Doğru cevabı almak için, doğru soruyu sorun.
23 Elul 5779 :: 23 Eylül 2019             

Haftanın Bilgileri


22 Eyl 2019 - 28 Eyl 2019

22 İlul 5779 - 28 İlul 5779

İstanbul

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

18:39

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

19:17

İzmir

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

18:39

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

19:28

Haftanın Peraşası

Nitsavim

Camacho'nun Düğünü Yazdır

İki haftadır, etraftaki herkes Pascual Liske'nin düğün gününü sabırsızlıkla bekliyorlardı. Pascual, zengin Liske'nin oğluydu. Aile Espindola'da yaşıyordu. Doğal olarak, kolonilerdeki saygın kişiler hem töreni hem de ziyafeti iple çekiyordu. Kutlamaların olağandışı olacağı hazırlıklardan bile belliydi. Rajil'de , damadın ailesinin sekiz fıçı şarap, bir fıçı bira ve sayısız şişe alkolsüz içecek satın aldığı her yerde duyulmuştu. Kelner'in karısı, bütün bunlardan tesadüfen Liske'nin at arabasını yolun kenarında görünce haberdar olmuştu. Arabanın dizginleri kırılmıştı ve Liske'nin tuttuğu adam, bunları tamir etmek için deli gibi uğraşıyordu.

"Alkolsüz içecekler pembeydi" diye anlattı komşularına, "Evet!"dedi , şüphe içinde kendisini süzen Şohet'in karısının gözlerinin içine bakarak. "Evet, renkleri pembeydi ve her şişenin üstünde mumdan bir mühür vardı."

Herkes yaşlı Liske'nin böyle bir harcama yapabileceğinde hemfikirdi. Yönetimden aldığı toprak ve öküzün yanında, Liske'nin bir çok inek ve atı da vardı. Sadece geçen yılın hasatı ona büyük paralar kazandırmıştı. Yani oğlunu, malvarlığına hiç zarar vermeden iyi bir şekilde evlendirebilirdi.

Herkes, ayrıca gelinin de böyle bir düğünü hak ettiğini düşünüyordu. Rakel, bütün dünyadaki olmasa da, civardaki en güzel kızlardan biriydi. Uzun boyluydu, sisi hatırlatan ince ve hacimli sarı saçları ve insanın nefesini kesen mavilikte gözleri vardı. Uzun ve esnekti . Giysileri, o tatlı vücuduna çok güzel otururdu. Sanki üstündeki çekingenlik ve belli bir sabırsızlık dalgası onun tatlılığını koruyordu.

Yönetimde çalışan kendini beğenmiş genç çocuktan , ta Villaguay'daki çocuğa kadar kolonidekilerden bir çoğu onun kalbini kazanmak için çok uğraşmış ama hiç biri karşılık görmemişti. Pascual Liske, içlerinde en ısrarcı olanı ama ilk başta en beğenileni değildi. Israrı ve armağanlarına rağmen , Rakel ondan hoşlanmadı. Ondan sıkılmıştı çünkü Pascual tohum ekme, hayvan sürüleri ve hasatlar dışında hiç bir şeyden bahsetmiyordu. Rakel'in ilgi duyduğu tek kişi San Gregorio kolonisinden gelen genç , Gabriel Camacho'ydu. Kendisini ziyarete geldiği bir çok sefer beraber dans etmeye giderlerdi.

Rakel'in ailesi Pascual'ın teklifini kabul etmesini çok ısrar edince düğün ayarlandı.

Ziyafet günü , davetli aileler Espindola'da buluştular. Kadın ve erkeklerle dolu uzun at arabaları sırası , koloniye kadar uzanıyordu. Bir bahar öğleniydi ve çiçeklerle dolmaya başlayan ülke , güneş ışınlarının altında çok güzel görünüyordu. Genç erkekler, heyecanlı taylarıyla aşağı yukarı dolanıyorlar, anneleri başka tarafa bakarken kızlarla sohbet ediyorlardı. Kızların gözlerini yakalamak için, gerçek Gaucho stilinde oturuyorlardı taylarına. Hatta içlerindeki bu şevkle, yarışıyorlar, aralarında başka oyunlar düzenliyorlardı.

