DÜNYANIN YARATILIŞINDAN BABİL KULESİNE
İLK YEDİ GÜN
Çok uzun zaman önce cennet,dünya,karanlık veya ışık yoktu.Bunun üzerine Allah Işık olsun dedi ve ışık oldu! Allah ışığı,günü ..karanlığı ve geceyi yarattı.Ve bu,birinci gündü.Fakat ikinci gün aydınlık olduğunda Allah işlerinin tamamlanmadığını gördü ve gökyüzü olsun dedi ve gökyüzü oldu! Üçüncü gün, Allah hala yapması gereken işler olduğunu gördü ve dünya adını verdiği kuru toprağı ve deniz adını verdiği suları yarattı.Böylelikle çabucak yeşillikler,bitkiler ve güzel meyveli ağaçlar yetişti. Dördüncü gün Allah her zaman aydınlık olması için güneşi ve yıldızları ekledi.Beşinci gün o kadar güzellik vardı ki Allah bu güzelliği tamamlamak için yaşayan varlıkları ekledi ve büyük balinaları,küçük balıkları ve yeşil ağaçların,toprakların ve derin mavi denizlerin arasında uçacak kuşları yarattı. Allah; tüm bunların iyi ve güzel olduğunu gördü ve altıncı gün her türlü hayvanı ekledi- ve sonra adamı yarattı! Yedinci gün işlere ara veren Allah o gün hiç bir iş yapmadı ve yedinci günü tüm yaşayan varlıkların dinleneceği bir gün yaptı. Doğuya doğru Eden adlı bir yerde bir bahçe yaptı ve yarattığı adamı oraya koydu.
EDEN BAHÇESİ
Eden bahçesinde güzel meyveler veren her çeşit ağaç vardı.Fakat Allah Eden bahçesinde iki ağaç daha dikmek istedi.Biri hayat ağacı; diğeri ise İyiyi ve kötüyü bilme ağacı idi. Allah adamı Eden bahçesine koyduğunda ,ona;bahçeye iyi bakması gerektiğini ve bu işi karşılığında hakikat ağacı haricindeki tüm ağaçların meyvesinden yiyebileceğini söyledi. Hakikat ağacından yediği takdirde kesinlikle ölecekti.Ve Allah bu adama Adam ismini verdi . Ancak Adam tüm ağaçlara,kuşlara ve hayvanlara rağmen yalnızdı .O yüzden bir gece Adam uyurken Allah Adamın kaburgalarından birini alarak bu kaburgadan bir kadın yaptı.Ertesi sabah Adam uyandığında Allah kadını Adama götürerek ,ona kadın deneceğini çünkü kadının Adam'ın bir kısmından yapıldığını belirtti.Kadın; Adamın eşi oldu ve Adam eşine Hava adını verdi.
YILAN
Bahçede
kötülük dolu bir yılan vardı ve Havaya şunu sordu:
Allah,size bahçedeki ağaçlardan
KAİN
VE EVEL
Adam
ve Hava Allahın dediği gibi yaptılar;toprağı
sürdüler ve kendi meyvelerini yediler.Bir zaman sonra Kain
ve Evel adında iki oğulları oldu.
Evel
çoban,Kain çiftçiydi.Her ikisi de doğru zamanın
geldiğine inandıklarında Kain ürününün bir
kısmını
,Evel de sürüsünün en besili kuzusunu Allaha
sundu.Allah Evelin sunusunu çok beğendi ancak
Kayinınkinin o kadar da iyi olmadığını
düşündü.Kain Allaha
çok gücendi .Ve Allah ona şöyle dedi:
Kain,neden kızgınsın ? Eğer toprağında
iyi çalışırsan sununu beğenirim ama
gayret gösterip özenmezsen beğenmem Fakat Kain cevap
vermek istemedi ve içindeki öfke o kadar büyüdü ki ;Kain
ve Evel tarlada birlikte çalışırken Evele
vurdu ve Evel bir daha kalkamadı! Allah bunu gördü ve
seslendi: Kain, ne yaptın?Öz kardeşini öldürdün
ve bunun için burdan gitmeli ve bir daha asla geri dönmemelisin.
Kain; bilmediği yerlere giderse tehlikeler içinde olacağını
söyledi ve Allah
ona şöyle söyledi: Seni kim öldürürse yedi nesil
sonra cezasını
çekecektir Sonra Kaina bir işaret koydu; böylelikle
onu görenler bunun Allahın işareti olduğunu
bilecek ve ona zarar vermeyeceklerdi .Daha sonra Kain
Edenin doğusundaki Nod topraklarına gitti.Uzun
seneler dolaştıktan sonra evlendi ve Enoh isminde
bir oğlu oldu.Kain oğlunun adını
taşıyan bir şehir kurdu.
