|
Purim’den bir gün önceymiş. “Şalah manot’u
hazırlama zamanı geldi” demiş Sami karısına.
“Bu yıl arkadaşlarımıza nefis bademezmesi ile bir şişe
şarap verelim.”
“Yok, olmaz.” demiş Rahel. Onlara pandispanya
ile vişne şurubu vermek daha iyi olur.”
Gece boyunca tartışmışlar, her biri fikrinin niye daha
iyi olduğunu savunmuş.
Sabah olmuş, Sami sinagogdan döndüğünde hâlâ şalah
manot için ne verecekleri konusunda anlaşmış değillermiş.
“Bir fikrim var” demiş sonunda Sami. “Bilge
hahamımıza gidelim. Sana haklı olduğunu gösterecektir.”
“İyi fikir.” diye cevap vermiş Rahel. Karının
ne kadar akıllı olduğunu nihayet anlayacaksın.”
Çift ravın evine gitmiş. “Öyle değil mi?”
diye sormuş Sami hahama. “Şalah manot için
bademezmesi ve şarap vermek çok daha doğru olmaz mı?”
Bilge haham dinlemiş ve sakalını sıvazlamış.
“Haklısın Sami.” demiş. “Buna şüphe yok.
Ama Rahel ne düşünüyor?”
Rahel neden pandispanya ile vişne şurubu vermenin daha
iyi olacağını açıklamış.
Rabi derin derin düşünürken gözlerini yummuş.
“Rahel, söylediklerin çok doğru. Sen haklısın.”
Hahamın karısı mutfakta oturuyor, konuşmaları
dinliyormuş. Sonunda merakını yenemeyip odaya
girmiş ve kocasına demiş ki: “Önce Sami’ye haklı
olduğunu söyledin. Sonra da Rahel’in haklı olduğunu.
İkisi de haklı olamaz ki!”
Haham alnını ovmuş ve başını iki yana sallamış.
“Sevgili karıcığım, sen de haklısın.”
Bu arada Sami ile Rahel mutlu bir şekilde hahamın
evinden ayrılıyormuş. Haklı olduklarını
bilerek gülümsüyorlarmış. O yıl şalah manot için
bir şişe vişne şurubu, bir şişe şarap, bademezmesi
ve pandispanya vermişler.
|