|
O öğleden
sonra Şlomo’nun arkadaşı Yitshak sokakta bir çöp yığını
görmüş. “Bu da ne?” diye geçirmiş aklından
paslı bir metal parçasını eline alarak. “Eve götürüp
temizleyeyim.”
Yitshak bütün hafta boyunca bulduğu şeyi onarmış,
ovmuş ve parlatmış. Sonunda ışıldamaya ve yeni
imiş gibi görünmeye başlamış.
“Şlomo, unutma ki bu gece Hanuka” demiş annesi.
“Hanukiyanı hazırla, hep birlikte mumları yakalım.”
“Artık hanukiyam yok” diye cevap vermiş Şlomo.
“Odamı toplarken geçen hafta attım. Öyle eski
ve paslıydı ki.”
“Yazık olmuş” demiş annesi. “Korkarım
bizimle birlikte kendi Hanuka mumlarını yakamayacaksın.”
Kendini üzgün hisseden Şlomo komşu eve, arkadaşı
Yitshak’ı ziyarete gitmiş.
“Yitshak, o elindeki ne?” diye sormuş.
“İnanmayacaksın” diye cevap vermiş Yitshak.
“Biri bu büyük hanukiyayı çöpe atmış. Hep bir
hanukiyam olsun istemiştim ama annemle babam bana bir tane
alamıyordu. Onu geçen hafta bulduğumda böyle güzel
görünmüyordu. Eski ve paslıydı. Ama bir
hafta boyunca parlattım, şimdi yeni gibi duruyor.”
Şlomo hanukiyaya bakmış. Gözlerine inanamıyormuş.
“Bu benim hanukiyam. Onu bana geri ver. Çöpe
attığımda eski ve paslıydı. Şimdi harika görünüyor.
Onu geri istiyorum.”
“Ama ben buldum, şimdi benim oldu” demiş Yitshak.
“Sen onu çöpe attın.”
Şlomo biraz düşünmüş. “Haklısın”demiş.
“Hanukiya sende kalmalı. Sen buldun, onardın, o
artık gerçekten senin.”
O gece Hanuka mumlarını yakma zamanı geldiğinde Şlomo
ailesine katılmış. Annesine bakıp gülümsemiş.
“Arkadaşım Yitshak’ın ilk kez bir hanukiyası oldu.
Her zaman bunu istemişti. Onun için öyle mutluyum
ki.”
|