Rus ve Yahudi şarkılar, konvoyun her yanında mutluluk ve tazelikle yükseliyordu.

En sonunda, konvoy köye ulaştı. Öküzlerin yavaş yavaş çektikleri uzun araba sırasının ilkel bir görüntüsü vardı. Arabalar farklı evlerde durdu ve ziyaretçiler hazırlıklarını bitirmek için içeri girdiler. Daha sonra, belirlenen zamanda, bütün davetli konuklar hep beraber dışarı çıkıp damadın evine doğru yürümeye başladılar.

Liske'nin evine ulaştıklarında, olağanüstü ziyafet hazırlıkları hakkındaki dedikoduların hiç de abartılmadığını anladılar. Geniş bir topluluk, uzun sopalarla asılmış ve çiçekli dallarla sarılmış ışıklıklarla süslü evin önünde duruyordu. Kuma? çatının altındaki, beyaz örtülerle kaplı uzun masaların üstünde yüzlerce kap kacak vardı. Yaşlı Liske, Baserabıa'daki refah günlerinden kalan siyah kadifeden redingotunu giymiş, sarı ipekten mavi çizgili fularını takmıştı. Elleri ceplerinde, bir gruptan diğerine gidiyor, herkese bilinçli olarak memnuniyetini göstermeye çalışıyor ve ziyafetin gösterişi ve olağandışı lüksü hakkında rahatça konuşuyordu. Her şeyin önemini en aza indirmek için , alçak sesle maliyetini söylüyor, ardından bu delilikteki kendi payını açıklamak için omuzlarını silkip, "Ne de olsa o benim tek oğlum" diyordu.

İbranice'de ben yahid, ‘tek oğul', bu duyguyu çok iyi açıklar. Neredeyse bütün konuklar şişman Pacual'a övgülerini söylerken bu kelimeleri sıkça kullandı. En sıradan özellikleri bile, övgü dolu sözlerle zikredildi.

Annesi, açılan kolları olan gösterişli bir redingot ve omuzlarını örten yeşil bir şal giymişti. Geniş cüssesine rağmen, hızla hareket ederek bir yerden bir yere gidiyor, kısa bir süre sonra inanılmaz bir sayıya ulaşacak kalabalıktaki herkese selam verip konuşuyordu.

Evin yan saçağının altında, dev bir kazan dolusu tavuk, ateşin üstünde pişiyor; yan tarafta gölgelikte bir dizi kızarmış kaz duruyordu. Bunların önünde, soğuması için bekletilen geleneksel balık dolması vardı. Konukların tavuktan , kızarmış kazdan ve balık dolmasından daha da çok beğendiği, o anda aşçıların hazırladığı şaraplar, dev bira fıçısı ve her şeyden çok pembe renkli içeceklerdi. Evet, işte böyleydi. Tıpkı Rajil'de duydukları gibi, şişelerinin üstünde kırmızı mühür olan pembe içecekleri içiyorlardı.

Bir akordeon ve bir gitar harika müzikler çalıyor, şimdiden popüler Yahudi şarkılarını dinletiyorlardı. Kalabalıktaki bazı sesler, belli belirsiz onlara eşlik ediyordu.

Gelin, Liske'nin evinin bitişiğindeki bir evde törene hazırlanıyordu. Arkadaşları onu giydiriyordu. Şekerden yapılmış tacı, sürekli düzeltildiği için şeklini biraz kaybetmişti bile. Rakel çok üzgündü. Diğer kızlar , ne kadar şansı olduğunu sürekli hatırlatsalar da- Pascual gibi bir adamla evlenmek her gün olan bir şey değildi- sıkıntısını üstünden atamadı. Çoğu zaman sessizdi ve cevap verirken ya içini çekiyor ya da hafifçe başını sallıyordu. Normalde çekingen bir kızdı ama bugün, gerçekten üzgün görünüyordu. Genelde kocaman bakan gözleri şimdi, alnı gibi bulutluydu sanki.

