Doğru cevabı almak için, doğru soruyu sorun.
23 Elul 5779 :: 23 Eylül 2019             

Haftanın Bilgileri


22 Eyl 2019 - 28 Eyl 2019

22 İlul 5779 - 28 İlul 5779

İstanbul

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

18:39

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

19:17

İzmir

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

18:39

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

19:28

Haftanın Peraşası

Nitsavim

Sonsuz Görünüm Yazdır

Andı Kahn ve büyükannesi, Empire State binasının asansörüne bindi. Andı, seksen altıncı kattaki Gözlem kulesi için düğmeye bastı. Metal kapı kapandı ve yükselmeye başladılar.

"Bunu bilmiyorum" dedi Fay Kahn.

Asansör yavaşlarken kadın gerildiğini hissetti ve durduğunda herkes yerinde biraz sıçradı. Andı heyecanını gizleyemiyordu. Lobideki işaret mükemmel bir gün olduğunu gösteriyordu. Kapılar açıldı. Varmışlardı.

"İşte, "dedi Andı büyükannesini kolundan tutup dışarıya çıkararak, "İşte buradayız. Aşağı baksana Büyük anne!" Kenardan dikkatlice aşağı bakarak , küçücük insanların, salıverilmek üzere hazırlanan balonlar gibi toplandığını gördü .

Saat beşti. Hava hala aydınlık olmasına karşın, ay yükselmişti. Masmavi gökıüzünde beyaz, neredeyse dolunay olmuş ay , sanki günü onaylıyordu. "Sonsuz Görünüm", diye düşündü. "Büyükannemin görmesini sağlayacağım".

Bir süre sonra kadın, "Kendimi yerden çok uzakta hissediyorum ama cennete de daha yakın değilim."dedi.

Böyle bir şey demesi garipti. Kim cennetten bahsetmişti kişi

"Ve ne kadar da gürültülü!" Bu doğruydu. Seyir yeri heyecanlı turistler ve birbirlerini iten çocuklarla doluydu. Duyulan konuşmalar çeşitli dillerdeydi: İspanıolca, Fransızca, Çince. Sanki kimse İngilizce konuşmuyordu. Sanki sokaklardaki tüm diller birbirlerine karışmıştı. Gözlerinizi kapattığınızda duyduklarınız bunlardı.

"Burada artık kimse İngilizce konuşmuyor mu?" diye Fan Kahn sordu torununa. "Ya da buraya sadece yabancılar mı geliyor?"

"Çoğu herhalde Amerikalıdır. Senin anne baban Yidiş konuşmaz mıydış"

"Burada değil" diye düşündü ama yüzündeki kırışıklıkları geren bir şekilde kaşlarını çattı. Torununu seviyordu ama gelmek istememişti. Bir zamanlar bunu canı gönülden kabul edebilirdi. Yüzlerce kez torununu hayvanat bahçesine ya da parka götüren o değil miydiş Ama şimdi... bir odalı dairesinden sadece zorunlu kaldığında çıkıyordu- alışveriş yapmak ve aşağıdaki güzellik salonunda iki haftada bir saçlarını yapmak için... Her iki dizinde artrit, sağ gözünde katarakt vardı. Sol gözü ihtiyacı olan her şeyi görüyordu: Gazetenin ilk sayfasını, televizyonun mor gölgelerini, kendisini öpmek için eğilen - çok uzun boyluydu- torununun pürüzsüz yüzünü... Gelmek istememişti ama Andı ona yalvardı. On birinci yaş günüydü. Büyükannesinin göremediği her şey ona göstereceğine söz vermişti.

"İşte orada!" diye aniden bağırdı Andı, Hürriyet Heykeline işaret ederek . "Tabii ki farklı dillerde konuşuyorlar. Burası Amerika. Küçükken Ellis Adalarından geçmedin mi?

"Tabii ki de hayır." Bu sorudan dolayı kadın alınmıştı sanki. "Ama annemle babam geçtiler." dedi yavaşça sesini yumuşatarak. "Ve Miryam. O, diğer tarafta doğdu. Ama ben, Sam, Moris ve Esti bu tarafta doğduk." Derin bir nefes aldı , artık hayatta olmayan kardeşlerini düşündü. "Sevgili Tanrım! Zaman nereye gidiyor? Nereye gidiyor?"

"Haydi onu bulalım Büyükanne"

"Neş"

"Ellis adalarını. Haydi bulalım onu". Andı platformun kenarlarına yerleştirmiş dürbünlerden birine doğru ilerledi .

Ellis adalarını buldular. Büyükannesi havanın neresi olduğunu anlayamayacakları kadar sisli olduğunu söylediği halde Andı'nin Brownsville olduğunu iddia ettiği yeri buldular. Andı, dürbüne sürekli para atıyor ve bir sağa bir sola heyecanla döndürüyordu.

"Bak, büyük anne , sekizinci caddede bir apartman var. Beni götürdüğün park da orada. Baksana hayvanat bahçesi de orada! " Büyükannesini makineye yaklaştırmaya çalıştı.

"Başka nereye gitmiştik büyük anne, söylesene..."

Heyecanlanmış, yüksekten biraz başı dönmüş çocuk sanki hayvanat bahçesini vuracakmış gibi dürbünü o yöne çevirdi.

Ama büyük annesi ağlıyordu. Ama çok fazla değil. Gözıaşları gözlerinde ve ardında yanaklarına parladı.

"Sanırım artık gitmek istiyorum" dedi.

