|
“Hanuka’yı benimle kutlamaya geldiğiniz için teşekkür
ederim.” demiş büyükanne Bella. “Siz harika
torunlarsınız ama artık hava karardı. Evinize
gitme zamanı geldi.”
“Yeni evimize taşındığımız ve artık sana yakın
oturduğumuz için öyle mutluyuz ki.” demiş İlana ona
veda öpücüğü verirken.
İki çocuk evlerine doğru yürümeye başlamış.
Aniden gökyüzü parlak bir şimşekle aydınlanmış,
ardından şiddetle gürlemiş. Sokaktaki bütün
ışıklar bir anda gitmiş.
“Işıklar kesildi!” diye bağırmış Yosi. “Üstelik
hava çok bulutlu olduğu için ay gözükmüyor. Hiçbir
şey görmüyorum.”
“Korkuyorum.” İlana ürpermiş. “Çok
da üşüyorum.”
“Endişelenme” demiş Yosi. “Evin yolunu
bulacağız.”
İki çocuk yürümeye devam etmiş ama karanlıkta hiçbir
şey tanıdık gelmiyormuş. Yürüdükçe
kendilerini daha da kaybolmuş hissediyorlarmış.
“Ben bu evlerden hiçbirini tanıyamıyorum. Ya
sen?” diye sormuş İlana.
“Endişelenme. Yakında yolumuzu bulacağız”
diye yatıştırmış onu Yosi ama o da korkmaya başlıyormuş.
“Bak, orada bir ışık var” diye bağırmış İlana.
“Görüyor musun?”
“Mümkün değil” diye cevap vermiş Yosi.
“Elektrikler kesik. Işık yok.”
“Ama bak, orada bir ışık var” diye ısrar etmiş İlana.
Yosi karanlığın içine bakmış. Gerçekten de çok
uzaklarda titreyen küçük bir ışık varmış.
“Haklısın.” demiş Yosi. “Bu bir ışık.
Oraya doğru yürüyelim.”
Çocuklar ışığa yaklaştığında parıldayan başka
ışıklar görmüş. “Bunlar Hanuka mumları”
diye bağırmış Yosi sevinçle. “Semtimize
geldik.”
Yosi ile İlana yakılmış Hanuka mumlarını izleyerek
evlerinin yolunu bulmuş. O yıl kendi küçük
Hanuka mucizelerini yaşamışlar. Işıkların
mucizesi.
|