Konuklardan konuşurken, biri Rakel'e Gabriel'in San Gregorio'dan başka insanlarla beraber geldiğini söyledi. Gabriel'in ismini duyan Rakel daha da sıkıldı . Duvağını takarken, iki büyük göz yaşı yanaklarından süzülerek saten elbisesine düşüverdi.

Herkes Rakel'in neden ağladığını biliyordu. Rakel ve Gabriel aylar önce anlaşmışlardı ve her şeyi bildiğini öne süren Jacobo, onları Yargı Günü, bir cennet ağacının altında öpüşürken gördüğünü iddia etmişti...

Pascual'ın annesi en sonunda gelinin evine geldi ve geleneğe uygun olarak, gelini kutladı ve onu öptü. Törenin başlamasını söylediğinde sesi titredi.

Rakel hiç bir şey söylemedi. Umutsuzca omuzlarını silkti ve arkadaşları arkasına duvağını taşımak için sıralanırken bütün hayallerinin yıkıldığını düşündü. Müstakbel kayınpederi hahamla beraber geldi ve yürüyüş başladı.

Liske'nin evinin önünce , kanuklar masaların etrafında toplanmış, siyah kostümünü giymiş Pascual ise evin içinde arkadaşları ve gelinin babası ile bekliyordu. Dışarıdaki alkışları duyduklarında evden çıktılar ve tören böylece başladı.

Pascual, genç erkek ve kızların tuttukları takın altına geçti ve yanında hemen gelin geldi. Rabi Nisen dualarına başladı ve gelinle damada geleneksel kadehi uzattı. Ardından gelin, damadın etrafında atacağı yedi tura başladı. Damadın etrafında dönerken, kalabalığın arasından bir kadın gelinin sadece altı kez döndüğünü söyleyince, bir kez daha döndü gelin. Rabi, İsrael'in kutsal kurallarına tamamen uyan evlilik anlaşmasını okudu. Yeniden duaları okudu. Tören, damadın bardağı kırmasıyla sona erdi. Yaşlı bir adam bardağı yere koydu ve Pascual bir kayayı kıracak bir güçle ayağını vurarak bardağı kırdı.

Kalabalık çifti kutlamak için alkışladı. Arkadaşları gelinin etrafına doluşarak onu sarılmaya ve öpmeye başladılar. Ama Rakel hala sıkıntılıydı. Kutlamaları ve tebrikleri sessizce kabul etti. Diğer konuklar uzun masaların etrafında toplanarak kadehleri tokuşturup içmeye başladı.

Yaşlı Liske, yemeğe oturmadan önce dans etmeyi teklif etti ve akordeonla gitarın eşlik ettiği tipik Yahudi parçası "mutlu dans"ın adımlarını atmaya başladı. Uzun masanın sonunda gelinle damat beraber duruyorlar ve birbirlerine tek bir kelime söylemeden etrafta dans eden kalabalığı seırediyorlardı. Onların tam karşısında dimdik ve solgun Gabriel duruyordu.

Konuklar gelinle damadı dansa çağırdılar. Pascual endişeyle kaşlarını çatarak başını salladı. Dans etmedi. Bağırışlar ve alkışlar dindi ve herkes utanarak beklemeye başladı. Gabriel birdenbire bir adım öne çıktı ve elini geline uzattı. Akordeonla gitar, popüler bir Yahudi şarkısı çalmaya başladı.

Gabriel kendini aşmaya çalıştı ve çok iyi bir dansçı olduğunu herkese gösterdi. Bir noktada Rakel'e bir şey söyledi ve gelin ona hayretle bakarak daha da soluklaştı. İnsanlar fısıldaşmaya ve uzaklaşmaya başladılar. Israel Kelner, Şohet'i kolundan tutarak seıredenlerin arasından ayrıldı.

