Breslov'lu Rabi Nahman
Her yeni başlangıç, yeni bir kapının açılmasını gerektirir.
19 Elul 5779 :: 19 Eylül 2019             

Haftanın Bilgileri


15 Eyl 2019 - 21 Eyl 2019

15 İlul 5779 - 21 İlul 5779

İstanbul

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

18:51

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

19:30

İzmir

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

18:50

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

19:39

Haftanın Peraşası

Ki Tavo

Çok Yükseklere Yazdır

Yahudilerin af dilemek için dua ettikleri Selihot günlerinde, Nemirov hahamı arada sırada ortalıktan kaybolurdu.

Kimse onu bulmazdı: Ne sinagogda, ne büyük alimlerin kutsal yazıları çalıştıkları o iki odada, ne minyanla beraber duada, ne de evinde...

Kapısı her zaman açıktı ve insanlar içeri özgürce girip çıkarlardı. Hiç kimse Rabi'den bir şey çalmamıştı. Ve evde hiç kimse yoktu.

Rabi nerede olabilirdiş Nerede olmalıydış Haham kutsal selihot günlerinde neyle uğraşıyor olabilirdiş

Yahudilerin- Tanrı onları kem gözlerden korusun!- geçim kaynağına, barışa, sağlığa ve kızları içi uygun damatlara ihtiyaçları vardı. Yahudiler iyi yürekli ve dindar olmak isterlerdi ama günahları da çoktu. Şeytan, bin gözüyle dünyayı bir baştan bir başa gözetler, herkesin hayatına girerek herkesi suçlar ve herkese karşı şikayet ederdi. Günah işleyenleri bizzat hahamdan başka kim kurtarabilirdi ki? Bu herkes için gayet açıktı.

Ama günün birinde kente Litvanyalı bir Yahudi geldi ve bütün bunlara güldü. Litvanyalı Yahudilerin nasıl olduklarını bilirsiniz- ibadetle ilgili kitaplara pek önem vermezler, ancak Talmud ve benzer kitaplara sıkı sıkıya bağlıdırlar. Bir Litvak, bir an içinde, bir bölümden ve cümleden örnekler vererek, sizi şaşkınlığa uğratabilir. Büyük Moşe bile hayattayken cennete yükselmemişti- Moşe cennetin on derece altında durmuştu. Şimdi isterseniz bu konuyu gidin de böyle bir kişiyle tartışın ve hahamın cennete yükseldiğini anlatın...Bu olur muş

" Rabi'nin nereye gittiği hakkında siz ne düşünüyorsunuz?" diye Litvak'ı susturmaya çalıştık.

"Beni ilgilendirmez" diye cevap verdi omuzlarını silkerek. Ama aynı zamanda bu esrarı çözmek için istekliydi de.

Akşam duaları sona erdiğinde, Litvak Rabi'nin yatak odasına girdi ve yatağın altına dikkatle baktı. Bütün gece nöbet tutarak, Rabi'nin Selihot günlerinin erken saatlerinde nereye gittiğini ortaya çıkarmaya kesin kararlıydı.

Bunu yapan başka biri olsaydı uyuya kalırdı ama bir Litvak- asla! Kutsal kitaptan bir bölümü bütün gece boyunca içinden tekrarlayarak uyanık kalmayı başarabilmişti!

Gün doğumunda, bütün Yahudileri, geleneksel selihot duaları için uyandıran zangocun sesini duydu.Rabi'nin uyanmak için kimseye ihtiyacı yoktu. Neredeyse bir saattir yatağında inleyerek yatıyordu. Rabi Nemirov'u tanıyan herkes, bu inlemelerin, Rabi'nin sıkıntı içindeki insanlara duyduğu üzüntüden kaynaklandığını bilirdi. İnlemeler, duyanları gözyaşlarına boğmaya yeterdi. Ama Litvak'ın yüreği sert ve soğuktu. Böylece, yatağın altında, Rabi, yatağın içindeyken durup dinlemeye dayanabildi.

Kısa bir süre sonra, Litvak evin içindeki yatakların gıcırdadıklarını duydu- insanlar kalkıyorlardı. Söylenen özleri, akan suları, açılan ve hızla kapanan kapıların seslerini duydu. Herkes duaya başladığında etrafa yeniden sessizlik çöktü. Her şey yeniden karanlığa gömülmüştü. Sadece pencereden sızan ay ışığı biraz olsun aydınlatıyordu etrafı.

Litvak, daha sonra, Rabi'yle yalnız kaldığında çok korktuğunu itiraf etti. Teni sivilcelerle doluydu, saçları ise dikleşmişti.

Gündoğumunda Selihot dualarından hemen önce Rabi'yle yalnız kalmak...Bu hiç de şaka yapılacak bir konu değildi. Ama bir Litvak, mantığının sesini dinlemeyecek kadar inatçı olduğundan orada uzanmaya devam etmiş ve bir deniz anası gibi titreyerek gece boyunca uyanık kalmıştı.

