(SUKOT)
KUTSAL SUKA?  

          Rusya’da bir köyün hahamı olan Mordehay kutsal bir adammış.  “Artık Eretz Yisrael’e gitme zamanım geldi” diye karar vermiş bir gün.  Rusya’dan yolculuk çok uzun sürdüğünden yanında pek az şey götürmüş.  Ama geride bırakamayacağı bir şey varmış: babasının sukası. 

          O suka çok özelmiş.  Birçok büyük Tora bilgini o sukanın içinde bayramı kutlamış.  İnsan duvarlarının içinde kutsallık hissediyormuş.  Rabi Mordehay Rusya’dan ayrılmadan önce zengin bir adam sukayı ondan satın almak istemiş.  O sukanın ne kadar özel olduğunu biliyormuş.  “Ne kadar para istersen veririm, ne olur bana kutsal sukanı sat” diye yalvarmış.  Ama haham satmamış.  “Bu suka benim için çok değerlidir” demiş. “Bana babamdan kaldı.”

            Erets Yisrael’e vardığında Rabi Mordehay Yeruşalayim’e yerleşmiş.  O ilk kış olağanüstü soğukmuş.  Hahamın yanındaki evde Hana adlı küçük bir kız yaşıyormuş.  O kış çok hastalanmış.  Ailesi çok fakirmiş.  Evlerini ısıtmak için odun alacak paraları yokmuş.  Ama Hana’nın iyileşmek için ısınmaya ihtiyacı varmış. 

            Haham her gün onu ziyaret ediyormuş.  “Bugün nasılsın Hana?” diye soruyormuş.  “Umarın Tanrı seni kısa zamanda tamamen iyileştirir.”  Ama küçük Hana her geçen gün daha da hastalanıyormuş.  Haham onun için hep dua ediyormuş ama hiçbir şeyin yararı olmuyormuş. 

            “Odun alacak paramız olsaydı” demiş endişeli anne ve babası hahama.  “Belki o zaman iyileşebilirdi.”

            Haham evine koşmuş ve kilerin kapısını açmış.  Değerli suka orada duruyormuş.  “Başka çare yok.” yiye düşünmüş.  Bir balta alarak sukayı küçük parçalara ayılmış.  Sonra da o tahtaları Hana’nın evine götürmüş.

            “Evimde fazladan odun vardı” demiş Hana’nın anne ve babasına.  “Lütfen evinizi ısıtmak için kullanın.  Tanrı’nın  yardımıyla Hana kısa zamanda iyileşecek.”

            Anne ile baba, tahtanın değerli sukadan geldiğini bilmeden armağanı minnetle kabul etmiş.  O hafta Hana tamamen iyileşmiş.