"Gabriel bunu yapmamalıydı" dedi Kelner. "Herkes onun Rakel'e aşık olduğunu ve Rakel'in de kocasına aşık olmadığını biliyor. "

Şohet sakalını sıvazladı ve gülümsedi. "Kimseyi gücendirmek istemem" dedi. "Ben Liske'nin arkadaşıyım ve o dindar bir adamdır. Ama Pascual kötüdür. Tören sırasında yemini ederken nasıl karıştırdığına dikkat ettin mi? Bana inanın Rabi İsrael, kız için gerçekten üzülüyorum. O kadar güzel ve iyi ki..."

Küçük Jacobo Rebecca'yı kenara çekerek ona Arjantin criollo dilinde konuştu- "Dinle Negrita" dedi, "Burada bir şeyler olacak."

"Bir kavga mış" diye ilgiyle fısıldadı Rebecca.

"Sana ne söylüyorsam o. Bu sabah San Gregorio'daydım. Orada Gabrielle karşılaştım. Bana buradaki düğüne gidip gitmeyeceğimi sordu. Ben de evet diye cevap verince benden bir şey yapmamı istedi..."

"Bir yarış mış" diye sözünü kesti Rebecca. "Gabriel'le iddiaya mı girdiğini söylemeye çalışıyorsun? Ah siz erkekler! Üstelik kalbinin kırıldığını söylemişlerdi!"

"İyi Peki". Dedi Jacobo. Omuzlarını silkti. "Söyledndiği gibi: erkekler yarışları sever."

Gece olunca kağıt ışıldaklar yandı ve bir çok konuk ışık oyunlarını seıretmek için biraz uzaklaştılar. Zenginlerin böyle ışıklara sahip olası önemli bir ayrıcalıktı ve burayı en son Avrupa Yahudi Komitesi temsilcisi Colonel Goldschmith ‘in ziyareti sırasında görmüşlerdi.

Ardında akşam yemeğine geçildi. Bu tam anlamıyla bir ziyafetti. Tavuk , ördek ve balık tabakları dönmeye başladı ve şarap sayesinde ev sahiplerine övgüler yağdı.

"Bu kadar güzel bir balık dolması yememiştim."

"Bu kadar harika kızarmış kazı nasıl yapabildiniz?" diye sordu Şohet.

Rabi Moises Ornstain övgüleri kabul etti ve ekledi: "Madam Liske kadar güzel yemek yapan olmadığını itiraf etmeliyiz. Bu yemekleri tadan herkes üstün bir yetenek tarafından hazırlanıldığını anlar."

Bol bol yemek ve şarapla bira misafirlerin hepsini mutlu etti.

Gelin, kıyafetini değiştirmek zorunda olduğunu söyleyerek izin istedi. Kayınvalidesi de onunla gitmeye kalkıştı ama Jacobo onu durdurdu. "Madam Liske!" dedi. "Lütfen oturun ve size yapılan övgüleri dinleyin. Oturun ve bu harika ziyafet hakkındaki düşünceleri duyun. Aırılırsanız çok üzülürüz." . Durmakta isteksiz olduğunu görünce "O kadar çok eğleniyoruz ki, bunu sizinle paylaşmak istiyoruz" diye ekledi.

"Bırak da gideyim oğlum" dedi Bayan Liske, "Gelinime yardım etmeliyim."

"Rebecca ona yardım eder. Oturun. Oturun. Rebecca!" diye seslendi Jacobo . "Haydi git de geline yardım et."

Yaşlı kadın oturdu- etraftaki herkes onu kalması için zorlamıştı ve Jacobo ona şerefe kaldırmasıiçin bir kadeh şarap getirdi.

"Senin gibi bir oğlu olan herkes mutlu olmalı" dedi Şohet Bayan Liske'ye.

