ALTIN MENORA
Çok çok uzun zaman önce, Yeruşalayimde Bet-Amikdaşta altından yapılmış yedi kollu büyük bir şamdan- menora -dururmuş. Bu menoranın yanında ise içinde saf zeytinyağı olan altın bir şişe varmış. Her gün Bir Kohen menorayı zeytinyağıyla doldurup, onu yakarmış. Menora yandığında alevleri öylesine parlaklık saçarmış ki Yeruşalayimin tüm tepeleri aydınlanırmış.
Derken
bir gün Romalı askerler gelmiş. Yeruşalayimi ve Bet-Amikdaşı
yakmışlar. Altın menorayı ve Bet-Amikdaştaki tüm
hazineleri çalarak bunları başkentleri Romaya götürmüşler.
Komutanları Titüsün önünde eğilen askerler şöyle demişler:
Yeruşalayim
ve yahudilerin mabetleri yıkılmıştır. Size bunun kanıtı
olarak altın menorayı getirdik. Yahudilerin ülkesi artık yok ve
bir daha hiç yükselmeyecek. Bu sözler üzerine altın menoranın
parıltısı sanki utanırcasına gittikçe kararmış
ve tamamen kaybolmuş.
Romalı
komutan Titüs adamlarına şöyle emretmiş:
Romanın
tam ortasına mermerden yapılmış muhteşem bir kemer inşa
etmenizi istiyorum. Mermerin üzerine de Yeruşalayimden yedi kollu
menorayı omuzlarında taşıyarak geri dönen Romalı
askerlerin resmini
oyun. Bu oymanın altına da Yehuda esir alınmıştır
sözlerini kazıyın.
Titüsün askerleri zafer kemerini inşa etmişler. Çok büyük ve etkileyici olmuş. Romaya gelip onu gören herkes Yehudanın kaybettiğini anlar olmuş.
Peki altın menoraya ne olmuş?
Zamanla
ortadan kaybolmuş.
Yıllar
sonra, yahudiler kendi topraklarına dönüp ülkeyi
tekrar inşa etmişler. Yeruşalayimi kendilerine başkent
seçip birbirlerine şöyle demişler:
Şimdi
yeniden kendi ülkemize sahipsek altın menorayı unutmayalım ve
onu İsrailin simgesi yapalım. Yehuda artık bir esir veya yıkılmış
değildir.Tüm ülkeler bizim yeniden topraklarımızda özgür olduğumuzu
görecektir. Yeruşalayim başkent olarak sonsuza kadar yaşayacaktır.
Ve yahudiler altın menorayı o toprakların simgesi yaptılar. Her iki tarafına bir zamanlar menorada yanan saf zeytinyağını hatırlatması için iki zeytin dalı yerleştirdiler. Tam altına da İsrail ismini yazdılar.