Benjamin Franklin
Başkalarına karşı iyi olduğunuz zaman, kendinize en büyük iyiliği etmiş olursunuz.
16 Sivan 5779 :: 19 Haziran 2019             

Haftanın Bilgileri


16 Haz 2019 - 22 Haz 2019

13 Sivan 5779 - 19 Sivan 5779

İstanbul

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

20:23

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

21:07

İzmir

Şabat Başlangıç :
(Kabalat Şabat)

20:18

Şabat Bitiş :
(Motsae Şabat)

21:08

Haftanın Peraşası

Beaaloteha

Denizdeki Ev Yazdır

Denizdeki EvArkadaşım Walter'ı yıllardır görmemiştim. Zaman zaman mektup yazardı ama anlamsız, okunaksız yazısı hiçbir şey anlatmazdı. Evlendiğini duyunca çok şaşırmıştım çünkü onu tanıdığım sıralarda, hiçbir zaman karşılaştığımız kadınlara ilgi duymazdı. Dikkat çekici şekilde yakışıklıydı ve bir sürü kız ona aşık olurdu ama o hepsini, hor gören bir tavırla reddederdi. Diğer tanıdıklarımız ondan pek hoşlanmazlardı: Ben onun tek arkadaşıydım.

Evlendikten beş yıl sonra bana bir mektup yazıp, beni eşi ve bir oğluyla yaşadığı deniz kıyısındaki evine davet etti. Benim tavsiyemi almak istediğini ima ederek bir sorunu olduğunu üstü kapalı bir şekilde belirtti.

O zamanlar, ben annemle yaşıyordum. Çalıştığım işten doğru düzgün para kazanmadığım için yol parasını annemden istedim. Beni savurganlık ve vurdumduymazlıkla suçlayınca tartışma çıktı. Daha sonra, parayı amcalarımın birinden borç aldım ve yola çıktım. Yolculuk boyunca Walter'ı düşünürken onu yeniden göreceğimden dolayı mutlu olsam da, yıllar boyunca onu ne zaman düşünsem hissettiğim gibi endişeyle tedirginliğe kapıldım.Sanırım bendeki arzu ve nostalji duygularını uyandıracağından ve bir şekilde kurmaya çalıştığım hayatı küçümseyeceğinden korkuyordum. Eşini çok merak ediyordum. Nasıl biri olduğu ve aralarındaki ilişki hakkında hiç bir fikrim yoktu.

Öğlenleyin, yeni boyanmış, sıcak, bomboş bir istasyona vardım. Walter , elleri cebinde duvara yaslanmıştı. Bir parça bile değişmemişti. Pamuklu bir pantolon ve beyaz, boyundan açık kısa kollu bir gömlek giyiyordu. Büyük, güneşten yanmış yüzünde bir gülümseme belirdi ve bana doğru yürüyüp elimi sıktı. Beni mekanik olarak karşılayacağını ve sarılmayacağımızı biliyordum ama bana yine de biraz soğuk gelmişti. Sokağa çıkınca, bavulumu yan tarafımda ileri geri sallayarak problemi hakkında ona sorular sormaya başladım , o da bana tek heceli sözcükler halinde bunun bir aile problemi olduğunu ve eşi Vilma'nın benim gelmemi istediğini söyledi.

Eve vardığımızda, Vilma oğluyla beraber plajdan yeni dönmüştü. Uzun boylu, tombulca bir kadındı ; siyah saçları hala ıslaktı ve yüzüne kumlar yapışmıştı. Dizlerinin üstünde biten kareli bir elbise giyinmişti ve elinde hasır bir şapka ve kırmızı plastik bir çanta tutuyordu.Çocuk, tahminimce aşağı yukarı dört yaşında olmasına rağmen bana çok küçük gözüktü. Güzel, zarif ve açık tenli, omuzlarına kadar düşen sarı saçları olan bir çocuktu.