Allah;
Adam ve Havaya Şet ismini koyduklari üçüncü bir oğul
verdi.Adam ve Hava Allahın onların geçmişteki
günahlarını
affettiğini ve dünyanın bir çok insanın
yaşadığı
bir yer olacağını anladılar. Fakat insanlar çoğaldıkça; kötülük
de arttı.
NOAH
VE GEMİSİ
Allah;insanların
çok kötü olduğunu gördü
ve yarattığı
tüm insanları, hayvanları,sürüngenleri ve
kuşları yok etmeye karar verdi.Fakat Allah,Noah
ismindeki yaşlı adamı kurtarmayı
düşündü.Noah; dürüst ve iyi bir insandı
; oğulları Şem;Ham ve Yefet de öyleydiler.
Allah; Noaha şöyle dedi: Gofer ağacından ,içinde ve dışında odaları olan bir gemi yap.186 m. uzunluğunda,31 m. genişliğinde, 18 m. yüksekliğinde olsun ve üstünde küçük bir pencere ile kapısı olsun.Bu gemiye, karını ,çocuklarını ,eşlerini ve torunlarını getir.Yaşayan her canlı varlıktan bir dişi bir erkek olmak üzere ikişer tane ve temiz olan hayvanlardan (kaşer) yedişer tane ve uzun bir yolculuğa yetecek kadar yiyecek yükle .Çünkü geminin inşaatı biter bitmez, en son hayvan gemiye biner binmez ve kapı ile pencere sıkı sıkı kapanır kapanmaz dünyada tufan meydana getireceğim ve herkes suların altında kalarak yok olacak.
TUFAN
Noah;
Allahın söylediğini yaptı.Karısını,
çocuklarını ;çocuklarının eşlerini
, torunlarını ve her hayvandan ikişer tane
alarak gemiye bindi..Gemiye son hayvan biner binmez ve küçük pencere ile kapı sıkıca
kapanır kapanmaz Allah , kırk gün kırk
gece tufan şeklinde
yağmur yağdırdı.Gemi dalgalar
sayesinde suların
üzerinde yükseldi
ve suyun üzerinde güvenli bir şekilde yolculuk
etti.
TUFAN
SONA ERER
Allah,
Noahı ve onunla birlikte gemide bulunan tüm canlıları
hatırlayarak suları indirdi; daha fazla yağmur
yağdırmadı ve gemiyi
Ararat dağının tepesine oturttu.
Noah,
toprak kuruyunca dönsün diye bir kuzgun; ve eğer
dünyada hala su varsa dönsün diye de bir guvercin
yolladı.Güvercin geri dönünce Noah gemide yedi gün
daha kaldı.Sonra güvercini tekrar yolladı. Yedi gün
bekledi ve güvercin geri dönmeyince suların çekildiğini
anladı. Sular
çekilmiş , toprak kurumuştu!
Noah,
karısı , oğulları , oğullarının
eşleri , torunları; her hayvanı; böcekleri
ve kuşları alarak gemiyi terketti ve tekrar karaya
geri döndü. Allah Noaha şöyle dedi: Bir daha dünyayı
lanetlemeyeceğim ; dünya var oldukça tohum ekme zamanı,
hasat zamanı, yaz , kış , gece ve gündüz de
olacak demektir.
GÖKKUŞAĞI
Allah
, Noahı kutsayarak
bir daha dünyayı yok etmek üzere tufan meydana
getirmeyeceğine dair ant verdi ve bu andın bir işareti
olarak şöyle
söyledi: Gökkuşağını
bulutların arasına koyacağım; ve dünya
üzerine bulut getirdiğimde bu gökkuşağı
bulutlardan görünecek. Onun üstünden bakacağım
ve sana ve dünyada yaşayan tüm canlılara verdiğim
andı hatırlayacağım .
BABİL KULESİ
O zamanlar dünyadaki herkes tek bir dil konuşuyordu ve ne kadar uzağa giderlerse gitsinler birbirlerini anlayabiliyorlardı.Fakat; tabii ki dünyanın sadece küçük bir bölümünü gezebilmişlerdi.Doğuya doğru ilerledikçe yoruldular ve Şinar adını verdikleri bir yere yerleştiler.Burada bir şehir ve Allah katına ulaşabilecekleri bir kule inşa etmeye karar verdiler.Herkes yardım etti ve kısa zamanda kule bulutlara kadar yükseldi.Allah ,kullarının ne yaptığını görünce çok üzüldü ! Allah katı göksel bir kutsallığa sahipti ve buraya bir kule inşa ederek ulaşamazlardı.Eğer insanlar birbirlerini anlayabildiklerinden dolayı bunu yaptılarsa Allah Babil insanlarını dünyanın dört bir yanına dağıtmak ve birbirlerini anlamamaları için çeşitli diller yaratmak zorunda kalacaktı.Ve Allah bunu yaptı ; böylelikle Babil kulesi ve Babil şehri aynen olduğu gibi kaldı.