|
Baron
bu gece büyük bir parti veriyor. En pahalı şarabından
yirmi kasa satın almak istiyoruz. Şimdi.”
“Ona
yardımcı olmayı çok isterdim” diye cevap vermiş
Hayim Mizrahi “ama şimdi iş yapamam. Bu gece
bizim kutsal Şabat’ımızdır.”
“Baron
senin en iyi müşterindir” diye kükremiş asker.
“Seni uyarıyorum. Bu şarabı satmalısın.
Bu akşam ihtiyacı var!”
“Baron’a
hizmet etmekten her zaman mutluluk duydum. Gerçekten
de o benim en iyi müşterim” diye cevap vermiş Hayim
Mizrahi “ama Şabat’ları asla.”
Askerler
gitmiş. Hayim Mizrahi’nin oğlu sormuş:
“Onlara mahzenin anahtarını verip parasını Pazar günü
alamaz mıydın?”
“Hiçbir
zaman kutsal Şabat’ta iş yapmadım, şimdi yapmaya başlayacak
değilim” diye açıklamış Hayim Mizrahi oğluna.
Askerler
o gece iki kere daha gelerek yirmi kasa şarabı istemiş.
Ama Hayim Mizrahi her seferinde reddetmiş.
Pazar
sabahı Hayim Mizrahi baronun şatosuna çağrılmış.
“Cuma akşamı” demiş baron “bana en iyi şarabından
yirmi kasa satmanı istedim ama sen reddettin.”
Hayim
Mizrahi dimdik durarak cevap vermiş: “Siz benim en iyi
müşterimsiniz sayın baron ama Şabat’ları iş
yapmam. Asla.”
Baronun
yüzünde bir gülümseme belirmiş ve demiş ki:
“Şimdi sana hikâyenin gerisi anlatayım. Cuma
sabahı komşu köyün kontu beni ziyaret etti. Bana
dedi ki Yahudiler paradan başka hiçbir şeye önem
vermez. Ona bunun doğru olmadığını söyledim.
Senin, Şabat olduğu halde bana yirmi kasa şarap satacağında
ısrarlıydı. Ne pahasına olursa olsun senin Şabat’ı
bozmayacağına yirmi altın liraya bahse girdim. Görüyor
musun, senin Şabat’a olan bağlılığın sayesinde çok
para kazandım.”
“Daha
da önemlisi,” demiş içinden Hayim Mizrahi “Şabat’a
gerçekten saygı gösterilmiş oldu”.
|