala hayatta olduğunu tekrarlamasına rağmen, “Babam hala hayatta mı?” diye sorduğu zaman ki düşüncesi şuydu: “Siz ki şu an karşıma geçmiş yaşlı babamızın, Binyamin’in geriye dönmemesi durumunda ortaya çıkabilecek sağlık problemlerinden şüphe ediyorsunuz, peki yirmi iki yıl önce neredeydiniz? O zaman neden babamın sağlığı ne olur, diye düşünmediniz?”

 

Yosef kardeşlerine kendi kimliğini açıklayarak aslında içlerindeki büyük çelişkiyi gözler özüne serdi. Onlar yirmi iki yıl boyunca kendilerini şuçsuz ve günahsız zannederken ve küçük kardeşlerinin karşısında bile cevap veremezken, bizler yüzyirmi yıllık yaşamımızın sonunda Tanrı’nın huzurunda yaptıklarımızın hesabını ve çelişkili davranışlarımızın cevabını nasıl vereceğiz?

 

İnsan yaşadığı hayatta birçok zaman kendisini çelişkiye düşürecek davranışlarda bulunmaktadır. Canı ne çekiyorsa onu yaparken veya aklından ne geçiyorsa onu söylerken davranışlarını çelişkiye sürüklediğinin farkında bile değildir.

 

Şimdi ki hikayemiz bize bunu daha anlamlı bir şekilde gözler önüne serecek.

 

Tilki ormanın içinde sakin sakin yürürken karşısına aç olduğunu kükremesiyle bildiren bir aslan çıkar. Aslan karnını doyurmak için yaklaştığı aslana şöyle der, “Ormanların kralı aslan, benim gibi cılız bir hayvanı neden yemek istiyorsun? Arkana bakarsan eğer, benden çok daha leziz bir yiyeceğin olduğunu göreceksin?” Aslan arkasına bakar ve ağacın altında dua eden şişman bir adam durmaktadır. Aslan tilkiye şöyle der, “Gerçekten de haklısın ama şu an dua ediyor, Tanrı ona yardım eder ve ben de tuzağa düşmekten korkuyorum” diye cevap verir. Tilki aslanı ikna edecek cevabı verir, “endişelenmene gerek yok, Tanrı ne seni ne de çocuğunu cezalandırır, en fazla torununu.” Aslan dua etmekte olan adama doğru yaklaşır ve onu yemek için tam üzerine atlayacakken, adamın hazırladığı tuzak çukuruna düşer ve ağlamaya başlar. Tilki çukurun başına gider ve aslanın acı içinde kükrediğini görür ve tilkiye “Seni gidi yalancı! Bak gördün mü? Cezayı ne torunum, ne de oğlum aldı, ben aldım!” diyerek bağırır. Tilki de ona, “Kim sana dedelerinin dua eden bir insanı yedikleri için sen de şimdi bunun cezasını çektiğini söyledi ki?” Aslan da ona, “Ama bu adaletsizlik! Ben neden dedelerimin hatalarının cezalarını çekeyim ki?” diye cevap verir. Tilki de ona, “Peki yemek istediğin adamın duasının senin torunlarına zarar verebileceğini söylediğimde neden hatanı anlamadın? Eğer torunların dedelerinin hatalarının cezalarını çekmeleri gerçekten adaletsiz olduğunu anlasaydın, sen de şu an orada olmazdın.”

 

Hayat dersleriyle dolu bu hikaye üzerinde biraz düşünürsek eğer, tilki aslanı ikna edebilmek için neden oğlu yerine cezayı torununun çekeceğini söylemiştir?

 

Çünkü en baştan burada aslanın günahı değil, dedesinin günahı söz konusudur. Bu yüzden aslana, oğlu yerine, torununun cezayı çekeceğini söylemek ve kabullenmesini sağlamak daha kolaydır. Ama tilki çukurun başında durup aslana yukardan baktığı zaman ona, bu kurala göre sıradakinin kendisinin de olabileceğini hatırlatmıştır. İşte aslan bunu kabullenememiştir ve o anda kükremiştir, “Dedelerimin hatasını ben mi çekeceğim?! Adaletsizlik bu.”

 

İnsan da aynı şekilde yaşar. İnsan, kendi arzularını ve isteklerini elde edebilmek için gerekli tüm çabayı gösterebilir. Ancak ilk bakışta hayatını zora sokacak, değişiklikler yapmasına neden olacak bir durum söz konusu olduğu zaman,  bir anda elini kaldıracak gücü bile bulamaz.

