|
Yine
de yağmur yağmamış. Toprak hâlâ kuruymuş.
“Bu
benim suçum olmalı” diye düşünmüş haham.
“Daha fazla oruç tutacak, daha da çok dua edeceğim.
Belki o zaman Tanrı bize yardım eder.”
O
gece haham bir rüya görmüş. Rüyasında Tanrı
demiş ki: “Roş Aşana geliyor. Bakkal Aşer, Roş
aşana’dan önceki gün hazan olmalı.”
Haham
uyanmış. “Bakkal Aşer mi? Ama o doğru dürüst
okumayı bile bilmez. Duayı yönetemez ki.
Yanlış bir rüya görmüş olmalıyım.”
Ertesi
gece haham yine aynı rüyayı görmüş. Tanrı ona
yine Roş Aşana’dan önceki gün bakkal Aşer’in
hazan olması gerektiğini söylemiş.
O
sabah uyandığında haham “Aynı rüyayı iki kez gördüm”
demiş. “O zaman doğru olmalı.”
Aynı
sabah sinagogda haham Aşer’in yanına gitmiş ve “Roş
Aşana’dan önceki gün hazan olacaksın.” demiş.
Aşer
şaşkınlıkla hahama bakmış. “Yanılmış
olmalısın rabi. Ben duaların sözcüklerini
ancak okuyabiliyorum. Duaları yönetemem.”
“Başka
seçeneğin yok” diye cevap vermiş haham.
“Duaları sen yöneteceksin.”
Aşer
tallet ve tefilim’ini çıkarmış ve aceleyle
sinagogdan çıkmış. Herkes ne olacağını
bilemeden sessizce beklemiş.
Kısa
bir süre sonra Aşer, elinde dükkânda kullandığı
terazi, geri dönmüş. Aaron Akodeş’e doğru
ilerlemiş ve demiş ki: “Tanrım , bu benim dükkânımdaki
terazi. Bir kişiye bile yanlış tartarak haksızlık
etmediğime söz veriyorum. Roş Aşana’da yaptıklarımız
teraziye konur. Senin terazinle tartıldığımızda
lütfen bize merhamet et.”
Birkaç
saniye sonra dışarıda gök gürlemiş. Herkes koşmuş
ve sonunda yağmur yağdığını görmüş. Aşer’in
saflığı ve dürüstlüğü yüzünden Tanrı halka
merhamet etmiş ve yağmur yağdırmış.
|