|
Derken
bir gün Romalı askerler gelmiş. Yeruşalayim’i ve
Bet-Amikdaş’ı yakmışlar. Altın menorayı ve
Bet-Amikdaş’taki tüm hazineleri çalarak bunları başkentleri
Roma’ya götürmüşler. Komutanları Titüs’ün önünde
eğilen askerler şöyle demişler:
“Yeruşalayim
ve yahudilerin mabetleri yıkılmıştır. Size bunun kanıtı
olarak altın menorayı getirdik. Yahudilerin ülkesi artık
yok ve bir daha hiç yükselmeyecek.” Bu sözler üzerine
altın menoranın parıltısı sanki utanırcasına gittikçe
kararmış ve tamamen kaybolmuş.
Romalı
komutan Titüs adamlarına şöyle emretmiş:
“Roma’nın
tam ortasına mermerden yapılmış muhteşem bir kemer inşa
etmenizi istiyorum. Mermerin üzerine de Yeruşalayim’den
yedi kollu menorayı omuzlarında taşıyarak geri dönen
Romalı askerlerin
resmini oyun. Bu oymanın altına da “Yehuda esir
alınmıştır” sözlerini kazıyın.”
Titüs’ün
askerleri zafer kemerini inşa etmişler. Çok büyük ve
etkileyici olmuş. Roma’ya gelip onu gören herkes
Yehuda’nın kaybettiğini anlar olmuş.
Peki altın menoraya ne olmuş?
Zamanla
ortadan kaybolmuş.
Yıllar
sonra, yahudiler kendi topraklarına dönüp ülkeyi
tekrar inşa etmişler. Yeruşalayim’i
kendilerine başkent seçip birbirlerine şöyle demişler:
“Şimdi
yeniden kendi ülkemize sahipsek altın menorayı
unutmayalım ve onu İsrail’in simgesi yapalım. Yehuda
artık bir esir veya yıkılmış değildir.Tüm ülkeler
bizim yeniden topraklarımızda özgür olduğumuzu görecektir.
Yeruşalayim başkent olarak sonsuza kadar yaşayacaktır.”
Ve
yahudiler altın menorayı o toprakların simgesi yaptılar.
Her iki tarafına bir zamanlar menorada yanan saf zeytinyağını
hatırlatması için iki zeytin dalı yerleştirdiler. Tam
altına da “İsrail” ismini yazdılar.
|