Sahilde, iki katlı bir kulübeleri vardı. Benim odam üst kattaydı ve denize değil, arkadaki kasabaya bakıyordu. Ev, gölgelerle ve huzurlu, taze ahşap ve şeftali kokusuyla doluydu. Verandada öğle yemeği yedik. Kızıl renkli kumaş perdeler hafif hafif esen rüzgarla açılıyor, muhteşem mavilikteki deniz ve gökıüzü ile parlak renklere boyanmış plaj şemsiyelerini ortaya çıkartıyordu. Küçük çocuk yemek yemek istemedi ve annesi yorgun sesiyle tatlı tatlı onu kandırmaya çalışarak ,kaşık kaşık yemeği onun ağzına koymaya çalıştı. Walter, sessizce önündeki ekmeği ufak ufak parçalara ayırırken boşluğa bakakalmıştı. Kısa bir süre sonra aniden patlayarak yemeğin berbat olduğunu ve tadı daha iyi olsaydı çocuğun da yiyeceğini söyledi. Çocuk korkmuştu, bir sağa bir sola baktı. "Aile sahneleri", dedi Walter daha sonra yalnız kaldığımızda. "Artık geçinememeye alıştık ama en azından biraz rol yapabiliriz. Ve işler giderek daha da kötüye gidiyor- aşık olmuşa benziyor." Ona kiminle olduğunu sordum ve bana belli belirsiz, "biz müzisıene" diye cevap verdi mutsuz bir surat ifadesiyle.

Oraya vardığım gün, Vilma benimle konuşmak istedi. Akşam olmuştu ve Walter kısa süreliğine dışarı çıkmıştı. Benim yüzüme bakarak karşıma oturdu ve kendisi hakkında o kadar kesin ve o kadar açıkça konuşmaya başladı ki bana biraz zoraki göründü. Kendimi çok rahatsız hissetmiştim. Bunca yıldız Walter'la acı çekiyordu. Onu tanıyordum, dolayısıyla bu beni çok şaşırtmadı. Kadın evlendiği zaman genç ve deneyimsiz olduğunu söyledi. Onu seırederek, yaşını tahmin etmeye çalıştım. Çok da genç görünmüyordu hatta Walter'dan daha yaşlı olduğunu bile söyleyebilirdim. Arkaya taranmış siyah saçları ve derin, mavi gözleri vardı. Uzunca burnuna ve bezgin surat ifadesine karşın, gene de güzeldi.

"Ve şimdi de buradaki eski bir arkadaşıma rastladım...Vrasti. Çok saf biri, o kadar tatlı ruhlu ki...Yardıma ihtiyacım olduğunu sezdi ve bana karşı çok iyi. Walter'ı ya da küçük oğlumu neden tehdit etsin ki , o sadece bir arkadaş." Beni kandırmak ya da benim de içimi dökmeye zorlamak yerine, sergilediği dürüstlük ve kendine güven beni utandırdı. Sorunun, ekonomik durumları ve küçük çocuğun sakin bir ortamı gerektiren çelimsizliğiyle daha da karmaşıklaştığını söyledi.

Daha sonra Vrasti'yle karşılaştım. Her gün uğradığını biliyordum ama neredeyse patolojik olan utangaçlığı yüzünden, evde olduğumu öğrenince içeri girmedi. Ellili yaşlarında, gri saçlı, kırışık yüzlü bir adamdı. Çok az konuşuyor, Vilma'nın yanına oturup, bir yandan eşarbının köşesiyle oınarken bir yandan da onun dikiş dikmesini seyrediyordu. Küçük çocuğu yanına çağırıp durduysa da çocuk ondan sürekli kaçıyordu. Daha sonra, Vrasti onu bileğinden yakaladı ve uzun, yenmiş parmaklarını çocuğun saçlarında gezdirdi.

"Bir sanatçı, gerçek bir sanatçı o" demişti Vilma belli belirsiz adam ilk kez eve geldiğinde. "Ama onu çalmaya ikna etmek zor."