 

Yosef kardeşlerine, “Yosef’im ben, babam hala hayatta mı?” dediği zaman onu öldürmek isteyip sonra da kuyuya atmalarının aslında ne bir mitsva, ne de yapılması gereken doğru bir davranış olduğunu ve rüyaların gözlerinin önünde gerçekleştiğini gördükleri zaman allak bullak oldular ve cevap bile veremediler.

 

 

YAHUDİLİKTE KAVRAMLAR

ASARA BETEVET ORUCU

(Şalom Laam Peraşa Kağıdı’ndan alınmıştır.)

 

 

Asara BeTevet her Yahudi’nin tutması gereken taanit tsibur – cemaat oruçlarından biridir. Peygamberlerimiz Yeruşalayim’e başlayan kuşatma nedeniyle oruç ilan etmişler ve dualarımızda Selihot söyleme adetimiz vardır.

Cemaat Orucu – Taanit Tsibur
Cemaat oruçlarının amacı sadece yemekten uzaklaşmak değil, Rambam’ın yazdığı gibi, dualarımızı daha kalpten yapmak, Tanrı’yla ve insanlara karşı nerede hatalar yaptığımızı düşünerek teşuva yapmak yani hatalarımızdan geri dönmektedir.

Yeruşalayim’in Kuşatılması

Ne Zaman Olmuştur?
İbrani takvimine göre 3336 yılında.

Ne Olmuştur?
Babil kralı Nevuhadnetsar ve askerleri Yeruşalayim şehrini kuşatmaya başlamışlar ve kuşatma surların düşmesi ve Tişa Beav günü Bet Amikdaş’ın yıkılmasına kadar iki buçuk yıl sürmüştür.  

Asara Betevet’in özelliği
Asara Betevet, Yom Kipur’un haricinde, Cuma gününe bile geldiği takdirde ileri bir tarihe itilmez, oruç o gün tutulur.

Birlik Beraberlik
İsrail halkının bu acılı gününde her bireyin oruç tutması, cemaatten ayrılmaması gerekir. Orucun başlama saat 06:31’dir.

Umudumuz Var
Peygamber’in söylediği gibi gelecekte tüm bu oruç günleri birer sevinç mutluluk gününe dönüşecektir.

RAV’A SOR

Rabi Yitshak Yosef – Yalkut Yosef

                                                                      

 

Oğlum Asara Betevet orucunu tutmak istiyor. Kaç yaşından itibaren tutmaya başlayabilir?

Asara Betevet orucunu Bar Mitsva yapmış erkeklerin ve bat mitsva yapmış kızların tutmaları gerekir. Daha erken yaşlarda Bet Amikdaş’ın yıkılışının ne anlama geldiğini anlayabiliyorsa bile, yarım gün veya birkaç saat oruç tutturmaya gerek yoktur.

 

Oruçtan kimler muaftır?

Hamile olan, düşük yapan, hayati tehlikesi bulunmayan hastalar, evliliğinin ilk haftasında bulunan damat ve gelin, brit mila gerçekleştiyse bebeğin babası, sandak ve moel oruçtan muaftırlar. Emziren kadın emzirme sürecini bitirdiyse bile, yirmi dört ay boyunca emziren kadın sınıfındadır ve oruç tutmasına gerek yoktur.

 

Oruç günü olduğunu unutup yiyeceğe beraha söyledim ve yemeden önce oruç olduğunu hatırladım, ne yapmam gerekir?

Beraha boş yere söylenmiş olmaması için az bir parça yenir ve devamı bırakılır.

 

Amida duasına eklenen Anenu paragrafını unuttum. Ne yapmam gerekir?

Oruç günü Şahrit ve Minha’da söylenen Amida dualarına Şema Kolenu berahasına Anenu paragrafı eklenir. Kişi eğer hatasını “Baruh Ata AD...” dediği anda hatırladıysa berahayı Teilim’deki bir pasuk olan Baruh Ata AD... Lamedeni Hukeha şeklinde bitiremez, Şomea Tefila şekliyle bitirmesi gerekir. Anenu paragrafını ise ikinci Yiu Leratson’dan sonra ekler.

 

Orucun bitiş saati nedir?

17:53, TSOM KAL.

 

 

Haftanın Sözü

[www.aish.com]

 

Dilin neredeyse hiçbir ağırlığı yoktur; yine de onu tutmayı ne kadar da az insan başarabiliyor!

 

 

Gelecek Bayram


Günün Öğretisi

Faiz Talep Etmeyin Faiz Talep Etmeyin

Kendini Geliştirmenin Yolları

YAPMAK İÇİN ÖĞRENİN YAPMAK İÇİN ÖĞRENİN

Miladi Takvimi Çevir


    

İbrani Takvimi Çevir