Kadehler tokuşturuldu ve içildi. Her yerde tokuşturulan kadehlerin, söylenen şarkıların ve müziğin sesi duyuluyordu. Gökıüzü yıldızlarla doluydu. Hava yolca ve yulaf kokularıyla doldu. Yakındaki kırlıkta inekler mööledi ve hafif rüzgar yaprakları salladı.

Jacobo ayağa kalkıp izin istedi. "Gidip tayıma bir bakmalıyım." diye açıkladı. "Sanırım üstünü örtmem gerekiyor."

"Ben de kısrağımı kontrol edeyim" dedi Gabriel onunla gitmek için kalkarken.

Gruptan ayrıldılar ve Jacobo Gabriel'in kolunu yakaladı: "Dinle, eyerini giydirdik. Seni çitlerin kenarında bekliyor." dedi. "Boyero'nun çocuğu onu izliyor ve kapı da açık. İlk dönemeçte seni bekliyor olacaklar. Silahın var mış"

Gabriel bu son soruyu duymamış gibiydi. Jacobo'nun kolunu tuttu ve çitlerin oraya doğru yürümeye başladı. Bir kaç adımdan sonra arkaya dönüp baktı. "Rakel, oradaki kızların arasından sıyrılıp nasıl gelecekş"

"Bu konuda endişelenme. Rebecca orada".

Gelinle beraber olan kızlar partiye geri döndüklerinde Bayan Liske gelinin nerede olduğunu sordu. "Birazdan Rebecca'yla beraber burada olacak." dediler ona. Bir süre sonra Rebacca tek başına döndü ve yaşlı kadına bir başka bahane söyledi. Jacobo , Bayan Liske'nin dikkatini şarap kadehleriyle dağıtmak için elinden geleni yapıyordu. Buna karşılık veren diğerleri olunca etrafta sürekli bardak şakırdıları ve konuşmalar duyuluyordu. Müzisıenler çalmaya, konuklar da yeyip içmeye devam etti. Şarap sürahileri sürekli yeniden dolduruluyordu ve kimsenin bardağı boş kalmıyordu.

Damat Pascual ciddi ve şişman görünüyor, hiç bir şey söylemiyordu. Arada bir gelinin boş koltuğuna bir göz atıyordu. O anda koşturan bir atın sesi duyuldu.

Jacobo Rebacca'nın kulağına, "Bu onlar, değil mi? diye fısıldayarak sordu.

"Evet" diye fısıldayarak cevap verdi kız, "ben geldiğimde buradan ayrılıyorlardı."

Gelinin bir türlü gelemeyişi kayınvalideyi iyice endişelendirmişti. Hiç bir şey söylemeden eve gitti. Ve hemen dışarı çıktı.

"Rebacca, Rakel'i gördün müş"diye sordu.

"Onu evde bıraktım bayan Liske. Orada değil mi?

"Hayır değil".

"Bu tuhaf..."

Yaşlı kadın kocasıyla ve oğluyla konuştu. Konuklar aralarında fısıldaşmaya başladılar. Bir şeylerin ters gittiğini anlamışlardı. Akordeon ve gitar durdu. Konuklar ayağa kalkmaya başladı, bazı bardaklar devrildi ama kimse bunlara dikkat etmedi. Konuklardan bir kaçı eve doğru yürüdü. Diğerleri, "Gelin mi? Geline bir şey mi olmuşş" diye sordu.

Şohet, Karmel'den gelen arkadaş ve meslektaşına gelinin kaçmasının dini yasaya göre doğru olup olmadığını sordu.

"Sence kaçtı mış" diye sordu Karmel Şoheti.

"Olabilir. Bu gibi durumlarda her şey mümkündür."

Bu arada, etraflarındaki heyecan artıyordu. Yaşlı Liske, Gaucho'nun küçük oğlunu yakaladı. "Orada bir şey gördün müşYolun oradaş" diye sordu.