Vrasti'ye çalmak isteyip istemediğini sorduğumda hayır diye cevap verdiyse de aslında bunun için can attığı her halinden belli oluyordu. En sonunda piyanonun başına oturdu ve bana sonsuza kadar sürecekmiş gibi gelen bir süre , kuru , akademik bir uslupla Mozart çaldı.

Vilma, sık sık akşam yemeğine kalmasını istiyordu ama o her zaman hayır diyor, yapamıyordu. Aslında daveti kabul etmek istediği belliydi ama Vilma'nın ısrar etmekten vazgeçeceğinden ve onun da ayrılması gerekeceğinden korkuyordu. Sofrada çatal bıçağı sakarca kullanıyor ve sürekli şarap dökerek bir balık gibi içiyordu. Daha sonra, anlaşılmaz sesler çıkartarak titremeye başladı. Walter, iğrenerek başka tarafa döndü. Eşinin, Vrasti ve küçük çocuğun yanında garip bir şekilde genç ve sağlıklı görünüyordu. Geniş omuzları ve iri kollarıyla çok uzun boyluydu. İçinde, bir şekilde bütün odaya dolan bir sükunet vardı. Vrasti, çekingen, suçlu bir gülümsemeyle yanında oturuyor , doğrudan ona konuşmaya cesaret edemiyordu. Ama bana karşı açık ve canayakındı.

Bir kaç gün sonra, kendimi rahatlamış ve sağlıklı hissettim ve iyi vakit geçiriyordum. Ayrılacağım fikri moralimi bozuyordu. Amcama mektup yazıp biraz daha para isteyince, söylediğim miktardan daha az olsa bile göndermeyi kabul etti. Annem de bana yazarak, kendisini ve işimi gücümü nasıl yüz üstü bıraktığımdan yakındı. İşimi, şehri ve annemi düşünmekten bunalmıştım ve bunu yapmamaya çalıştım. Çok ama çok uzun zamandan beri uzaklardaymış gibi hissettim kendimi. Diğerleri, ayrılmamdan hiç bahsetmediler ve beni tavsiyelerim için çağırmış olduklarını unutmuş gibiydiler. Ben de hiç bu konuyu açamadım, kimse de sormadı. Vilma'nın Vrasti'ye aşık olduğu fikrinin sadece bir hayalden ibaret olduğunu fark ettim. Vilma, kendini kurtararak tek kişiye bağlamıştı kendini ; belki kalbinin derinliklerinde duygularının ne kadar zorlama ve gerçek dışı olduğunu biliyordu ve bu yüzden daha da acı çekiyordu.

Amcamın gönderdiği parayı aldığımda, bir bölümünü Walter'a teklif ettim, o da kabul etti. Vilma bunu öğrendiğinde, gözü yaşlı bir halde bana teşekkür etti. Gerçek bir dost olduğumu kanıtladığımı söyledi. "Bunu hiçbir zaman unutmayacağım" dedi.

Sabah erkenden kalktım ve penceremden dışarı baktım. Bahçeyi seyrettim, yapraklı yeşillikler çiğle kaplıydı ; kırmızı-sarı çiçekler, gelişigüzel yayılmış tarlalar ve uzaktaki dağlar hafif bir sis altındaydı. Aşağı indim. Plaj hala bomboştu ve güneşin daha dokunmadığı kumlar nemli ve soğuktu. Walter'ı gördüm- her zaman benden önce kalkardı- bana doğru yaklaşıyordu. Üstünde sadece dar bir mayo vardı ve arkadan sanki çıplakmış gibi görünüyordu. Islak, kaslı vücudunu gererek yanıma uzandı ve saçlarını geriye doğru attı. Hemen yanımızdaki şezlongda yatan önemli bir aileye mensup Amerikalı bir kadın, Walter'a çok ilgi gösteriyordu ve ne zaman onu yalnız görse konuşmak için yanına geliyordu. Walter, kadına karşı pek kibar değildi ve yanından uzaklaşırdı. Ona "papağan" adını takmıştı. Herkesin bir lakabı vardı ve Vrasti'ye "yaşlı maskara" ya da "Bay Kekeme" derdi. Bu isimleri küçük çocuğa söyleyip onu güldürmeye bayılırdı.