"Hayır, daha değil Büyükanne, daha yeni başladık. Daha değil! Daha değil! Brooklın'i de bulabilir miyiz büyük anneş Büyükbabanın ve senin yaşadığı yer de bulabilir miyiz?" Kalabalık yüzlerce dilde bağırmaya devam ederken bir ses, "Hey çocuk, başka birinin de dürbüne bakmasına izin verecek misiniz?" diye seslendi arkadan.

Hava kararıyordu.Bbüyükannesi paltosuna sarıldı, rüzgar kuvvetini artırmıştı. Sanki eşi ölmeden önce beraber Brooklın'de yaşadıkları evi hatırlamıştı. Artık ağlamıyordu, sadece hatırlıyordu.

Kalın paltolu bir adamla oğluna verdiler dürbünü. Andı ve büyükannesi, gözlem platformunun başka bir yanına geçtiler. Bu yükseklikte hiç bir kuş uçmuyordu. Güvercinler bile yoktu. Kaldırımlar ise gri, şişman , sanki kahvaltıda New York Times gazetesini okuyan güvercinlerle doluydu halbuki.

Andı, gökdelenlerin tepesine baktı. Dünya Ticaret merkezinin ışıklı tepesi tam önündeydi.

Hava kararıyordu. Andı'nin olduğu yerde hala ışık olmasına rağmen, sokaklar gölgelere bürünüyordu. Seksen altıncı kat güneşe daha yakındı. Gece sanki yerden yukarı yükseliyordu. Sokaklar gölgeliydi ve ardından ışıklar yandı ve sokakların karanlık yarıklarını aydınlatamaya başladı. İnsanlar görünmezdi ve yüksekten sadece arabaların farları seçiliyordu. Soğuk bir rüzgar esti.

"Aşağı baksana Büyükanne. Artık insanlar bile görünmüyor." O kadar yaşlı görünüyordu ki...

Yaşlı ve korkmuştu. Andı'i korkutuyordu. Bu heyecan neydi, neden hala onu aşağı indirmemiştiş Bir öfke miydiş Nefret mi yoksa? Büyükannesine bu kadar fazla gösterme isteği de neyiş Artık yeterince görmemiş miydiş

Soğuk bir rüzgar esiyordu. Heyecanını kaybediyordu ama yine de hala ayrılmak istemiyordu. Yenildiğinin farkındaydı. Planı aptalcaydı. Büyükannesini sadece mutsuz kılmıştı.

"Aşağı baksana Büyükanne.Daha önce hiç bu kadar derin bir şey gördün müş"

"Evet."

Andı şaşkınlıkla ona baktı. Daha önceden görmüş müydüş Belki de daha yüksek olan Dünya Ticaret Merkezi'ne mi çıkmıştı acaba? Ne kadar da büyük bir hayal kırıklığı!

Ama büyükannesi tamamen farklı bir şey düşünüyordu. O, Brooklın'i düşünüyordu. Yeşil yerleri, ve kahverengi yolları.

"Büyükbabanı hatırlıyor musun- eşimi, Büyükbaba Dave'iş"

"Tabii ki de Büyükanne. Öldüğünde altı yaşındaydım.

"Cenazeye gelmiş miydin?

Gördüğü ilk mezardı: Karanlık ve kaygı verici. Korkunçtu. Büyükannesi kenara kadar götürmüştü onu , tek torununu...Elini tutup beraber aşağıya bakmışlardı. Ne kadar da sıcak bir gündü! Az ilerdeki yoldan akıp giden arabalar sanki su gibiydi. Midesi bulanmış ve hemen bir ağacın alına kıvrılıvermişti.

"Tabii ki oradaydım Büyük anne. Beraberdik."

"Evet" dedi kadın, "Evet haklısın. "

Hava artık iyice kararmıştı. Işıklar şehrin her tarafında yanmaya başladı. İlk başta dağınıktılar, ama kısa bir süre sonra her yer , ve sanki bütün gökıüzü ışıklarla doldu. Işıklar suların üstünde yol aldı , binaların etrafında toplandı ve beyaz ışıklar siyah sokakları aydınlattı.

Andı büyükannesini, bu sınırsız dünyayı son bir kez daha bakması için hala karanlık olan batı tarafına çekti.

Karanlık Hudson'un dış hatlarını görebiliyordu. Aniden, George Wahington Köprüsü karanlıkta bir gülüş gibi yandı. Sanki bütün şehir yok olmuş ve geriye sadece köprünün gülüşü kalmıştı.

Soğuk bir rüzgar esti ve çocuk ürperdi. Bir an için, sanki o boşluktaki, karanlığın içindeki korkunç gülüş ona fısıldamış korkmuştu.

Elinde olmadan kolunu büyükannesinin omzuna koydu.

"Merhaba" dedi büyükanne.

Çocuk onun yüzüne baktı. Bu yüzle beraber yüzlerce kez parka ve hayvanat bahçesine gitmişti. Ne yamaya çalışıyorduş

"Düşünüyorum" dedi büyükanne, "akşam yemeği için nereye gidebiliriz acaba? Güzel bir büfeye gitmeye ne dersin? Sıcak bir kap çorba belki de...donuyorsun..."

"Evet" dedi çocuk , büyükannesine asansöre binmesi için yardım ederken.

Kolunu elinde olmadan sıkı sıkı tutarken metal kapı kapandı. Asansör aşağı indi ve indi...Çocuk, seksen altı kat boyunca büyükannesini bırakmadı...

 
Ekle: facebook Ekle: twitter

Gelecek Bayram


Kendini Geliştirmenin Yolları

İÇİNİZDEKİ REHBERİ KULLANIN İÇİNİZDEKİ REHBERİ KULLANIN

Miladi Takvimi Çevir


    

İbrani Takvimi Çevir