En sonunda Rabi- çok yaşasın!- kalktı. İlk olarak, her zamanki duasını etti. Daha sonra giysi dolabının yanında giderek, köylü kıyafetleri arasından bir kaç tanesini aldı: kaba Kumaştan bir pantolon, yüksek botlar, iş önlüğü,eski bir şapka ve geniş deri bir kemer...ve Rabi bunları giydi.

Önlüğünün ceplerinden birinden sağlam bir ip sarkıyordu. Rabi, odadan çıktığında Litvak da arkasından tıpkı bir gölge gibi süzülüverdi. Çıkarken, Rabi mutfağa girdi ve küçük bir balta alıp ceplerinin birine koyup çıktı. Litvak korkudan tir tir titrediği halde Rabi'yi takip etmeye devam etti.

Karanlık sokaklarda, büyük bayramların yaklaşmakta olmasından dolayı bir beklenti hissi hakimdi. Sağdan soldan dua eden minyan seslerini ya da hasta bir insanın açık pencerelerden gelen inlemeleri duyulabiliyordu. Rabi, evlerin ve kulübelerin gölgeleri arasından ilerlerken Litvak da sıkı bir takipteydi.

Litvak, kalbinin, Rabi'nin hızlı adımlarıyla beraber attığının farkındaydı. Ama adımlarını kesinlikle yavaşlatmadı ve en sonunda kasabanın uzak sınırlarına vardılar.

Orada bir orman vardı ve Rabi- hayatı uzun olsun- ormanın içine daldı. Kırk elli adım sonra, Rabi, genç bir ağacın yanında durdu. Litvak, Rabi'nin cebindeki baltayı çıkarıp ağacı kesmeye başladığını gördüğünde şaşkın şaşkın bakakaldı. Rabi'yi ağaca her vuruşunda dikkatle izledi. Kısa bir süre sonra ağaç çatırdadı ve yere yığıldı. Rabi hızla ağacı küçük parçalara ayırdı, daha sonra da odunlar halinde kesti.ipiyle odunları birbirine bağladı , hepsini omuzladı, baltasını beline taktı ve kasabaya geri dönmek için yola çıktı.

Dar bir yola ulaşırken, yıkık dökük bir evin önünde durdu ve pencereye tıkladı.

"Kim oş" diye sordu korkmuş bir ses içeriden.

Litvak, hasta bir Yahudi kadına ait olsun bu sesi tanıdı.

"Benim!" diye cevap verdi Rabi . Konuşması tıpkı bir köylününkine benziyordu.

"Peki, sen kimsin?" diye üsteledi kadın. Onun konuşması da köylüye benziyordu.

"Vassili" diye yanıtladı Rabi.

"Hangi VassilişNe istiyorsun?"

"Odun satıyorum, çok ucuza- hemen şimdi verebilirim"

Ve daha cevabı beklemeden, kulübenin içine daldı.

Litvak da onun arkasından süzüldü ve gündoğumunun gir ışığında, fakirlikten dökülen bir odayla karşılaştı. Hasta yahudi, yırtık yorganların altında inliyordu.

"Satıyor musun?" diye nefes nefese sordu. "Yoksul bir kadın ne satın alabilir ki?"

"Size güveneceğim" diye açıkladı Rabi, "Size altı bakırdan fazlasına mal olmayacak."

"Ama size bunu nasıl ödeyeceğim ki?" diye inledi kadıncağız yeniden.

"Aptallık etme!" diye azarladı Rabi onu. "Şuraya bak: Fakir ve hasta bir Yahudi kadınsın ve sana güvenerek bu odunları vermek istiyorum. Günün birinde bana ödeyeceğine hiç şüphem yok. Göklerde bu kadar büyük bir Tanrı'ya sahip olan sen ise, O'na altı bakırlık bir güven duymuyor musun bile!"

"Benim için ki ocağı yakacakş"diye sordu hasta. "Ayağa kalkabilecek gibi görünüyor muyumş Oğlum dışarıda çalışıyor!"

"Bunun senin için yapacağım" dedi Rabi.

Ve, ocağa odun atmak için adım atan Rabi ilk Selihot dualarını mırıldanmaya başladı. Ve ateş yanıp da alevler ısıtmaya başladığında, ikinci duayı söyledi. Ve sonra da üçüncü duayı söylediğinde, sobanın kapağını kapatma vakti gelmişti.

Ve işte herşeye şahit olan Litvak, bu olaydan sonra Rabi'nin sadık bir takipçisi oldu.

Bundan sonra, ne zaman bir Hasid Nemirov hahamının ciddi Selihot günlerinde sabahları çok erken kalktığını söylerse, Litvak, durumu zorlaştırmaz ve sessizce, "O çok yükseklere gidiyor" diye eklerdi.

 
Ekle: facebook Ekle: twitter

Gelecek Bayram


Günün Öğretisi

Kendini sevmek üzerine Kendini sevmek üzerine

Kendini Geliştirmenin Yolları

YAŞAMA HAYRAN OLUN YAŞAMA HAYRAN OLUN

Miladi Takvimi Çevir


    

İbrani Takvimi Çevir