|
“Çok güzel de bunun için biraz küçük değil
misin?” diye sormuş annesi.
“Bir fikrim var” demiş babası. “Neden şimdi
biraz uyumuyorsun? Sonra gece benimle sinagoga
gelir, yorulup uykun gelinceye kadar kalırsın.”
Bu fikir David’in pek hoşuna gitmiş.
O gece David babasıyla sinagoga gitmiş. Birlikte
oturup öğrenmeye koyulmuşlar. İkisi de çok
mutluymuş.
Ama saat 11’de David esnemeye başlamış, gözleri ağırlaşmış.
Bir daha esnemiş. Düşünmek ona giderek daha zor
geliyormuş.
“Birkaç
saniye gözlerimi kapatayım” diye düşünmüş.
“Sonra yine öğrenmeye hazır olurum.”
Gözlerini
yummuş ve derin bir uykuya dalmış. Rüyasında Moşe
Rabenu ‘yu uzun bir masanın başına oturmuş olarak görmüş.
En büyük liderler de etrafındaymış. Rabi Akiva,
Hillel, Rambam ve daha birçokları bir araya gelmiş, öğreniyorlarmış.
“Neden
bize katılmıyorsun?” diye seslenmiş Moşe David’e.
David
şaşkınlık içindeymiş. “Bu büyük adamlar
onlara oturup öğrenmemi mi istiyor?”
“Bu
gece Şavuot” diye açıklamış Moşe.
“Binlerce yıl önce kutsal Tora’mız bize bugün
verilmişti. Bu gece ne kadar öğrenmek istediğini
gördük. Bizimle oturup öğrenirsen mutluluk duyarız.”
David,
Raşi ile Vilna Gaon’un arasına oturmuş ve Moşe’nin
Tora’yı öğretmesini dinlemiş.
Birden
David masanın üstüne şiddetle vurulduğunu duymuş.
“Daven Şaharit” zamanı” diye seslenmiş bir adam.
Sıçrayarak uyanmış. Ama ne rüyaymış.
“Uyuyakalmış olabilirim” demiş babasına “ama bu
gece ne kadar çok şey öğrendiğimi bir bilsen.”
|