"Evet. Orada, San Gregorio yolunda. Gabriel ve kızın kaçtıklarını gördüm."

"Onu kaçırdı!" diye çığlık attı bayan Liske. Sesi korkunçtu. "Gelin kaçırıldı!"

Şimdi her yerde çığlıklar, bağrışlar yükseliyordu. Kalabalığın büyük bölümü gerçekten şaşkına dönmüştü. Yaşlı Liske, Gaucho oğlanının babasına hakaret etmek için döndüğünde , kısa bir sür sonra kendilerini yerde güreşirken, birbirlerini itip bağrışırken buldular. Masa ters dönmüş, heyecana kırık bardaklar ve her yere dökülmüş şarap da katıldı. Rajil şoheti bir iskemleye çıkıp , insanların sakinleşmesi için bağırmaya başladı. Olanların Tanrı'nın cezası olduğunu söyledi ama bağırmak bunların hiç birine bir çözüm getirmeyecekti.

"Zina yaptı!" diye bağırdı öfkeli Liske, kendini tutan ellerden kurtulmaya çalışarak. "zina yaptı!".

"Hayır, yapmadı" diye cevap verdi Şohet. "Kanunlarımızın açıkça belirttiği gibi, eğer kocasını ‘evlilikten en az bir gün sonra' terk etseydi zina yapmış sayılırdı. Biliyorsun ki bu Tanrı'nın yasası . Ve boşanmalarından başka bir yol yok. Pascual genç ve onurlu bir genç adam. Ama kız onu sevmiyorsa, bu çatının altında yaşamaya zorlanamaz."

Şohet her zamanki akıcı ve bilge kişiliğine büründü ve bir çok alimin anlattığı benzer durumla örtüşen hikayelerini aktardı. Kutsal başkent Yeruşalayim'de orada da benzer bir durum yaşanmıştı ve Rabi Hillel, kızın lehine karar vermişti. En sonunda, Şohet Pascual'a döndü ve, "Yasalarımıza göre Pascual , şimdi ve burada Rakel'den boşanmayı istemeni ve bu fikri senin de benimsemeni istiyorum."

Pascual başını öne eğdi, üzgün görünüyordu. Ardında ağlamaklı bir ses tonuyla, Şohet'in önerisini kabul etti.

Kalabalık sessizleşti ve konuklar kah söylenerek kah gülüşerek kısa bir süre sonra ayrılmaya başladı.

Gördüğünüz gibi sabırlı okuyucularım, Arjantin'in gökıüzünü sevmeyi öğrendiğim bu küçük Yahudi kolonisinde sert, kaba Gauchos lar, gelin kaçıran Camachoslar, ayrıca eğitimli ve itibarlı haham alimler vardır. Camacho'nun ziyafetinin gerçek olduğunu bildiğim için, bu hikayenin de gerçek olduğunu söyleyebilirim. Bu harika hikayeye küçük bir detay bile eklemişsem burada öleyim.

Bazı cümlelere bir şeyler daha eklemek isterdim- tıpkı Camacho'nun orijinal hikayesinde olduğu gibi- ama Tanrı bana o yeteneği vermemiş. Size hikayeyi en saf haliyle aktardım. Benim ismimi unutmayın .

Ve hikayenin bu kesin anlatımı hoşunuz gitmişse bana altın para yollamayın- burada ekmekle su bile alamazsınız onlarla. Bunun yerine bana , atalarımın Tanrı'ya ilahiler söylerken diktikleri bağlardan hazırlanmış bir sürahi Yeruşalayim şarabı gönderirseniz çok memnun olurum.

Tanrı size zenginlik ve refah getirsin...

 
Ekle: facebook Ekle: twitter

Gelecek Bayram


Kendini Geliştirmenin Yolları

İÇİNİZDEKİ REHBERİ KULLANIN İÇİNİZDEKİ REHBERİ KULLANIN

Miladi Takvimi Çevir


    

İbrani Takvimi Çevir