Vilma ve çocuk plaja geç geldiler. Walter, çocuğu boınundan tutup suyun içine batırdı ve çocuk gülüp, korkuyla bağırdı. Walter'ı çok seviyordu ve Vilma bunu açıkça kıskanıyordu.

Sonraları garip bir şeyler olduğunu fark ettim: Vilma, müzisıeni yemeğe davet etmemeye başladı ve artık onu görüp görmekle pek ilgilenmiyordu. En sonunda bunu Vrasti de fark etti ve onun bu konu hakkında çok acı çektiğini düşündüm. Artık piyano çalması için ona yalvarmıyor, içmemesi için durdurmuyordu. Bir keresinde Walter, ondan, Vilma'nın önünde "Bay Kekeme" diye bahsettiğinde , Vilma kahkahalara bile boğuldu.

Vilma, yaptığı ve söylediği her şeyi sanki beni hoşnut etmek için yapıyordu. Etrafı toparlamak için evde dolandığında, çocuğu plajda kovaladığında ya da güneşlendiğinde, bütün bunları Vrasti için değil, benim için yaptığını düşünmeye başladım.

Hemen orayı terk etmeliydim. Ama yapamadım. İlk başta bunların hiç birinin doğru olmadığını ve olaylara, olmayan anlamlar yüklediğimi söyledim kendi kendime.Yine de onunla yalnız kalmaktan kaçınıyordum. Günün büyük bölümünü Walter'la beraber bahçede geçiriyordum.

Yürüyüşlerimiz sırasında Walter çok ender konuşurdu. Denizden çıkan , Hint inciri ve palmiye ağaçlarıyla çevrili dik bir kayalık vardı. Orada uzanıp günbatımını seyrettik. Ayrı geçirdiğimiz yılların Walter için ne anlam ifade ettiğini , bu sırada neler yaptığını, nelerin hayalini kurduğunu hayal edemiyordum. Ama herhangi bir sorunun işe yaramayacağının farkındaydım. O bana hiç bir şey sormuyordu ve kendim hakkımda söyleyeceğim hiçbir şeyle ilgilenmeyeceğini de çok iyi biliyordum. Başka biriyle olsam, bu ilgisizlikten dolayı kendimi kötü hissederdim ama Walter'la bu tamamen doğaldı. Kırılmıyordum çünkü onun başkalarından ne kadar ayrı ve farklı olduğunu ve bütün ilişkilerinin , neden diğerlerinin garipsediği (ama benim değil) bir hal aldığını artık her şeyden çok daha iyi biliyordum. Yapraklarını kımıldayan rüzgara ve köklerini besleyen topraktan başka hiçbir şeye bağlı olmayan büyük ve yalnız bir bitkiye benziyordu. Ve Walter'ın duygularına , etrafındaki canlılar tarafından değil, rüzgar ve toprak gibi bize saklı , esrarlı şeylerin sebep olduğunu hissediyordum.

Bazen bana küçük çocuğu hakkında konuşur ve onu sevdiğini anlardım. Vilma'nın çocuk yetiştiremediğini söylerdi. Geç kalkar ve çocuğun hiç bir zaman şapkasız oyun oınamasına veya denize girmesine izin ermezdi. Ve daha sonra, onu nasıl giydirdiği ve saçlarını nasıl uzattığı...Tıpkı bir aktristin oğluna benziyordu bu haliyle.

En sonunda oradan ayrılmaya karar verdim ve bunu onlara söyledim. Walter ne şaşırdı ne de hayal kırıklığına uğradı. Ama Vilma , yüzüme öyle umutsuzlukla dolu bir ifadeyle baktı ki, içim parçalandı. Yaşamım boyunca çok kadın tarafından sevilmemiştim bu nedenle bütün bunlar bana belli bir, gizli zevk vermişti. Ama daha sonra utandım. Oraya işleri düzeltmeye gitmiştim ve sadece olayları daha da karmaşıklaştırmış ya da bir daha düzelemeyecek arızalara neden olmuştum. Odama çıktım ve bavulumu hazırlamaya başladım. Gece olmuştu ve ertesi sabah ayrılacaktım. Walter yatmıştı bile.

