|
Parlayan
gümüşten yapılmış, muhteşem desenlerle oyulmuş ve
de üstünde “Eliyau Anavi” yazan bir kadeh... Sıradan
bir şarap kadehinden daha geniş ve de çok özel
tabanlı...
Aile
bu şarap kadehine özenle bakarmış.Bütün sene boyunca
kadeh bir dolapta dururmuş. Pesah’tan önce Seder’in
arifesinin yaklaşmasıyla aile bu kadehi raftan indirirmiş.
Seder yemeğini hazırlarlarmış ve Eliyau’nun kadehini
mumların, şarap şişesinin ve de matsotların yanına
koyarlarmış. Gümüş şarap kadehi masanın oldukça özel
görünmesini sağlamış.
Bir
yıl, Pesah’ın yaklaşmasıyla evin kadını bayram için
matsot ve 4 bardak için şarap almak istemiş fakat tüm
bunları alacak kadar yeterli parası yokmuş. Çok telaşlanmış
ve eşine giderek “Ne yapacağız? Bu yıl Pesah için
ne matsot ne de şarap alacak paramız bile yok. Nasıl
iyi bir seder kuracağız?” diye sormuş.
Baba
cevap vermiş. “Değerli tek bir eşyamız var, o da
Eliyau Anavi için olan şarap kadehi. O gümüştür. Onu
satarak Pesah için matsot ve şarap alabiliriz. Bu yıl
Eliyau Anavi için dökeceğimiz şarabı cam bardağa
doldururuz.”
Çocuklar
çok üzülmüş. Babalarına “Başka bir şey satamaz mıyız?
O muhteşem şarap kadehini satmak istemiyoruz.
Eliyau’nun bardağından ayrılmak istemiyoruz!” demişler.
Babaları
onlara bakarak “Çocuklar çok üzgünüm. Şarap
kadehini satmak zorundayız. Satacak daha değerli bir şeyimiz
yok.” diye cevap vermiş.
Anneleri
de onlara dönerek “Babanız haklı. Şarap kadehini
satmalıyız. Eğer satarsak
Pesah için matsot ve şarap alabilir, iyi bir
seder yapabiliriz.” demiş. Dolaptan Eliyau’nun bardağını
çıkararak onu kağıda sarmış ve de gümüşçüye götürmüş.
Kadehi satarak aldığı parayla da bayram için şarap,
matsot ve biraz yiyecek almış.
Bayram
gecesi bütün aile seder için masaya oturmuş. Eliyau
Anavi için olan şarabı cam bir baradağa boşaltmışlar.
Masa bu yıl diğer yıllarda olduğu gibi
şık ve özel gözükmüyormuş. Yalnızca bu da
değil, anne, baba ve çocuklar da daha önceki yıllardaki
kadar mutlu değillermiş. Çocuklar seder masasına bakıp
şöyle düşünmüşler: “Bu bayram diğer yıllardan
çok farklı. Bu yıl bir şeyler eksik.”
Masanın
etrafında oturmuşlar ama hiç kimse bir kelime dahi
etmiyormuş. Baba çocuklara bakmış ve “Üzgün
olmamalıyız. Her yılki gibi Agada’yı okuyup mutlu
olmalıyız. Sade bir bardağa onun için şarap doldurmuş
olsak da Eliyau Anavi gelip bizi ziyaret edecek.” demiş.
Baba
Agada’yı okumaya başlamış. Anne ve çocuklar mutlu
olmaya çalışmışlar. Agada’yı dönüşümlü olarak
okumuşlar ve kalpleri yavaş yavaş sevinçle dolmuş.
Daha önceleri olduğu gibi masa yine gözlerine şık gözükmüş.
Gösterişsiz sade şarap bardağı bile sattıkları gümüş
kadeh kadar özel görünmüş.
Agada’yı
okurken birden kapı çalmış. “Bu kim olabilir ki? Her
Yahudi evinde seder masası etrafında otururken kim
gecenin bu saatinde sokaklarda dolanabilir ki?” diye düşünmüşler.
Evin
en küçük oğlu kapıyı açtığında dışarıda yaşlı
bir adamın durduğunu görmüş. Sırtında bir çanta taşıyormuş.
Yaşlı adam “Ben bu ülkede seyahat eden bir Yahudiyim.
Seder yapabilecek bir ailem yok. Sizin seder masanıza
katılmama izin verir misiniz?” diye sormuş.
Anne
ve baba “Basit evimize hoşgeldiniz. Girin ve bize katılın.
Masamız başkalarınınki kadar çok özel veya gösterişli
değildir ama her zaman bir fazla kişinin katılımına
yetecek kadar yiyecek ve odamız vardır.” diye cevaplamışlar.
Yaşlı
adam aileye katılarak hep birlikte Agada’yı okumuşlar.
Eliyau Anavi için kapı açıldığında yaşlı adam
herkesin sade şarap kadehine baktığını görmüş.
Onlara “Neden cam şarap bardağına bakıyorsunuz?”
diye sormuş.
Anne
ve baba sessizce oturarak hiçbir şey söylememişler,
ama çocuklar bir zamanlar nasıl farklı bir şarap
kadehleri olduğunu ve bu parlak gümüş kadehinin üstünde
harika motiflerle Eliyau Anavi yazısının kazılı olduğunu
anlatmışlar. O şarap kadehi sıradan bir bardaktan daha
genişmiş. Özel bir şekli varmış ve de gümüş bir
tabanı varmış.
“Büyükbabamız
bu şarap kadehini babamız bar-mitsva yaptığı zaman
vermiş ve o günden beri ona çok iyi baktık. Fakat bu yılki
bayramda şarap, matsot ve yiyecek alabilmek için onu
satmak zorunda kaldık. Eğer onu satmasaydık, Seder
yapamıyor olacaktık.” diye anlatmışlar.
Yaşlı
adam çocukların hikayesini dinlemiş ve başını sallamış,
ama hiçbir şey söylememiş.
Sederi
bitirdikten sonra herkes masayı kaldırmaya yardım etmiş,
bulaşıklar yıkanmış ve her şey yerine kaldırılmış.
Ailenin her bireyi Eliyau’nun kadehinin bulunduğu dolabın
önünden geçerken boş rafa bakmış ama kimse bir
kelime etmemiş.
Daha
sonra misafirlerinin yatağını hazırlamışlar ve
herkes uykuya dalmış.
Aile
sabah uyandığında yaşlı adamın yatağının boş
olduğunu görmüş. Dolapta eski kadehin durduğu rafa
baktıklarında onun yerine yeni bir şarap kadehinin
bulunduğunu görmüşler. Bu da pasparlak gümüşten yapılmış.
Bunun da özel bir tabanı ve üstünde harika işlemelerle
“Eliyau Anavi” yazısı varmış. Sattıkları şarap
kadehinin aynısı gibi görünse de bu kadeh biraz daha
farklı ve de daha bile güzelmiş.
Hepsi
birbirine “Dolabımıza bu kadehi kim koydu? Bunu buraya
biz koymadık ve evimize gelen tek yabancı yaşlı adamdı.
Bu şarap kadehini belki buraya o bırakmıştır. Ama o
kim?” diye sormuşlar.
Ama
hiç kimse bu gizemi çözememiş. Kimse onun kim olduğunu
bilmiyormuş.
Peki
siz yaşlı adamın kim olabileceğini ve şarap kadehinin
nereden gelmiş olabileceğini bildiğinizi düşünüyor
musunuz?
|