|
Böylece Kral Şlomo
komşu krala sordu; “Lütfen, bana en güçlü ağaçlarınızı
yollayın ki Tanrımız için Kutsal Tapınağı inşa
edebileyim.”
“Elbette.” Diye
cevap verdi diğer kral.
Kral Şlomo diğer
bir krala; “Tanrımız için Kutsal Tapınağı inşa
edebilmem için bana lütfen en iyi taşlarınızı yollayın.”
Dedi.
“Elbette.” Diye
cevap verdi diğer kral.
Krallar en güçlü
ağaçlarını ve en iyi taşlarını Yeruşalayim’ deki
Kutsal Tapınağın inşaatı için yolladılar. Aynı
zamanda en iyi ustalarını da göndermeyi teklif ettiler.
O gece Şlomo ilginç
bir rüya gördü. Tanrının bir meleği ona göründü
ve
konuştu: “Yeruşalayim Kralı Şlomo! İnşa
etmek istediğin tapınak bütün İsrael halkına aittir.
Bu yüzden tapınağı başka ülkelerin işçileri değil,
İsrael halkı, her biri yapabileceğinin en iyisini
yaparak, inşa etmelidir.”
Sabah, Kral Şlomo
kalktığında meleğin sözleri hala kulaklarındaydı.
Kendi kendine “Melek haklı!” diye düşündü. “Eğer
halk tapınağı kendi elleriyle yaparsa; Onu daha da çok
sever.”
Kral bütün halkını
sarayının önünde topladı.
“ Ey İsrael Halkı!
Zenginler ve fakirler, soylular ve subaylar, Kohenler ve
Leviler” diyerek sözlerine başladı, “Burada Yeruşalayim’de,
Tanrımız için özel bir ev, kutsal bir tapınak inşa
etmek istiyorum. Aranızda kura çekeceksiniz ve her
biriniz tapınağın başka bir kısmını yapacak. Böylece
tapınak her birinizin ve hepimizin bir parçası
olacak.”
Bilge Kral Şlomo dört
parça kağıt hazırladı. Birinin üzerine “Kuzey”,
diğerinin üzerine “Güney”,
üçüncüsüne “Doğu” ve sonuncusuna “Batı”
yazdı. Her grup bir kağıt seçti.
“ Bizim kağıdımızda
Doğu yazıyor.” Diye haykırdı zenginler.
“Siz tapınağın
Doğu Duvarını inşa edeceksiniz.” Diye cevap verdi Şlomo.
“Bizim kağıdımızda
Kuzey yazıyor.”Diye
haykırdı subaylar ve soylular.
“Siz Kutsal Tapınağın
Kuzey kısmını, ayrıca sütunları ve merdivenleri
yapacaksınız.”diye cevap verdi Şlomo.
“Bizim kağıdımızda
Güney yazıyor.” Diye haykırdı Kohenler ve Leviler.
“Siz Kutsal Tapınağın
Güney kısmını yapacaksınız ve ayrıca kutsal bölmeyi
yapıp perdesini de dokuyacaksınız.”Diye cevap verdi
Şlomo.
“Bizim kağıdımızda
Batı yazıyor.” Diye haykırdı yoksullar.
“Siz Kutsal Tapınağın
Batı Duvarını inşa edeceksiniz.” Diye cevapladı Şlomo.
Çalışma başladı.
Zenginler, soylular, subaylar, Leviler ve Kohenler kendi
adamları arasından, onlar yerine çalışacak işçi ve
ustaları
işe aldılar. “İnşaatı yapabildiğiniz kadar
çabuk yapın,” diye emrettiler. “Fakat çok dikkatli
çalışın. Kutsal Tapınağın çok güzel ve çok özel
olmasını istiyoruz. Emeğiniz için size iyi bir ödeme
yapacağız.”
Fakat yoksulların
kendilerine yardım edecek işçilere ödeyecek paraları
yoktu. “Biz de payımıza düşenin Kutsal Tapınağa
yaraşır şekilde olmasını isteriz.” Dediler. “Bırakın
bu işçileri seyredelim ve işimizi nasıl yapacağımızı
onlardan öğrenelim.” İşçileri dikkatlice
seyrettiler ve ondan sonra inşaata başladılar. Her
erkek, karısı ve çocuğu ile birlikte, çok fazla çalıştı.
Yaşlılar bile çalışabilecekleri kadar fazla çalıştılar.
Saatlerce, günlerce, haftalarca kendileri çalıştılar
ve
yüreklerinde Kutsal Tapınağın yapımı için
paylarına düşeni yapmanın sevinciyle çalıştılar.
İşlerini önce
zenginler bitirdi; onları soylular ve subaylar, Kohenler
ve Leviler izledi. Yoksullar en son bitirenler oldular. Ve
işte! Kutsal Tapınak bütün ihtişamıyla bitmiş bir
şekilde duruyordu.
Bunun üzerine Tanrı
melekleriyle konuştu. “Kutsal Tapınak benim evim,
fakat benim için en özel yeri Batı Duvarı. Bu duvarı
yoksul insanlar kendi elleriyle yaptılar. Emekleri benim
için çok değerli.
Yıllar sonra
Bet-Amikdaş
İsrael’ in düşmanları tarafından saldırıya
uğradığında, melekler Batı Duvarı’nın üzerinde,
onu korumak için kanat çırptılar. “Batı Duvarı
yoksulların el emeği,” diye haykırdılar. “Hiçbir
zaman yıkılmamalı.” Ve gerçekten de, Bet-Amikdaş
toprağa kadar yandı fakat Batı Duvarı güçlü bir şekilde
ayakta kaldı.
Üzerinden uzun yıllar
geçti. Yeruşalayim’de binalar yükseldi, binalar yıkıldı
fakat Bet-Amikdaş’ın Batı Duvarı hala yerinde
duruyor.
|