Kısa bir süre sonra kapım hafifçe çalındı ve Vilma içeri girdi. Bir ihtiyacım olup olmadığını sormak için geldiğini söyledi. Neredeyse bitirdiğimi, sadece küçük bir çantamın olduğunu belittim. Yatağın üstüne oturdu ve son kalan eşyalarımla kitaplarımı toparlarken beni seyretmeye başladı. Birdenbire sessizce ağlamaya başladı. Ona doğru yürüdüm ve elini tuttum. "Hayır, Vilma, sorun nedir?" diye sordum. Başını omzuma dayayarak bana sarıldı. Ben de ona sarıldım. Ne yapacağımı bilmiyordum ama onu sevdiğimi, onun da beni sevdiğini hissettim.

Ertesi sabah kalktığımda kendimi o kadar yorgun hissediyordum ki, yataktan kalkmakta zorlandım. Kendimi kötü hissediyordum. Ona olanları söylemeden orayı terk edemezdim. Konuyu açmanın iyi mi kötü mü olacağına karar veremiyordum. Tek bildiğim hiç bir şey söylemeden oradan gidemeyeceğimdi. Walter, plajda, elleri başının altında uzanıyordu. Gece boyunca rüzgar etmişti ve deniz dalgalıydı. Yüksek dalgalar ard arda kıyıya vuruyordu.

Beni gördüğünde kalktı. "Solgunsun" dedi. Plajda yürümeye başladı. O kadar aşağılık hissediyordum ki kendimi konuşamadım. "Neden bir şey demiyorsun? Evet, biliyorum. Geceyi onunla geçirdin." dedi. O anda durdum ve birbirimizin gözlerinin içine baktık. "Evet, bana anlattı. Dürüstlük takıntısı olan kişilerdendir o. Söylemeden yaşayamaz. Ama onun hakkında kötü düşünme. Sadece acınası bir durumda. Artık o bile ne istediğini bilmiyor. İşte şimdi aramızın nasıl olduğunu gördün." Sesi ince ve acı doluydu. Kolumu kolunun üstüne koydum. "Ama umurumda değil" dedi. "Kendimi ne kadar uzakta hissettiğimi bir bilsen...ben de ne istediğimi bilmiyorum". Yavaşça kımıldadı. "Ben, ben de bilmiyorum".

Vrasti bile beni görmeye geldi ve hepsi birden- küçük çocuğu bile uyandırmışlardı- beni istasyona kadar uğurladılar. Vilma, ağzından tek bir kelime bile çıkarmadı. Solgun ve gergin görünüyordu.

Trene bindim , el sallamak için arkama döndüm. Onları son kez görüyordum. Bukleleri rüzgarda sallanan küçük çocuk, Vilma, şapkasını sallayan Vrasti... Ardından Walter dönüp yürümeye başladı, diğerleri de onu takip etti.

Yolculuk boyunca sadece onlar hakkında düşündüm. Geri döndükten sonra da uzun süre onlardan başka hiç bir şey düşünmedim ve hayatımdaki diğer insanlarla aramda hiç bir bağ hissetmedim. Walter'a bir çok kez yazdım ama bana hiç cevap yazmadı. Daha sonra, ortak tanıdıklarımız, küçük çocuğun öldüğünü, Walter ve Vilma'nın ayrıldığını ve kadının müzisıenle beraber yaşamaya başladığını söylediler.

 
Ekle: facebook Ekle: twitter

Kendini Geliştirmenin Yolları

GÜLMEK CİDDİ BİR İŞTİR GÜLMEK CİDDİ BİR İŞTİR

Miladi Takvimi Çevir


    

İbrani Takvimi Çevir